1. 1.
    1928'de çıkarılan bir yasayla yazıda arap harflerinin yerine latin alfabesinin kullanılmasının uygulanmasıdır.
    cumhuriyet'in ilanından sonra gerçekleştitilen en önemli yenileşme hareketlerinden biridir.
    1 kasım 1928'de tbmm'de kabul edilmiş,
    3 kasım 1928'de ise resmi gazete'de yayınlanarak, "türk harfleri" resmi olarak da kabul edilmiştir.
    7 -1 ... cikarinbeniburdan
  2. 3.
    türk milletini yaratma adına ulu önderin harfler yoluyla sembolik milli kimlik kazandırma devrimidir.
    7 -4 ... cavit
  3. 4.
    araplar arap harflerini kullanıyor, bizim gibi latin harfini değil bizden ileriler mi? hayır değil dimi? hadi bakayım sen bi çay koy gel.

    (bkz: rampaların ustasıyım düz mantığının hastasıyım)
    12 -6 ... mmtyvs
  4. 5.
    m.k. atatürk'ün muasır medeniyetin temellerini attığı bir devrim olsa da,
    bir toplumu bir gecede okuma-yazman bilmeyen cahiller güruhuna çevirdiği aşikardır...
    devamı için ise ;
    Yirmi dokuz harfte sözde aydınlar,
    Yafta yazar, isim takar, başıboş.
    7 -7 ... xsentos
  5. 6.
    bu devrimin birincil amacı cağdaşlaşma değildir eskiyle olan bütün bağları koparmaktır. bugün ilerlemeyi ve gerilemeyi sadece alfabe çözecekse dönelim arap harflerine bitsin olalım yeniden dünyanın en ileri toplumu araplarla beraber...
    9 -4 ... mmtyvs
  6. 7.
    arapca degil de ingilizce, almanca kullanici adi secenlerin elestirmesinin komik durdugu devrimdir.
    8 -3 ... isla morada
  7. 8.
    Aslını inkar etmekle suçlayanlara Göktürk alfabesi , Uygur alfabesini öneriyorum. * Arap alfabesi kullanırken okuma yazma oranı kaçtı?
    7 -2 ... chuppa
  8. 9.
    uzun yazıyorum, latin alfabesini öğrendiysen dikkatli oku!
    "hmm şimdi düşünelim, evde balık besliyor musun, beslemiyorsan sen gaysin" düz mantığıyla yaklaşılıp komik duruma düşülen yorumlar yaptıran devrimdir. japonların binlerce yıldır kullanmakta olduğu, edebiyatını, kültürünü herşeyini borçlu olduğu alfabesi ile türklerin islamiyete geçirildiği zamanlarda kabullendiği ve erken zamanlardaki eserler dışında halktan kopuk divan edebiyatını türettiği, okuma yazma düzeyinin zaten çok çok düşük olduğu anadoluda birçok insanın bilmediği bir alfabeyi, arap alfabesini karşılaştırmak ne derece doğrudur tartışılır.
    her konuyu yaşandığı zamanın koşullarına ve durumuna uygun ölçüp biçerek yorumlamak gerekmektedir. yüzde 5'ler civarında okuma yazma oranının bulunduğu günün koşullarında harf devrimi, o milletin sahip olduğu değeri söküp almak değil zaten sahip olmadığı şeyleri ona vermek için eş zamanlı gelişmiş batı toplumlarına ayak uydurmasını sağlamak amaçlıdır. harf devrimi statik değildir, hem harfler değiştirilmiş hem de okuma yazma seferberliği başlatılmıştır. bugün arap topluluklarının çoğunda teknolojiyi takip etmek ve ticaret yapabilmek için, yabancı dil öğrenebilmek amacıyla insanlar latin alfabesi öğrenmektedir. bu süreç türkiye cumhuriyetinde kendiliğinden oluşacak şekilde kolaylaşmıştır.
    istemezuk diyerek yüzyıllarca geciktirilen matbaada arap harfleri ile basılmış çok eserimiz varmış da onlar heba olacakmış gibi yanıp tutuşmak, laf olsun diye don kişot'luk yapmak yersizdir, yazıktır.
    4 -3 ... ozz le grand
  9. 10.
    olaya bir de şu açıdan bakmaya ne dersiniz?

