1. 12268.
    Çılgınım
    Tayyibe Atay

    bugün soyunmak istiyorum / çırılçıplak
    herkes görsün güzelliğimi.
    hem de gün ortasında /
    hem de kalabalıklar içinde/
    hem de bir meydanda /
    taksim olabilir hem de !!!
    kızmazsan / darılmazsan eğer
    sen de gel !!!
    katıl kalabalığa....

    gözlerini bağladım ötekilerin,
    görmezler beni
    nasılsa!...
    1 ... monk of monkmountain
  2. 12269.
    Senden Önce
    Bildiğim tüm yollar ona çıkıyor.Çünkü o arkadaşım, sevgilim, canyolaşım.Bana aşkı öğreten ADAMA
    ZEYNEP DiDem

    Çırılçıplak
    anadan üryandı gece.
    Ilık bir meltem kokunu getirdi senden önce.
    Ay çıplaktı.
    Sen çıplaktın.
    Düşünceler çırılçıplaktı.
    ihtiraslarımız akla ziyan.
    Kırdık zincirlerimizi,sıyrıldık kabuklarımızdan.
    Ateş böceği misali ışıdı tenin teslim oldun avuçlarına.
    Tül kanatlı kelebekler kanat çırptı geceden kuzgun saçlarında.
    Pırıl pırıl yıldızdı kirpiklerin.
    Gözbebeklerine vuran yıldız gölgeleriyle delirdim.
    Gözlerim gözlerinle kilitli.
    Gözbebeklerim sevişti gözbebeklerinle .
    Mehtaba bulandı gece.
    Çisil çisil ayışığı yağdı üstümüze.
    Kana kana içtim damlayan ayışıklarını göğüs uçlarından.
    Ayışığıyla yıkandı saçların,
    Saçlarından ayışığı rengi pervaneler havalandı.
    Bedenlerimizde çağladı aşk.
    Aşk aktı kan yerine damarlarımızdan.
    Bir damla aşk süzüldü sırtından kuyruk sokumuna ürperdin.
    Kankırmızıydı dudakların.
    Kan tuttu öpemedim.
    Arzudan fırtınalarda, demir aldı gemiler
    Ulaşamadan limanlara
    Aşk a battık boğazımıza kadar.
    ÇIRILÇIPLAK
    ANADAN ÜRYANDI GECE.
    ILIK BiR MELTEM KOKUNU GÖTÜRDÜ SENDEN ÖNCE.
    2 -2 ... monk of monkmountain
  3. 12270.
    Haykırmak istiyordu – daha fazla dayanamayacaktı
    Sesini duyabilecek kimse yoktu orada;
    kimse duymak istemiyordu. Kendisi de korkuyordu
    sesinden,
    içinde boğuyordu sesini. Patlamak üzereydi susuşu.
    Birden,
    havaya uçtu gövdesinin parçaları. Özenle,
    sessizce toplayacaktı bu parçaları,
    hepsini bir bir yerlerine yerleştirecekti delikleri
    kapamak için
    Ve rastgele bir gelincik, bir sarı zambak bulursa
    onları da toplayacak,
    kendisinin bir parçasıymış gibi gövdesine
    yapıştıracaktı –
    böyleydi, delik deşik, görülmemiş bir şekilde çiçek açıyordu işte.

    Yannis Ritsos - görülmemiş bir çiçek açma
    5 ... david gilmourun parmaklari
  4. 12271.
    çıktım tepeden tepeye
    koydum kefeden kefeye
    bir gün gördüm darda
    ömrüm kalmadı sevmeye

    dar sokak geniş omuz
    güzeldir bacak omuz
    ben tatil istiyorum
    yaşlar doldu otuz

    dünyayı gezdim gördüm al
    pek ala mühimmiş bal
    gamzende küçük bir nokta
    tatlı öpeyim hele bir sal

    kayboldu kalp şimdi yoksun
    bu adam nerede solsun?
    gönül ister her şeyi
    başa gelsin güzel olsun.
    1 ... deep of the man
  5. 12272.
    Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
    Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam...
    Ben seninle bir gün Veyselkarani'de haşlama yeme ihtimalini sevdim.
    ilkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında
    Ankara'da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman
    özlemeye başladım herkesi...
    Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra..
    Bizim Kemalettin Tuğcu'larımız vardı...
    Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı...
    Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda,
    solculuk oynamaya başladık..
    Ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla...
    Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu pütürlü duvarlara ve
    Türk Dil Kurumu'na inat bir Türkçeyle...
    Ağbilerimizden öğrendik, S harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi..
    Ankara'ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu.
    Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri.
    Oysa Ankara'da hiç sevişmedim ben.
    Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim..
    Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak..
    Ankara'ya usul usul kurşun yağıyordu..
    Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri.
    Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim
    Ve hiç bir mahkeme tutanağında geçmedi adım
    Çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece
    Sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde, ama sen yoktun
    Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni teneffüs saatlerinde
    Okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu
    Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum.

    Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.

    Yaz sıcağı toprağa çekiyor da tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini
    Sonra otobüs oluyordum, kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü
    Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum
    Muş ovasının yalancı maviliğini
    Otobüs oluyordum bir süre
    Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum, yanağım otobüs camının garantisinde
    Otobüs oluyordum
    Bir ülkeden bir iç ülkeye
    Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum.
    Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin
    Korkuyordum
    Sonra iniyordum otobüsten
    Çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en uzun,
    ömrümün en kısa, ömrümün en çocuk,
    ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum.
    Çünkü sonunda annem oluyordum, babam kokuyordum sonunda..
    Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
    Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam
    Ben seninle bir gün Van'daki bir kahvaltı salonunda
    Ben seninle sadece bilmek zorunda kalanların bildiği
    bir yol üstü lokantasında
    Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan
    Doğubeyazıt'ın herhangi bir toprak damında
    Ben seninle herhangi bir insan elinin
    terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim

    Ben senin, beni sevebilme ihtimalini sevdim!

    Yılmaz Erdoğan

    gecenin şiiri
    10 ... tierraylibertad
  6. 12273.
    gün boyu öttü durdu
    tarlakuşu...
    günler ne kadar kısa...
    1 -1 ... erotikkarate
  7. 12274.
    nereye baksam geri sayım başlıyor,
    kurcalıyor beni bir güzelin gözleri.
    ah un ufak olsam ve desem ki,
    ağzın tat görmesin hayat kandırdın beni.
    2 ... ghostrider11
  8. 12275.
    Ahmet arif'in kaleminden
    Çetin tekindor'un sesinden.

    https://youtu.be/efepQK5FQt4

    Hasretinden prangalar eskittim

    Seni anlatabilmek seni.
    iyi çocuklara, kahramanlara.
    Seni anlatabilmek seni,
    Namussuza, halden bilmeze,
    Kahpe yalana.
    Ard-arda kaç zemheri,
    Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu
    Dışarda gürül gürül akan bir dünya..
    Bir ben uyumadım,
    Kaç leylim bahar,
    Hasretinden prangalar eskittim.
    Saçlarına kan gülleri takayım,
    Bir o yana
    Bir bu yana..
    Seni bağırabilsem seni,
    Dipsiz kuyulara.
    Akan yıldıza.
    Bir kibrit çöpüne varana.
    Okyanusun en ıssız dalgasına
    Düşmüş bir kibrit çöpüne.
    Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
    Yitirmiş öpücükleri,
    Payı yok, apansız inen akşamdan,
    Bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene,
    Seni anlatabilsem seni..
    Yokluğun, cehennemin öbür adıdır
    Üşüyorum, kapama gözlerini...
    6 ... insan olmaya ceyrek kala
  9. 12276.
    Koyu bir sağnak gibi,
    Yağan yagmur.
    Yağmurdan sonra gelen
    tatlı huzur.
    Kaderimsin, kısmetimsin,
    Ruhumun yarısı, alnımın yazısı,
    Kalbimin sızısı.
    Dünya ay kadar bana,
    Sense güneş.
    Gecenin içinde sen,
    Yanarak alev alev,
    Ufukta kayarak akan bir yıldız.
    Parlak olsada o yıldız kadar,
    Ölesiye kıskanıyor seni venüs.
    Tanrım kör mü oldum,
    Dört yanımda koyu karanlık,
    Her yer sensiz, her yer sesiz,
    Her yer ıssız.
    Ben ve derin bir yalnızlık.
    Kurumuş dilim damağım.
    çıkmıyor avazım,
    Haykıramıyorum.
    Kayıp giderken o yıldız gibi,
    Meçhule giderken özlenen sevgili.
    Seni yakalamak,
    Yakalayıp alıp kacmak,
    Olmaz bunlar,
    Her şey için çok geç.
    Anladım,
    Sen başka bir zaman da,
    Bense başka bir kafada.
    ikimiz
    anlamsız bir rüya da.
    Sonbaharda yapraklar gibi,
    Sararıp düştün yerlere,
    Savurdu rüzgar seni,
    Benden alıp başka ellere.
    . . ismail oral . . .
    2 ... kupune zararsiz keskin sirke
  10. 12277.
    bu gecenin şiiri bu olsun bakalım.

    Yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın.
    Bu şehir arkandan gelecektir.
    Sen gene aynı sokaklarda dolaşacaksın,
    aynı mahallede kocayacaksın;
    aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
    Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda.
    Başka bir şey umma..
    Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte,
    öyle tükettin demektir bütün yeryüzünü de.
    6 -1 ... sezenist a feminist