1. 12608.
    https://video.uludagsozluk.com/v/leyla-ile-mecnun-yavuz-133873/



    bir şiir degilde osman sonantın dilinden bir dizi şiir bırakıyorum sayın sözlük.
    1 ... procades
  2. 12609.
    geceye bir şiir bırak
    ... dehumanized
  3. 12610.
    Önce bir ellerin vardı yalnızlığımla benim aramda
    Sonra birden kapılar açılıverdi ardına kadar
    Sonra yüzün onun ardından gözlerin dudakların
    Sonra her şey çıkıp geldi

    Bir korkusuzluk aldı yürüdü çevremizde
    Sen çıkardın utancını duvara astın
    Ben masanın üstüne koydum kuralları
    Her şey işte böyle oldu önce

    Cemal süreya.
    3 -1 ... duygusal raphael
  4. 12611.
    -ÇOBAN ÇEŞMESi-
    Derinden derine ırmaklar ağlar,
    Uzaktan uzağa çoban çeşmesi,
    Ey suyun sesinden anlıyan bağlar,
    Ne söyler şu dağa çoban çeşmesi.

    "Göynünü Şirin'in aşkı sarınca
    Yol almış hayatın ufuklarınca,
    O hızla dağları Ferhat yarınca
    Başlamış akmağa çoban çeşmesi..."

    O zaman başından aşkındı derdi,
    Mermeri oyardı, taşı delerdi.
    Kaç yanık yolcuya soğuk su verdi.
    Değdi kaç dudağa çoban çeşmesi.

    Vefasız Aslı'ya yol gösteren bu,
    Kerem'in sazına cevap veren bu,
    Kuruyan gözlere yaş gönderen bu...
    Sızmadı toprağa çoban çeşmesi.

    Leyla gelin oldu, Mecnun mezarda,
    Bir susuz yolcu yok şimdi dağlarda,
    Ateşten kızaran bir gül arar da,
    Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi,

    Ne şair yaş döker, ne aşık ağlar,
    Tarihe karıştı eski sevdalar.
    Beyhude seslenir, beyhude çağlar,
    Bir sola, bir sağa çoban çeşmesi...

    Faruk Nafiz ÇAMLIBEL
    2 -1 ... chesarasara
  5. 12612.
    Sen benim yanı başımdaki uzağım
    Sen benim uzağımdaki en yakınım
    Dokunmam yasak sevmem yasak
    Sensiz bu hayatta yaşamak tuzak
    Sen adını koyamadığım
    Senin adın kavuşmak olsun.
    3 -1 ... ruhsal enfeksiyon
  6. 12613.
    Mende Mecnûn'dan füzûn âşıklık isti'dâdı var
    Âşık-i sâdık menem Mecnûn'un ancak adı var

    N'ola kan tökmekde mâhir ola çeşmüm merdümü
    Nutfe-i kâbildürür gamzen kimi üstâdı var

    Kıl tefâhur kim senün her var men tek âşıkun
    Leylî'nin Mecnûn'u Şîrîn'ün eger Ferhâd'ı var

    Ehl-i temkînem meni benzetme ey gül bülbüle
    Derde yoh sabrı anun her lâhza min feryâdı var

    Öyle bed-hâlem ki ahvâlüm görende şâd olur
    Her kimün kim devr cevrinden dil-i nâ-şâdı var

    Gezme ey gönlüm kuşu gâfil fezâ-yı ışkda
    Kim bu sahrânun güzer-gehlerde çok sayyâdı var

    Ey Fuzûlî ışk men'in kılma nâsihden kabûl
    Akl tedbîridür ol sanma ki bir bünyâdı var.
    1 -1 ... jhetfield
  7. 12614.
    Zaman, can çekişirken,
    Akrep yelkovan, arasında;
    Bir adım öteye gidemezken geceden,
    Ay, ışığını çekerken sinesine,
    Yıldızlar çekilirken kuytu karanlıklara,
    Hüzün, Bakır bir çaydanlıkta demleniyordu,
    Ve ben, son sigaramdaki dumanları da hapsediyordum içime,
    Saat on ikiyi beş geçiyordu.
    Ekmek bıçağında dilimleniyordu ömrüm;
    Masum, yalınayak çocukluğum;
    Umudun kıyısından geçmeyen gençliğim,
    Ulu orta seriliyordu, harami sofrasına,
    Düş bahçelerim yağmalanıyordu,
    Her kes payına düşeni alıp giderken.
    Bütün kimsesizliğimle,
    Bütün çaresizliğimle,
    Bütün çıplaklığımla, kalıyordum karanlığın koynunda;
    Üşüyordum,
    Tepeden tırnağa buz kesiyordu yalnızlık.
    Saat on ikiyi beş geçiyordu.
    Dişlerimle, şafağı sökmek isterken karanlığın göğsünden;
    Gün ağarıyordu saçlarıma,
    Tel tel,
    Raylarımdan çıkıyordum,
    Vagonlarım kopuyordu bir biri ardına,
    Savruluyordum,
    Bir cinayete kurban gidiyordum,
    Kaza süsü verilmiş,
    Faili meçhul bir ölüm biçiyordu terzi masasında,
    Bir tabuta çivileniyordum.
    Saat on ikiyi beş geçiyordu.
    1 -1 ... madamnobody
  8. 12615.
    rûhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
    bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
    pervane olan kendini gizler mi hiç alevden?
    sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu.

    gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse;
    ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse;
    her şey silinip kayboluyorken nazarımdan,
    yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse...

    ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla,
    ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla!
    hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince
    çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince
    gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım;
    gözlerle günah işlemenin zevkini tattım.
    gözler ki birer parçasıdır sende ilahın,
    gözler ki senin en katı zulmün ve silahın,
    vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin;
    sen öldürüyorken de vururken de güzelsin!

    bir başka füsun fışkırıyor sanki yüzünden,
    bir yüz ki yapılmış dişi kaplanla hüzünden...
    hasret sana ey yirmi yılın taze baharı,
    vaslınla da dinmez yine bağrımdaki ağrı.
    dinmez! gönülün, tapmanın, aşkın sesidir bu!
    dinmez! ebedi özleyişin bestesidir bu!
    hasret çekerek uğruna ölmek de kolaydı,
    görmek seni ukbadan eğer mümkün olaydı.

    dünyayı boğup mahşere döndürse denizler,
    tek bendeki volkanları söndürse denizler!
    hala yaşıyor gizlenerek ruhuma 'kaabil'
    imkanı bulunsaydı bütün ömre mukabil
    sırretmeye elden seni bir perde olurdum.
    toprak gibi her çiğnediğin yerde olurdum.

    mehtaplı yüzün tanrı'yı kıskandırıyordur.
    en hisli şiirden de örülmez bu güzellik.
    yaklaşması güç, senden uzaklaşması zordur;
    kalbin işidir, gözle görülmez bu güzellik...

    H. Nihal Atsız
    Geri gelen mektup.
    14 -4 ... queenofhearts
  9. 12616.
    Özlem

    Bir gece,
    Gecede bir uyku..
    Uykunun içinde ben..
    Uyuyorum,
    Uykudayım,
    Yanımda sen.

    Uykumun içinde bir rüya,
    Rüyamda bir gece,
    Gecede ben..
    Bir yere gidiyorum,
    Delice..
    Aklımda sen.

    Ben seni seviyorum,
    Gizlice..
    El-pençe duruyorum,
    Yüzüne bakıyorum,
    Söylemeden,
    Tek hece.

    Seni yitiriyorum
    Çok karanlık bir anda..
    Birden uyanıyorum,
    Bakıyorum aydınlık;
    Uyuyorsun yanımda.
    Güzelce..

    Özdemir Asaf
    5 -2 ... birbilinmeyenlidenklem
  10. 12617.
    Adam yaşama sevinci içinde
    Masaya anahtarlarını koydu
    Bakır kâseye çiçekleri koydu
    Sütünü yumurtasını koydu
    Pencereden gelen ışığı koydu
    Bisiklet sesini çıkrık sesini
    Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu
    Adam masaya
    Aklında olup bitenleri koydu
    Ne yapmak istiyordu hayatta
    işte onu koydu
    Kimi seviyordu kimi sevmiyordu
    Adam masaya onları da koydu
    Üç kere üç dokuz ederdi
    Adam koydu masaya dokuzu
    Pencere yanındaydı gökyüzü yanında
    Uzandı masaya sonsuzu koydu
    Bir bira içmek istiyordu kaç gündür
    Masaya biranın dökülüşünü koydu
    Uykusunu koydu uyanıklığını koydu
    Tokluğunu açlığını koydu.

    Masa da masaymış ha
    Bana mısın demedi bu kadar yüke
    Bir iki sallandı durdu
    Adam ha babam koyuyordu.
    4 -3 ... vallabilmiyorum