1. 1.
    peygamberlik görevi sadece kur’ân’ı getirmekle bitmez; onu açıklamak, izah etmek ve nasıl tatbik edileceğini göstermek, onun görev sınırları içindedir. meselâ şu âyetler onun ilâhî görevlerinden bir kısmını belirtiyor:

    "o peygamber ki kendilerine meşrû şeyleri emreder, kötülükleri yasaklar, kendilerine güzel ve hoş şeyleri mübah, murdar şeyleri ise haram kılar, üzerlerindeki ağırlıkları, sırtlarındaki zincirleri kaldırıp atar."(araf 157)

    "allah ve resulü herhangi bir meselede hüküm bildirdikten sonra, hiçbir erkek veya kadın müminin, o konuda başka bir tercihte bulunma hakları yoktur. kim allah'a ve resulüne isyan ederse besbelli bir sapıklığa düşmüş olur."(ahzab 36)

    “peygambere itaat eden allah’a itaat etmiş olur."(nisa, 4/80)

    “peygamber size ne emretmişse alın, neyi yasaklamışsa ondan da kaçının."(haşir, 59/7)

    “de ki: eğer allah’ı seviyorsanız bana uyun ki allah da sizi sevsin" (âl-i imran, 3/31)

    evet, buna benzer âyetler peygamberimizin (asm) görevini, sadece kur’ân’ı insanlara getirmekle sınırlı olmadığını belirtiyor. bunu biraz açalım

    1. efendimizin (asm) bir görevi özet şeklinde olan âyetleri açıklamaktır: mesela kuran "namaz kılın" diyor ama namaz nasıl kılınacak? işte peygamberimiz (asm) "ben nasıl namaz kılıyorsam öyle kılın" diyerek ayet-i kerimeyi şekil ve muhteva olarak açıklıyor ve nasıl tatbik edileceğini gösteriyor.

    2. efendimizin görevleri arasında, anlaşılması zor olan âyetleri açıklamak da vardır. meselâ âyet-i kerîmede,“onlara karşı gücünüzün yettiği her türlü kuvveti ve cihad için ayrılıp eğitilmiş atları hazır tutun"(enfâl, 8/60)buyuruluyor. sahabe peygamberimize sormuş: “kuvvet nedir?” peygamberimiz (asm), “bilin, kuvvet atmaktır” diye üç defa tekrar etmiştir. her devrin değişen atma vasıtalarına süratle, vakit kaybetmeden ayak uydurmamızı emir buyurmuştur.

    3. sonra kur’ân-ı kerimin mutlak ve âm (sınırsız ve genel ifadeli olan) âyetlerini takyitle tahsis ediyor, yani onlara sınır getiriyor. meselâ,“allah alışverişi helâl, faizi ise haram kıldı.”(bakara, 2/275)buyuruyor. bu âyet-i kerîmeye göre her şeyin alışverişi helâldir. ama peygamberimiz (asm) buna bir sınır getirerek domuzun ve içkinin alışverişini yasaklamıştır. demek meşru alışverişin sınırlarını bu şekilde açıklamış oluyor.

    diğer bir örnek ise: “iman eden ve imanlarına zulüm bulaştırmamış olanlar, korkudan emin olmak işte onların hakkıdır ve doğru yola eriştirilenler de onlardır.”(en'am, 6/82)sahabe âyet gelince telâşlanıp peygamberimize sormuş: “hepimiz nefsimize zulmediyoruz?" peygamber (asm) "şirk pek büyük bir zulümdür" ayetini hatırlatarak buradaki zulmün şirk olduğunu açıklamıştır.

    4.peygamberimizin bir de şari' yönü yani, kuranda olmayan hükümleri koyma yetkisi var. mesela yiyeceklerden haram olanların isimleri iki âyet-i kerimede belirtilir. ama onların hiçbirisinde eşek eti geçmez. peygamberimiz (asm) hayber seferi sırasında, ehlî (evcil) eşek etini haram etmiştir.

