1. 1.
    http://occupygezipics.tumblr.com/

    http://duvardageziparki.tumblr.com/
    4 -5 ... kamil in kardesi
  2. 2.
    (bkz: gezi parkı olaylarındaki gerçekler sıralı liste)
    1 -4 ... mob barley
  3. 3.
    mayıs ayının son haftası taksim meydanı projesi nedeniyle gezi parkı yerinde yapılması planlanan topçu kışlası avm projesine karşı olanların başlattığı hareketin zamanla ve çeşitli eylemlerce büyüyerek toplumsal bir refleks/ toplumsal bir olay halini almasıdır.

    basit bir oturma eylemi, gerek polisin eylemcilere karşı yaptığı ilk müdahale, siyasiler, provakatörler derken sadece istanbul taksim meydanında kalmayıp çeşitli şehirlere sıçramıştır.

    iyi ya da kötü etkisi zaman içersinde ortaya çıkacaktır.

    lakin bir yazarımsının aşağıdaki notları da dikkate alınmalıdır. şimdi çoğu birey aynen ve katıksız aşağıdakileri düşünüyor. siyaseten sandıkta pek etkisi görülmeyeceği de muhakkak. (bu lafımı yemek isterdim lakin zor)

    --spoiler--
    Şu, artık devlet katında bile kabul edilen bir gerçek: Masum bir protestoyla başlayan Gezi Parkı eylemlerine yönelik orantısız polis şiddeti, eylemleri büyütmüş, krizi yönetilemez hale getirmiştir.
    Şu da bildiğimiz ikinci gerçek: Bu eylem, bir ‘Tahrir anı‘ değildir. Muhtemelen sandık dengelerini de fazla sarsmayacaktır. Göstericilerin, kızgınlıklarını Tayyip Erdoğan’ın şahsiyetinde kişiselleştirmiş olmaları dışında, ortak bir dili, lideri, parti ya da ideolojisi yoktur. (inanmayan, zahmet edip Gezi Parkı’na gidip ‘çapuling’ faaliyetlerini gözlemlesin.)
    Ve tartışmasız üçüncü veri: Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ”Mesaj alındı” ve hemen ertesi gün Bülent Arınç’ın ”Biz de hata yapmış olabiliriz” açıklamaları, sadece sağduyulu çıkışlar değil, aynı zamanda sokaktaki tansiyonu da düşüren adımlardır.
    Bu durumda çözüm çok net... Hükümet, Topçu Kışlası projesinden vazgeçer; Başbakan, sert ve birçok kişi tarafından ‘aşağılayıcı’ diye tanımlanan üslubunu biraz yumuşatır; emniyet de biber gazında frene basarsa, bu iş kısa zamanda çözülür. Sokağın tansiyonu düşer. Pazara kalmaz, Gezi dışında diğer mekanlardaki gösteriler anlamsız hale gelir. Kamu düzeni kurulur. Medyada ‘Tamam artık tadını kaçırmayalım’ sesleri yükselir.
    Ve önümüzdeki hafta itibariyle Türkiye normale döner.
    --spoiler--

    ancak durum normale dönecek derken rte nin bambaşka planları olduğu yavaş yavaş ortaya cıkamaya basladı. siyasi manevraları bir kenara bırakırsak olayların çıkış anından çok nasıl büyüdüğü ile ilgilenmekteler. haliyle yine silivri, ergenekon şüphesi içine girmiş durumdalar;