    biz uzaya füze gönderecektik

    "elif lam mim" öümüzü kesti.

    tabi koca bir halkın bir anda okuma yazma bilmez hale gelmesi önemsiz.
    5 -5 ... ibrahim kurban
  10. 11.
    şimdi öncelikle, bu entry'yi buraya girmeyi sağlayan, ulu önder'e teşekkür etmek elzem olmuştur.

    alıntılarla anlatayım;
    --spoiler--
    islamiyet'i kabul ettikten sonra yaklaşık bin yıl gibi çok uzun bir süre Arap harfleriyle okuyup yazmışlardır. Bu yüzden de Arap kültürü, Türklerin hayatının her alanında etkili olmuştur.

    Arap harflerinin kullanılmasıyla Arap ve Fars kültürünün etkisi altına giren Türkçe, zamanla bozuldu. Zaten Arap harfleri, Türk diline uygun değildi. Osmanlı aydın ve sanatçılarının da Türkçe'yi terketmeleriyle Arapça-Farsça karışımı melez bir dil olan Osmanlıca ortaya çıktı. Osmanlıca, sadece yabancı sözcükleri almakla yetinmedi, yabancı dillerin kurallarını da uyguladı. Bir yığın yazım, anlatım sorunlarıyla varlığını sürdürdü.

    Bu durumun içinden çıkamayanlar arasında daha Osmanlılar döneminde bile Latin harflerinin kabulünü isteyenler olmuştur.
    --spoiler--

    --spoiler--
    Herşeyden evvel, her gelişmenin ilk yapı taşı olan meseleye temas etmek isterim. Her vasıtadan evvel, büyük Türk milletine kolay bir okuma yazma anahtarı vermek lâzımdır. Büyük Türk milleti
    bilgisizlikten, az emekle kısa yoldan, ancak kendi güzel ve asil diline kolay uyan böyle bir vasıta ile sıyrılabilir. Bu okuma yazma anahtarı, ancak Lâtin esasından alınan Türk alfabesidir.Basit bir
    tecrübe, Lâtin esasından Türk harflerinin, Türk diline ne kadar uygun olduğunu, şehirde ve köyde yaşı ilerlemiş Türk çocuklarının ne kadar kolay okuyup yazdıklarını güneş gibi meydana çıkarmıştır.
    1928 (Atatürk'ün S.D.I, s. 345)

    Şurasını tecrübe ile ifade edeyim ki, hece ve alfabe yeniliği hakikaten çocukları güçlüklerden kurtaran, onlara küçük yaşta muvaffakiyet lezzetini tattıran en etkili vasıtadır. insanlar
    arasında kolay ve hevesli okumak vasıtasının temin edilmesi, hem millî gelişmeye hem de milletler arasında anlaşmaya çok hizmet eder. 1929 (Atatürk'ün T.T.B.IV, s. 543)

    Bizim âhenkli, zengin dilimiz yeni Türk harfleriyle kendini gösterecektir. Asırlardan beri kafalarımızı demir çerçeve içinde bulunduran, anlaşılmayan ve anlamadığımız işaretlerden kendimizi
    kurtarmak ve bu lüzumu anlamak mecburiyetindesiniz. Anladığınızın izlerine, yakın zamanda bütün dünya şahit olacaktır. Buna kat'i şekilde eminim. 1928 (Atatürk'ün M.A.D., s. 26)

