1. 1.
    metin yeğin'in kolombiya üzerine yazdığı bir makale.

    gerillanın barışı

    ''Yeni Kolombiya başkanı açıklama yaptı. Barış yanlısı bir başkan. Nobel ödüllü başkan Obama bile onun kadar barışçı değildir herhalde. Bir önceki hükümette savunma bakanıyken bunu pratikte göstermişti. Daha önce yazmıştım. Onun zamanında yirmi bin kişi -yazıyla yazdım sıfırlar karışmasın diye- yanlışlıkla gerilla sanılıp öldürüldü. iki milyon kişi köylerinden göç ettirildi. Vietnam savaşından beri kullanılan askeri terimle bölge temizlendi, süpürüldüler. iki binden fazla gazeteci, insan hakları aktivisti, örgütlenmeye çalışan sendikacı, işçi önderi ve parlamenterler öldürüldü.

    Kolombiya'nın yeni başkanı Santos barışçı bir kişi. Tam anlamıyla sükuneti savunuyor. Sükunete gömülmek denilebilir buna. Şimdi bir barış çağırısıyla başta Peru, Şili ve Meksika başkanları olmak üzere bir çok dünya liderini hoşnut kıldı. 'Öncelikle silahların bırakılmasını; FARC-ELN'nin elinde bulunan bütün tutukluların derhal bırakılmasını ve uyuşturucu kaçakçılığından vazgeçilmesini' istedi. Tam bir tribün şov.

    Önce yanlış bilinenden başlayayım. FARC-ELN'nin uyuşturucu kaçakçılığı yaptığına dair bugüne kadar hiçbir bağımsız kuruluşun tespiti yok. Bu kanaat gerillanın egemen olduğu bölgelerde koka ekiminin yapılmasından geliyor. Güney Amerika da Evo Moreles'in de BM de söylediği bir söz vardır. 'Kokadan iki kötü şey yapılır; Coca Cola ve kokain. ikisini de biz yapmıyoruz. ABD yapıyor.' Düşünsenize bir gün sabah akşam içtiğiniz çaydan uyuşturucu yapıldığını ve bu yüzden de vazgeçmenizi emrediyorlar. 'Plan Kolombiya' diye yazdığım bir yazı vardı. Gündem'de yazmıştım ve tarihine bakınca şaşırdım. 2005'de yazmışım. O günden bugüne sözde uyuşturucu ile mücadele eden ABD milyar dolarlar harcamasına rağmen uyuşturucu kaçakçılığı kat kat arttı. O zamanki önerimi tekrar ediyorum. Ordulara filan gerek yok. iki iyi muhasebeci ile uyuşturucu parasını ortaya çıkarırsınız ve bunun yanında eşantiyon olarak neleri neleri de ama böyle bir niyeti yok zaten kimsenin.

    Önerinin diğer maddesine hiç yabancı değiliz. 'Gerillanın öncelikle silahlarını bırakması.' Bu öneri özellikle Kolombiya için tamamen trajikomik. Çünkü gerilla bu önerinin daha da ciddisini 1984 yılında kabul edip silah bırakmış, seçimlere katılmıştı. Bir çok parlamenter, belediye başkanı seçtirdi. Ardından devlet hemen saldırıya geçip 3000 binden fazla parlamenter, belediye başkanı, yazar, gazeteci ve aktivisti katletti. Gerilla yeniden silahlı mücadeleye başladı. işin kötüsü bu öneriye sadece yukarda saydıklarım değil. Lula, Cristina Kirchner, Mauricio Funes ve Fernando Lugo da alkış tuttu. Bu 'Demokratik Güvenlik' politikasının bu destekçilerinden Lula'yı liberal pasifist diye bir kenara koyalım. Sol Peronist Kirchner'i hiç hesaba katmayalım. Paraguay devlet başkanı Fernando Lugo henüz geçen ay Paraguay Halk Ordusu gerilla liderini katleden güvenlik güçleri için ödül törenleri yaptı ama ben El Salvador'un eski gerillaları FMLN'nin seçtirdiği devlet başkanı Mauricio Funes'i hiç anlamıyorum. Kendisi gerilla değildi ama FMLN'nin silahlarını barış imzalandıktan 2 yıl sonra BM aracılığı ile bıraktığını yakından biliyor. O günlerde gazeteci iken bunu da cesurca savunanlardan biriydi. (işin daha da kötüsü barış anlaşmasından sonra iki eski gerilla komutanı şu anda FARC-ELN' ye karşı CiA ile birlikte savaşmakta.)

    Şimdi sıkı durun bu koroya birde Chavez katıldı. Gerçi 2005'de de Kolombiya ile savunma anlaşması imzalamıştı. Şimdi de yeni hükümetin barışçı çabalarına olumlu bakılmasını talep ediyor. Yaklaşan seçimler, sağın yükselişi karşısında Kolombiya safrasını şimdiden kenara koydu. Her ne kadar bu açıklamaları Latin Amerika'da yalnız kalmamak için yapılsa da yakın tarih bir kez daha çok açık gösterdi ki egemenler hiçbir zaman taktiksel, stratejik ya da adı ne olursa olsun küçük ödünlerle doymuyorlar. Hatta büyüklerle de doymuyorlar.

    Referandum ise benim için çoktan bitti. Biz kendi referandumumuzu yapmalıyız daha önce de dediğim gibi. Bölgede, bütün Türkiye'de, Londra'da, Berlin'de, dünyanın sokaklarında, muhtemel Chomski'nin, Arjantin'de bir işgal fabrikası işçisinin, tabi ki Filistinlilerin, mutlaka ki SubKumandan Marcos'un, Topraksız bir işçinin, Belki Evo Morales, Chavez ya da Pepe Mujika'nında oy kullandığı bir referandum örgütlemeli.

    Evet ya da Hayır'dan ibaret değil insan soluklarından, aşağıdan doğru örgütlediğimiz bir referandum. O zaman görsünler neymiş demokrasi! pabucumun liberalleri...''

    2010
    -3 ... napesend