    --spoiler--
    hükümet cenahında başka bir plan, ‘Eyvah birileri bize tuzak kuruyor’ korkusuyla oluşan bambaşka bir psikoloji var. Ak Parti tabanı, son 24 saattir keskinleşti. Bu olayı olduğundan daha organize, daha koordineli, daha ideolojik görme eğilimi var. Ak Parti’nin genelde başarılı bulduğum istanbul il Başkanı Aziz Babuşçu, bir kanalda Gezi dinamiğini ”Ak Parti karşıtlığını şiddete dayandıran CHP, işçi Partisi, TKP, ulusalcı, illegal örgütlerin yer aldığı bir başkaldırı hareketi” diye tanımlayarak ”27 Mayıs öncesi”, ”profesyonel senaryo”, ”mühendislik hesabı” gibi ifadeler kullandı.
    Dinlerken, ya ben dünyanın en saf insanıyım ya da bir yerlerde vahim bir analiz hatası var, diye düşündüm.
    Ak Parti cenahında basit bir itirazı duymamak için, komplo teorilerine sarılanlar var. Ekranlarda, bir zamanlar ‘ulusalcılardan’ duymaya alıştığımız ‘yabancı ajanlar’, ‘dış mihraklar’, ‘küresel sermaye’ gibi tezleri mi istersiniz, ciddi ciddi ‘Silivri’, ‘Ergenekon’, ‘asker’, ‘darbe’ gölgesi arayanları mı...
    Oysa Türkiye’de bürokrasinin nasıl işlediğini, ‘devlet’ aygıtının sürekli bir ‘tehdit’ algısıyla en basit meseleleri bile ne çapraşık sorunlara dönüştürdüğünü hepimiz biliyoruz.
    Gezi Parkı eylemi, hava cıva değil, illegal bir örgüt değil, sisteme yönelik dehşet bir tehdit de değil. Farklı kesimlerden (ve farklı nedenlerle) gelen cesur bir itiraz. Gençlerin öncülük ettiği, çok sesli bir koro.
    Bunu görmeden, anlamadan, Mübarek rejimi refleksleriyle twitter’a, facebook’a, gençlere saldırmak, hükümeti daha büyük bir krizin içine sokar. işte asıl o zaman Türkiye’nin imajı, kredibilitesi heba olur.
    --spoiler--

    umarız daha vahim hatalar ile tekrar başa dönmeyiz.

    sonucta yapılanlar siyasi bir olay/bir rant dan çok sesli bir itiraz.

    (bkz: 31 mayıs 2013 taksim gezi parkı direnişi)
    (bkz: 31 mayıs 2013 ekşi sözlük gezi parkı direnişi)
    (bkz: 31 mayıs uludağ sözlük taksim gezi parkı direnişi)
    (bkz: 6 7 haziran 2013 ekşi sözlük gezi parkı direnişi)
    (bkz: rakamlarla gezi parkı direnişi)
    (bkz: gezi direnişi gerçekleri)

    (bkz: beyaz saray dan gezi parkı direnişi açıklaması)
    (bkz: devlet kameralarından gezi parkı direnişi)
    4 -1 ... byoser
  4. 4.
    uludağ sözlük gezi parkı direniş müzesi
    uludağ sözlük gezi parkı direniş müzesi

    16 temmuz 2016 da cumhurbaşkanı erdoğanın konuşmasında yine yer eden park. 1 gece önce ölümden döndünüz ülkede uçaklar tanklar helikopterler insanları katletti yani ertesi gün aklınıza park mı geldi???????? ha hatırlatiyim o parktakiler fetö derken siz hoca efendi hazretleri diyordunuz. o parktakileri kadrolaşmış fetöcü polisler yerlerde sürüklerken siz ellerine sağlık diyordunuz...
    2 -1 ... el cid
  5. 5.
    kim ne derse desin, doğal çevre için yapılan bir savunmadan ziyade, alevilerin ve sol örgütlerin yaptığı bir terör eylemine dönüştüğü gerçeği var ortada. ilk günlerde şahsım da desteklemekteydim... Ama bülent arınç a iletilen talepleri gördükten sonra ne diyor bunlar dedim... 3. havaalanının ne alakası var bu eylemle? 3. köprü'nün ne alakası var. Bütün bunlar eylemle alakasız ve almanya-ingiltere eksekli devletlerin yapılmasını istemedikleri şeyler. ingilterenin kanalistanbul a karşı olmasıyla gezi parkının bağlantısı ne olabilir?