    - bunlar niçin kur’ân’da açıklanmamış?

    kur’ân bütün teferruatı verseydi ciltlerle dolu bir kitap olurdu. halbuki bu da kur’ân’dan istifademizi zorlaştırır.

    peygamberimiz hz. muaz’ı yemen’e gönderiyor.“orada ne ile amel edeceksin?” diyor.

    hz. muaz “kur’ân’la amel edeceğim.” diyor

    “kur’ân’da bulamazsan?” diye soruyor peygamberimiz.

    “sizin sünnetinizle,” diyor hz. muaz. “sizin sünnetinizde bulamazsam, içtihadımla” diyor. peygamberimiz (asm) bundan çok memnun kalıyor.

    içtihadın gerekli olması hususunda, sünnetin delil olması hususunda bu delildir.

    bir sahabî diyor ki: “resulullahtan her duyduğumu yazardım. dediler ki, ‘resulullah da bir insandır. bazan öfkeli halde konuşur, herşeyini yazmak doğru değil" bunun üzerine vazgeçtim. ama duyduklarım aklımda kalmaz hale geldi. onun için yine peygambere gidip durumu anlattım.resulullah mübarek ağzını göstererek ‘bundan haktan başka birşey çıkmaz, yaz’ buyurdu.”

    hz. enes diyor ki: “ben resulullah'tan gündüzleri hadis yazar, geceleri tashih etmesi için ona okurdum.” ebu hureyre ve abdullah ibnu amr gibi sahabe efendilerimizin hadis yazdıkları defterleri vardı. yani hadisler efendimizden yüzyıllar sonra değil efendimiz hayatta iken yazılmaya başlanmıştır. hadisler ikinci hicrî asırda emevi halifelerinden ömer ibnu abdilaziz'le devlet eliyle kitaplaştırılmaya başlanmıştır. hadislerin tedvini budur.

    ömer ibnu abdilaziz (rahimehulllah), sünneti bilen ashab neslinin, arkadan da büyük alimlerin çeşitli sebeplerle birer birer hayattan çekilmelerini görerek hadîsin kaybolacağından endişe eder ve hadislerin tedvinini devlet eliyle başlatır.
    3 -6 ... nick kullanmam ben
  2. 2.
    uygulamak için.
    1 ... selvi boylum 06 85
  3. 3.
    Bu çocuğa dünden beri bedavaya ders veriyorum ama sanki anlamıyor.
    1.sünnetle hadis aynı şey değildir.
    2.Hadislerin yazılması kesinlikle yasaktır.
    Namazın nasıl kılınacağını hiç kimse buhariye bakarak öğrenmez.
    Evde annen baban kılarken deden kılarken görürsün bir iki detayıda sorarsın.
    Biz buna yaşayan sünnet deriz.
    Nesilden nesile aktarılır.
    Eğer namaz kılmak için hadis kitaplarına bakarsak namaz kılamayız.
    Meraklısı baksın buhari namaz kısmına birbirinle çelişen tonlarca şey vardır. Kafan karışır.
    Ayrıca araplar islam öncesinde namaz kılarlardı.
    Peygamberimiz sadece okunacak süreleri söylemiştir.
    Ayrıca tüm mezhepler farklı ritüeller uygular namazda.
    Örtünmeden abdeste farz sünnet vacibe kadar farklıdır.
    Daha uzun yazmayım kafanız karışmasın.
    Hadisler yazılırdı diyorsanız yeni sorularım var ama cevapları net olsun.
    Hadisler yazılırsa bu kadar ravi bu kadar senet sepet niye var.
    Alırsın enes b. Malik'in kitabını defterini yazarsın.
    Var mı o yazıları senet gösteren bir hadis kitabı.
    Boşuna uğraşmayın yok.
    Arkadaşlar devir bilgiye çabuk uğraşma devri.
    Eskisi gibi hoca dedi.
    Nurcu sorularla islamiyet yazdı risale de var devri değil.
    Dini bilgi kimsenin tekelinde değil.
    Lütfen az farklı kaynaklar okuyun.
    Böyle lise seviyesi bilgilerde ısrar etmeyin.
    Çocuk kandırmıyorsunuz.
    5 ... libary
  4. 4.
    ---hadislerin yazılması kesinlikle yasaktır.---

