bu konuda fikrin mi var? buraya entry ekle. üye ol
  1. 1.
    "neden evlenmedim" yazarı "eksper mental*"'in yeni kitap-blog'u.

    http://ekspermental.blogs...er-her-salmz-salland.html

    --spoiler--

    Şu hayatta;

    Her Salımız sallandı.
    Her Çarsambamız çarsafa dolandı.
    Her Perşembemiz perişanlık.
    Cuma mübarek gün.
    Cumartesi-Pazar ise tatildi.

    Pazartesi mi?

    O hiç gelmedi ki...

    işte bu kitap; parça parça, ayrık ayrık, o gelmeyen Pazartesileri anlatacak her yeni gelen Pazartesi.

    Umarım beğenirsiniz.

    iyi okumalar

    --spoiler--
    2 -1 ... experimental
  2. 2.
    (bkz: salako)

    --spoiler--
    o değil de pazartesi salakonun sevişme günüydü.
    türkiyedeki cinsellik tabusunu anlatıyor olabilir.
    bastırılmış cinsellik.
    --spoiler--
    1 ... krampus
  3. 3.
    "Şu internet üzerinde; herkesin sosyalleştiği, herkesin eski arkadaşlarını bulma bahanesiyle yeni arkadaşlar peşinde koştuğu bir site var ya, işte orada gördüm ilk onu... Yaşadığım yerde yapılan konserlere göz gezdiriyordum, biri ilgimi çekti, gidenlere baktım, eskiden sadece konseri verecek sanatçıyı bilmek yeterliydi hatırlarsın, artık kimlerin gideceğini de bilmek istiyoruz. Her geçen gün merakımız artıyor, mahallenin cam önünde oturan teyzelerine döndük, üstelik onun o merakına kızan bizler, şimdi tüm hayatımızı gözler önüne sunuyoruz, ne yapsak paylaşıp, alkışlanmak istiyoruz, ama şunu unutuyoruz belki de, insanlar sadece övündükleri şeyleri paylaşırlar diğerleri ile, kimse bugün yalan söyledim demez, kimse bugün hak yedim demez, ondan internet penceresinden baktığımızda bu kadar ideal gözüküyor toplumumuz... Dur, ben ne diyordum dağıldım bak, işte onu ilk kez orada gördüm, görür görmez de aşık oldum..."

    http://ekspermental.blogs...esiler-iki-nokta-ust.html
    3 ... experimental
  4. 4.
    Tanrılar kurban,
    Annem torun,
    Ben ise,
    Bir tabak daha kısır istiyordum.

    http://ekspermental.blogs...er-annenin-eve-gelin.html
    2 ... experimental
  5. 5.
    "Çiçekler ilgi bekler senden, sulamazsan solarlar. Onu sulamanı, arada bir saksısını değiştirmeni beklerler. Tamam, estetiktirler, güzeldirler, ama sana ihtiyaç duyarlar, ilgilenmezsen ölürler. Oysa kaktüsler öyle mi, istersen günlerce sulama, yine bir şekilde hayata tutunurlar, hayatlarına devam ederler, sensiz de var olur, şımarıklık yapmazlar, güçlüdürler."

    - Hmm…

    "Hem üstüne bir de düzenli olarak sularsan kaktüsü, o zaman çiçek de açarlar, sana güzelliklerini sunarlar, öyle herkese değil ama, sadece sana, çiçek oysa herkese güzeldir, herkesle cilveleşir, keşfedilecek bir yanı da yoktur, sadece ilgilendiğinde, sevdiğinde görebileceğin bir gizemi ise hiç."

    - Hmm...

    http://ekspermental.blogs...artesiler-kaktusleri.html
    -1 ... experimental
  6. 6.
    Cep telefonu sonrası ilişkilerde, özlemeye fırsatımız hiç olmadı, ne kadar uzakta olsak bile sürekli haberleşebildik, sürekli konuşabildik, başta iyi gibi geldi bu bize, "Ne güzel, özlediğin zaman sevgilinin sesini duyabiliyorsun" diye düşündük, ama; özlemeye ihtiyacı olduğunu ilişkilerin, sevgilerin özlemle şarj olduğunu hiç hesaba katmadık, sürekli haberleşmenin ilişkileri hızla tükettiğini, heyecanı körelttiğini ya kabul etmedik ya da görmemezlikten geldik. Eskiden uzun mektuplar yazarken, artık kısa mesajlar yollamaya başladık, derinliği, duygusallığı kaybedip, tüketime koştuk, tükettik, tükettik, sonra da tatmin olamadığımızdan, göğüs kafesimizdeki boşluğun verdiği o kötü histen şikayet etmeye başladık.

    Hayat bizi zamanla, açık büfe kahvaltı veren mekanlarda, tabağını tepeleme dolduran fakat yediği hiçbir şeyden zevk almayan yaratıklara çevirdi, oysa ki eskiden öğrenci evinde yapılan sahanda yumurtanın yağına banmak için elinde ekmek ile bekleyen ve o aldığı bir yudumdan inanılmaz keyif alan insanlardık.

    Sevgilinin sesinin değerini unuttuk artık duya duya,
    o an ne yaptığını hayal etmenin keyfini kaybettik,
    haber beklemenin heyecanı artık çok uzak,
    özlemek ise sadece tensel.

    http://ekspermental.blogs...siler-ozlemeye-frsat.html
    2 -1 ... experimental
  7. 7.
    "Özlüyorum; çocukluğumun, gençliğimin geçtiği o şehri özlüyorum, sonbaharda "Seğmenler"'de yürürken, yanımdan gelen çıtırtıları duyup, bunların sevgilimin kurumuş yapraklara basış sesleri olduğunu farkettiğim anı özlüyorum.