    Yeni Türk harflerini çabuk öğrenmelidir. Her vatandaşa, kadına, erkeğe, hamala, sandalcıya öğretiniz. Bunu vatanperverlik ve milliyetperverlik vazifesi biliniz. Bu vazifeyi yaparken düşününüz
    ki, bir milletin, bir toplumun yüzde onu, yirmisi okuma-yazma bilir, yüzde sekseni, doksanı bilmezse bu ayıptır. Bundan insan olanlar utanmak lâzımdır. Bu millet utanmak için yaratılmış bir millet değildir; iftihar etmek için yaratılmış, tarihini iftiharla doldurmuş bir millettir! Fakat, milletin yüzde sekseni okuma-yazma bilmiyorsa bu hata bizde değildir. Türk'ün seciyesini anlamayarak kafasını birtakım zincirlerle saranlardadır. Artık mazinin hatalarını kökünden temizlemek zamanındayız. Hataları düzelteceğiz.Bu hataların düzeltilmesinde bütün vatandaşların çalışmasını isterim. En nihayet bir sene, iki sene içinde bütün Türk toplumu yeni harfleri öğreneceklerdir. Milletimiz yazısıyla, kafasıyla bütün medeniyet âleminin yanında olduğunu gösterecektir.
    1928 (Atatürk'ün M.A.D., s. 28)

    Türk harflerinin kabulüyle hepimize, bu memleketin bütün vatanını seven yetişkin evlâtlarına mühim bir vazife düşüyor. Bu vazife, milletimizin toptan okuyup yazmak için gösterdiği şevk ve aşka fiilen hizmet ve yardım etmektir. Hepimiz, hususî ve umumî hayatımızda rast geldiğimiz okuyup yazma bilmeyen erkek, kadın her vatandaşımıza öğretmek için can atmalıyız. Bu milletin asırlardan beri hallolunmayan bir ihtiyacı birkaç sene içinde tamamen temin edilmek,
    yakın ufukta gözlerimizi kamaştıran bir muvaffakiyet güneşidir. Hiçbir muzafferiyetin hazlarıyla kıyas kabul etmeyen bu muvaffakiyetin heyecanı içindeyiz. Vatandaşlarımızı bilgisizlikten
    kurtaracak bir sade öğretmenliğin vicdanî hazzı, mevcudiyetimizi doyurmuştur.
    1928 (Atatürk'ün M.A.D., s. 30)

    Yeni harfler bizi çok işgal etmelidir. inönü'ler, Sakarya, Dumlupınar arifelerinde ne kadar dikkatli, ne kadar uyanık, aynı zamanda ne kadar ümit dolu olduğumuzu düşününüz; yeni harfler meselesinde de o kadar dikkatli ve o kadar ümitli olmalıyız. Bu memleketin cidden mesut olmasını kalpten arzu edenler, bunca muvaffakiyetlerine rağmen hâlâ bu milletin dilini ve yazısını ilkel kavimlerin işaretleri gibi görerek ona hiçbir kıymet vermek lüzumunu hissetmeyenleri hakikate
    getirmeli, yeni harflere ve bu harflerle husule gelecek vaziyete bütün heyecanları, ümitleri ve ciddiyetleriyle ehemmiyet vermeli ve meşgul olmalıdırlar. Eğer bütün beynimizi demir çerçeve içinde bulunduran bu kıskacı parçalamazsak, bütün ihtilâl ve inkılâp muvaffakiyetlerinin mesut neticelerine rağmen parçalanırız. Kazandıklarımızla avunma ve bilhassa mağrur olmayı asla
    düşünmemeliyiz. Bundan sonra yapacaklarımızdan teselli vesilesi aramalıyız. 1928 (Yeni Türk Yazısı ile ilk Kıraat, 1928 s. 7)

    Türk harfleri, memleketin umumî hayatına tamamen uygulanmıştır. ilk güçlükler, milletin ülkü kuvveti ve medeniyete olan sevgisi sayesinde kolaylıkla yenilmiştir. 1929 (Ayın Tarihi, Sayı : 68, 1929, s. 5024)

    Kültür işlerimiz üzerine, ulusça gönüllerimizin titrediğini bilirsiniz. Bu işlerin başında da Türk tarihini doğru temelleri üstüne kurmak, öz Türk diline değeri olan genişliği vermek için candan çalışılmakta olduğunu söylemeliyim. 1934 (Ayın Tarihi, Sayı: 12, 1934, s. 23)