    Bu sizin uydurmanız

    Birincisi; yasak emri, Kur’an’ın nazil olduğu ilk döneme aittir. Yazmaya ruhsat ise, diğer zamanlar içindir.

    ikincisi; yasak emri, Kur'an'la birebir aynı sahife ya da levha üzerine hiçbir şeyin yazılmamasını kastetmektedir. Çünkü satır aralarına veya kenarlara yazılacak kelime ve cümleler, insana Kur'ân-ı Kerîm'denmiş gibi bir hüküm verdirebilirdi. Ruhsat ise, Kur’an’la aynı sayfada yazılmama durumuyla ilgilidir.

    Üçüncüsü; yasak, hadisleri ezberlemeden sadece yazıya dökenler içindir. O zaman hem yazı yazanlar az, hem doğru yazanlar nadir olduğu için, hadisleri ezberlemeden sadece yazıyla kaydedenlerin yanlış yazacakları endişesiyle yasak konmuştur. Ruhsat ise, ezber ile yazmayı birlikte yapanlara yöneliktir.

    Dördüncüsü; hikmeti ne olursa olsun, Hz. Peygamber (asm)'in yasak emri önceki zamanlara aittir, daha sonra verilen ruhsatla yasak hükmü nesh edilmiş, ortadan kalkmıştır.
    1 -4 ... nick kullanmam ben
  5. 5.
    Yazılı hadis kaynağı ismi vermenin dışında kaynağı ortaya koyarsanız pes edip kabul edeceğim.
    Enes b. Malik'in yazdığı hadisler nerede
    3 -1 ... libary
  6. 6.
    ---evde annen baban kılarken deden kılarken görürsün bir iki detayıda sorarsın.---

    Onların doğru kılıp kılmadığını kaynağına bakmadan bilemezsin. Onların doğru kılıp kılmadığını nereden bileceksin ? Bana bu sorunun cevabını ver. Ben de pes edeceğim.
    1 ... nick kullanmam ben
  7. 7.
    Bütün vizyonu mekke ve medineden ibaret olan kuran, arap yarımadasından çıkan müslümanların ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kalınca, dini referans alan yeni şeyler uydurmak gerekti...

    muhammet son peygamber benim diyerek yolu kapadığından, son peygamberin ağzından devam etmek gerektiğine karar verildi...

    Sonra; hadis uydurmacılığının çözüm olmadığı anlaşılınca peygamberlik velayet ve vahiy olarak iki unsurdan oluşur...
    vahiy kesildi ama velayet devam ediyor...ben allahtan ilham alıyorum faslı başladı ve hala devam ediyor...

    işin özeti yalan yalanı doğurur...
    5 ... kralzeus
  8. 8.
    Bu konuda yazmamın sebebi basit.
    Burada tartıştığımız arkadaşın görüşlerini 10 sene önce bende tek doğruymuş gibi savunuyordum.
    Çünkü bilgim bu kadardı.
    Zaman içinde okuyup araştırdıkça temel kaynaklara indikçe bilgim arttı bakış açım değişti.
    inatçı olmak bilgiyi artırmaz.
    Sorulan soruya cevap vermek içşn dürüst olmak lazım.