    http://www.youtube.com/watch?v=JHwOGVX9w3g+
    9 -11 ... kanla karisik yagmur
  6. 6.
    çevreciler tarafından başlatılmış, ağır polis saldırısı sonrası tüm türkiyeye dalga dalga yayılarak milyonları ilgilendiren sorunları dile getirmenin sembolü haline dönüşmüş direniştir.

    ilk başlarda gezi parkı'nı sermaye'ye ezdirmemekti. bugün yol ver gidelim taksim'i ezelime dönüştü
    2 -2 ... yani diyor ki
  7. 7.
    bir haftadan uzun bir süre önce, taksim gezi parkı'nın ranta dönüştürülmesine karşı sivil vatandaşın yasalarla sabit demokratik hakkı olan protesto eylemleri sonucu polisin orantısız güç kullanarak karşılık vermesiyle patlayan tepkiler iktidar despotizmine karşı adeta bir ayaklanmaya dönüştü. küçük bir grubun direnişi yıllardır toplum üzerindeki baskının patlamasına bir kıvılcım oldu. internetin gücüyle de geniş kitlelere yayıldı.

    internetin ön planda olmasında en büyük pay ana akım medyanın* olaylar karşısında üç maymunu oynaması, birkaç çapsız haberle geçiştirmesi olmuştur. buna internetin hızı ve ulaşım kolaylığı da eklenince internet üzerinden haberleşilip büyüyen, neredeyse her kesimden insanın tepki gösterdiği, sadece sanal mecralarla kalmayıp sokaklara döküldüğü direniş ve başkaldırma eylemlerine dönüştü.

    istanbul merkezde olmak üzere yurdun birçok şehrinde yapılan bu yürüyüşlere iktidarın ve polisin tepkisiyse çok sert oldu. bulundurulması dahi suç olması gerektiği tıbben kanıtlanmış olan biber gazı öyle bir kullanıldı ki polisin biber gazı stoğu tükenme noktasına geldi. kullanma talimatnamesinde bile yazdığı halde hedef alarak, vatandaşı yaralayıcı bir biçimde tabanca, tüfek gibi kullanıldı. biber gazının dışında tomaların da müdahaleleri genellikle kabul edilebilir çizginin çok dışında. polis şiddetinde daha vahim olan nokta ise yakaladığı vatandaşları sorgusuz, sualsiz öldüresiye dövmeleri, yargının görevine soyunmuşcasına ve büyük bir nefretle aslında düşmanı değil kendi ülkesinin vatandaşı olan sivil halka karşı olan insanlık dışı fiillerde bulunmaları. okuduğumuz ve gördüklerimiz tüyler ürpertici cinsten şeylerdi. empati kurup anlamaya çalışıyorum fakat hiçbir mazeret yaralanan, aşağılanan, ölüm tehlikesi atlatıp sakat kalan sayısız insana yapılanları mazur gösteremez. vatandaşa zulmedip sevinen, gösterilere muharebe gözüyle bakıp, protestocuları düşman belleyen, içindeki kötülüğü eyleme yansıtanlar açık bir şekilde ortada. namusuyla, aklıselimle işini yapan ve bu tablo karşısında istifa eden onurlu polis memurlarımızı tenzih ederim.

    polisin bu vahşetine karşı vatandaş da zaman içerisinde kendisini korumayı, karşı gelmeyi de öğrendi. daha organize ve bilinçli bir şekilde direnmeye devam etti, provokatörlere fırsat vermemeye çalıştı. bugün gelinen noktada şiddetin tamamen dinmemiş olduğunu görmekle birlikte azalarak, eylemlerin daha yaratıcı yöntemlerle de devam ettiğini* görüyoruz. televizyon kanalları ise ilk günkü suskunluklarını atlatıp haber yapmaya başladılar. vatandaşın medya protestosu da bunda etken oldu. fakat malesef olayların vahameti tam anlamıyla yansıtılamamakta halen. iktidar yanlısı medya gerçekleri boyayıp sunmaya devam etmekte. yorumcuların uzlaşmacı, toplumu germeyecek açıklamalar yapmaları normal belki ama artık kral çıplak diyebilmelisin kardeşim. iyi ki 'halktv', 'ulusal kanal' gibi iki güzide kanal var. internet ve uydudan da olsa takip edip bilgileniyoruz. facebook ve twitter üzerinden de provokasyon içerikli yalan haberler yayıldı malesef ama onlar da zaman içerisinde eleği geçemedi ve gerçekler her zamanki gibi görmesini bilene açık bir biçimde sergilenmekte. internet olmasa halimiz duman. gerçi şimdi de duman.