    Ben ezilen yaprak seslerinin yalnız olmadığımı hatırlattığı o şehri özlüyorum...

    Sakarya'nın yeraltı barlarına tüneyip arjantin içmeyi, o dandik müzik kutusundan cepteki bütün bozuk paralar ile "Led Zeppelin" çalmayı, yan masada oturan memur amcalarla kaynaşıp, memurların sorunlarını dinlemeyi, emekli amcaların keyif rakılarına eşlik eden teneke tabaktaki beyaz peynirin kesildiğinde akan beyaz suyunu, "Net Piknik"'i, "Tavukçu"'nun hamsi tavasını, "Otlangaç"'ın yedinmi bir hafta üstüne kokusu sinen sarımsak sosuna bulanmış yanık midye tavasını, "Limon"'un kahverengi bez tavanını, "Tenedos"'un o entelektüel muhabbetlere çerez olan aromalı çaylarını özlüyorum.

    "Tunalı"'da yürümeyi, "Karum"'un önünde sevgili ile buluşmayı, internetsiz, bilgiye ulaşmanın zor olduğu zamanların "Karum ne demek la?" muhabbetlerini, "Kızılay - Gaziosmanpaşa" otobüsünü, "Kıtır"'ın o teneke tepsilerde taşınan yağı emmiş kalın kesim patates kızartmalarını, kokoreçini, minik balkonunda sevgili ile diz dize oturmayı özlüyorum.

    Kış akşamüstleri dostlarla "Dost Kitabevi"'nin önünde buluşmayı, beklenen geciktimi kitap bakmaya içeri girmeyi, dışarıda suratınıza düşen karların Dost'un sıcaklığıyla eriyerek burnunuzun ucundan damlamasını, tam da bir kitaba konsantre olmuşken sırtınıza dokunan o eli..."

    http://ekspermental.blogs...tesiler-dara-dusunce.html
    1 -1 ... experimental
  8. 8.
    PAZAR YALNIZLARINA...

    "Yatana kadar altı saatim var ama yapacak hiç bir şeyim yok" diye düşündüm, bilgisayarı açtım, tüm dizileri izlediğimi fark ettim, "Yemek yiyeyim bari" dedim, bir şeyler sipariş ettim, balkona çıktım, bir sigara içtim, yemeğim geldi, internetten bir Kemal Sunal filmi buldum, yemeğimi tırtıkladım, uzandım.

    Ev yaşanmamışlık kokuyor, aylardır içinde yemek pişmiyordu, tamir edilecek çok şey vardı ama yol gösterecek kimse yoktu.

    Yatmadan önce birilerine "iyi geceler" demenin lüks olduğunu bu zamana değin fark edememiştim belki de.

    Bana "Yat artık" diyecek biri yoktu, ama içimden film izlemek de gelmiyordu.

    Uyuyakaldım.

    http://ekspermental.blogs...esiler-pazar-gunleri.html
    1 ... experimental
  9. 9.
    "Sallanabiliyorum." diye fısıldadım tekrar, başımı öne eğdim, aşınmış kumlara baktım, demek ki mecbur kalınca oluyordu, kimsen kalmayınca başarıyordun tek başına var olmayı.

    Kocaman okyanusun ortasında yalnız bir sal olmuştum, batmamak için salınan bir sal.

    Sallanmasına sevinen bir sal.

    Umutsuz, terkedilmiş ve yalnız günlerdi.

    Annemi arasam, "Aman terleme, üşütürsün!" derdi.

    http://ekspermental.blogs...iler-yalnz-sallanmay.html
    ... experimental
  10. 10.
    SUSAM SOKAĞI iLE BÜYÜMÜŞ NESiL...

    Oysa ne de mutluyduk Susam Sokağı izlediğimiz yaşlarda. Okuldan çıkar eve koşar, annemizin hazırladığı ekmek arası peynir domatesi -ki şanslıysak ketçap bile olurdu içinde- yiyerek televizyonun karşısına kurulurduk. En büyük derdimiz olan ev ödevini yapmamız için biraz baskı gelirdi önce, lakin eğer annemizi kandırabilirsek; babamız eve gelene kadar televizyon izlemeyi bile başarabilirdik. Susam Sokağı bittikten sonra pembe diziler başlar, o zaman annemiz de yanımıza gelirdi. Çoğunlukla meyve olurdu elinde. Elmaları, ayvaları soyar bir dilim uzatırdı bize. Sonra babamız gelir, hep beraber yemek yenir, üstüne çay demlenir, çayın yanında ise kurabiye olurdu hep. O zamanları hatırladığımda, kafamda canlanan resimlerde hep güneşliydi hava, oysa şimdi karanlık ve kasvetli sürekli evler. Susam Sokağı yok artık, karanlık havalar, yalnız yaşanan evler, kocaman televizyonlar, kapalı perdeler, altyazılı diziler ve anne eli değmiş gibi (!) kurabiyemsiler var...

    "Karanlık kasvetli bir hava,
    Şaşırdım yolumu karanlıkta,
    Bana söyler misiniz?
    Nasıl gidilir Susam Sokağınaaaaa"

    http://ekspermental.blogs...iler-susam-sokag-ile.html
    2 -2 ... experimental