    Hadisler kesin bilgi kaynağı değildir.
    Tartışmalı bilgi kaynaklarıdır.
    içlerinde doğru olan sayısı fazla olsa bile temelde ciddi bir sıkıntısı vardır.
    Sözlü aktarımı sıkıntısını geçtim.
    Sözlü kaynak sosyal bilimlerde itibarlı değildir ama konu bu değil.
    Sıkıntı şu.
    Peygamberimiz bir sözü bir konuşmayı nerede hangi konu üzerine ne zaman yapmıştır.
    çok basit 5n 1k kıstaslarına soksak saplam hadis kalmaz.
    Sorun burada başlıyor.
    Cevap
    Bu kadar iyi müslüman neden yalan söylesin.
    Kardeşim bu bilim ilim değil bu çocukluk.
    Bu sahabe yalan söylemez inancı tamamen uyduruk bir inanç.
    Bu adamlar birbirini doğruyor ama yalan söylemiyor.
    Hz.ebu bekir'in oğlu hz. Osman'nın evini basıp öldürüyor ama yalan söylemiyor.
    Cemel vakadında binlerce sahabe ölüyor ama yalan söylemiyorlar.
    Olur mu lan böyle saçmalık.olmaz.
    Akıl sahiplerine bu örnek yeter.
    Yaşayan uygulanan sünnetle
    Hadis kitaplarını aynı şey sanıyoruz of of.
    Şimdi bir kaç soru daha bakın zor değil.
    En basit gündelik yerlerden.
    Peygamberimiz ayakta su içer mi.
    Ayakta işer mi.
    Hadi hadisçiler araştırın. Süpriz sonlu çıkmayacak korkmayın.
    2 ... libary
  9. 9.
    Kadında, atta ve evde uğursuzluk vardır. [1995-6617-ibn Mace-1995/1993 c.17 s.218 /6617], [Buhârî-Müslim-Ebû Davud-Tirmizî-Nesâî] Bk. Kur’an-27/47 7/131

    Namazın önünden kadın, eşek, siyah köpek, Yahudi veya domuz geçerse namaz bozulur. [2732-Buhârî-Müslim-Muvatta-Ebû Dâvud-Tirmizî-Nesâî] [2743-[Müslim-Ebû Dâvud-Tirmizî-Nesâî-ibnu Mâce] [6237- Müslim-Ebu Davud-Tirmizi-Nesai-ibn Mace] Bkz. Kur’an-107/4-6

    insanın insana secde etmesi uygun olsaydı, kadının kocasına secde etmesini emrederdim.[3293-Tirmizî] Bk. Kur’an-27/24

    Kadınların akılları kıt ve dindarlıkları eksiktir. [3307-Ebu Dâvud-Müslim-Buharî-ibnu Mâce] Bkz. Kur’an-39/18 4/1 49/11

    Cehennemdekilerin çoğu kadınlardır. [5374-Buhârî-Müslim-Nesâî-Muvatta-ibn Mace] [2075-Buhârî-Müslim] Bkz. Kur’an-7/179 72/15 33/35

    Burada bir kaç örnek var ve hepside hadiscilerin baştacı ettiği kişilerden alınma. Sondaki kuran atıfları kafanızı karıştırmasın çünkü o numaralar üstteki hadis denen şeylerin hangi sürenin hangi ayetini tahrif ettiğini gösteriyor. Bunları onayliyorsaniz sizce bir sorun yok ama olmaz böyle hadis diyorsanız o zaman hadiscilerde bir sorun var demektir.
    1 ... abaninaltindakisopa
  10. 10.
    hadislerin gerekli olmasının tek nedeni insanların sapıtmaması için. yani kendilerini tanrı ilan etmeden bu dünyadan defolup gitmelerini sağlamak. pardon, ahlaklı yaşamalarını sağlamak için. peygamberler bu kıçı kırık insanoğlunun 'tanrı' olma iddiasını 'törpülemek' için gelmiş ama yine de başarılı olamamıştır. peygamberden sonra tanrılık iddia eden düşünürler:

    ibn arabi
    hallacı mansur
    mevlana
    yunus emre
    gazali

    bütün mistik kökenli kişiler.
    ... jean piaget