    Türk dilinin, kendi benliğine, aslındaki güzellik ve zenginliğine kavuşması için, bütün devlet teşkilâtımızın dikkatli, alâkalı olmasını isteriz. 1932 (Atatürk'ün S.D. I, s. 358)

    Türk dili kaynakları üzerinde edindiğimiz bilgiler, umduğumuzdan daha verimli çıktı. Şimdi, yalnız ana dilimizin öz varlıklarını bilmekle kalmıyoruz; bunların çok eski bir medeniyetin ilk ana dili olduğunu da öğrendik. (ibrahim Necmi Dilmen, Çığır Mecmuası, sayı: 74-75, 1939, s. 11;
    Mahmut Atillâ Aykut, T.D.K. Yıllık 1944, s. 63)

    Millî his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin millî ve zengin olması, millî hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili,dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil, şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek istiklâlini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır. 1930 (Sadri Maksudi Arsal, Türk Dili için)

    Millî bilincin ayakta kalabilmesi ve uyanık bulunması için dil ve tarih uğrunda çalışmaya mecburuz.
    (Enver Behnan Şapolyo, 1951 Olağanüstü Türk Dil Kurultayı, s. 53)

    Türk milletinin dili Türkçedir. Türk dili dünyada en güzel, en zengin ve en kolay olabilecek bir dildir. Onun için her Türk, dilini çok sever ve onu yükseltmek için çalışır. Bir de Türk dili Türk milleti
    için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk milleti geçirdiği nihayetsiz felâketler içinde ahlâkını, an'anelerini, hâtıralarını, menfaatlerini, kısacası bugün kendi milliyetini yapan her şeyin dili
    sayesinde muhafaza olunduğunu görüyor. Türk dili, Türk milletinin kalbidir, zihnidir.
    1931 (Afetinan, Türk Dili Dergisi, Sayı : 182, 1966 s. 90)

    Türk dili zengin, geniş bir dildir. Her kavramı ifadeye kabiliyeti vardır. Yalnız onun bütün varlıklarını aramak, bulmak, toplamak, onlar üzerinde işlemek lâzımdır. Türk milletini ve Türk dilini, medeniyet tarihinin ve kültür dillerinin dışında görmenin ne yaman bir yanlış olduğunu bütün dünyaya göstereceğiz. (Mahmut Atillâ Aykut, T.D.K. Yıllık 1944, s. 63)

    Öyle istiyorum ki, Türk dili bilim yöntemleriyle kurallarını ortaya koysun ve her dalda yazı yazanlar, bütün terimleriyle çoğunluğun anlayabileceği güzel, ahenkli dilimizi kullansınlar. (Afetinan, Türk dili Dergisi, Sayı: 182, 1966, s. 91)

    Klâsik etimoloji*'nin karışık görüşleri karşısında bizim teorimiz ve analiz metodumuz çok basit görünüyor. Fakat hakikat, ezelî ve ebedî hakikat, basittedir. Teorimizi bir dil kanunu olarak ilim âlemine tanıttığımız gün, Türklük için şanlı bir zafer günü olacaktır. (ibrahim Necmi Dilmen, Çığır Mecmuası, sayı: 74-75, 1939, s. 11; Mahmut Atillâ Aykut, T.D.K. Yıllık 1944, s. 63)

    3. Türk Dil Kurultayı'na gelen yabancı dil bilginlerini kabulü esnasında söylemiştir :

    Dünya dil âlimlerinin Türk âlimleriyle beraber çalışmaları, dil ilminin şimdiye kadar halledemediği birçok güçlüklerin hallini kolaylaştıracaktır. Bundan, büyük hakikatler de meydana çıkacaktır.
    1936 (Ulus gazetesi, 25.8. 1936)
    --spoiler--

    devamı; (#963861)
    5 -1 ... thedewil