    gelelim iktidarın tutumuna. söylediklerini duymuşsunuzdur.olayların başından beri ortamı yumuşatıcı, uzlaşmacı açıklamalarda bulunmayıp aksine nefret ve öfkeyi körükleyen gerilimi arttırıcı açıklamalarda bulunuldu. özellikle t. erdoğan eylemcileri; azınlık, marjinal, çapulcu gibi sıfatlarla niteleyip üstelik kendi partisine oy verdiğini iddia ettiği %50lik halk kitlesiyle tehdit etti. demokrasi tarihinde eşine rastlanmayacak bir tutum doğrusu. demokrasiyle hiçbir biçimde bağdaşmayan bu yaklaşım açık bir provokasyondur. ayrıca iktidarın ve yandaşlarının eylemcilere karşı din elden gidiyor silahını kullanmaya çalıştığını da gördük malesef. bir başka nokta ise hak arama noktası olarak sadece seçim sandığının işaret edilmesi; demokrasi sadece seçimde oy kullanmaktan ibaretmiş gibi, protesto yasal bir hak değilmiş gibi. yıllardır ülkenin her bir yanındaki sorunlar katlanırken, iktidar tüm yetkileri halkına karşı dikte rejimine dönüştürmek üzere kullanıyorken bu eylemler için geç bile kalındı. tabiki seçimlerde vatandaş tepkisini koyacaktır, o ayrı. sadece seçimlerde vatandaşlık görevleri hatırlanmamalı, mevcut haliyle seçim sistemine fazla güvenilmemeli ve vatandaşın isyanı bu şekilde gözardı edilmemeli.

    başbakanın halkı umursamaz, uzlaşmadan uzak, diktatörce tutumu toplumda kamplaşmaya, çatışmaların dahada büyüyüp iç savaşa evrilmesine neden olabilir. bu noktada herkes söylediğine, paylaştığına çok dikkat etmeli. ne olursa olsun iktidarı savunmakta ısrar edenler, kendini muhafazakar olarak niteleyenler de meydanlara çıkanlara kulak vermeli, olanları anlamaya çalışmalı ve dinci provokasyonlara prim vermemeli. her şey toplumsal uzlaşma, dayanışma çerçevesinde ilerlemeli, bundan sonra neler yapılabileceği tartışılmalı, şiddet son bulmalıdır. tüm faaliyetler partiler üstü bir platformda ve milli/halkçı menfaatler doğrultusunda sürdürülmeli. provokasyon yapanlar, görevinin dışında taşan ve gereğini yerine getirmeyen polis ve vekiller tespit edilerek cezalandırılmalı gerekirse görevden alınmalıdır.
    3 -2 ... umutsuzlar parki
  8. 8.
    Halkın algıda gerçekleştirdiği en büyük devrimdir. http://blog.radikal.com.t...-direnis-ve-okunusu-24085
    4 -2 ... doganozcan
  9. 9.
    Gazetelerde çıkan haberlere (en azından Posta) göre emniyet, pazartesi gününe kadar eylemcilere müdahale etmeyecekmiş. Şimdi bunun ucu çok açık bir söylem. Arada görüşmeler mi olacak? O gün yine iş çığrından mı çıkacak?
    -1 ... asuregibisurat
  10. 10.
    eskişehirdeki eylemlerde mükemmel bir görüntü ortaya çıkmıştır. yaşlı bir teyze eylemci kardeşlerimize ekmek vs verirken görüntülenmiştir. helal olsun teyzemize. sen de unutulmayacaksın.

    http://www.youtube.com/wa...mbedded&v=MWwZ1XLS4t0
    1 -2 ... tshabalala