1. 13489.
    En güzel deniz:
    henüz gidilmemiş olandır.
    En güzel çocuk:
    henüz büyümedi.
    En güzel günlerimiz:
    henüz yaşamadıklarımız.
    Ve sana söylemek istediğim en güzel söz:
    henüz söylememiş olduğum sözdür…

    Nazım Hikmet
    4 ... doktorhanimkizim
  2. 13490.
    Avare ilhamlar
    I

    Kader cellâdına
    Sessiz uzat boynunu;
    Acıma ne kendine, ne de gelecek günlerine
    Yalnız bir düşünceye yum gözlerini
    Son darbe inmeden evvel, en son anda
    Bir çiçek, bir kuş, bir tebessüm ol;
    Düşüncen kurtarsın seni senden,
    Bil! Biraz sonra
    Ebediyen senindir
    Senden uzak olan her şey...

    II

    Ellerini yüzümde gezdir,
    Sil alnımdan yorgunluğu,
    Gözlerimin altından
    Yaşamak korkusunu al,
    Avuçlarından çıkmış bir heykel olsun başım.
    Sonra sen de gözlerini kapat,
    Bırak, ellerin sessizce düşünsün
    Düşüncende yaşamak isterim ben senin:
    Bir gün en yalnız saatinde
    Parmak uçlarından
    Ve avuçlarından
    Gelip konuşurum seninle.

    III

    Ayrılalım,
    Sen annen güneşe git, nur ol;
    Ben toprakta dağılacağım.
    Bir akşamüstü
    Ormanı tek bir saz yapan
    En son dalda
    Son ışık ol,
    Gel, beni bul.

    Ahmet Hamdi Tanpınar.
    7 ... gecenist
  3. 13491.
    Gelmemen önemli değil,
    Gelsen önemli olurdu...

    Özdemir Asaf
    3 ... yazayazayazbitti
  4. 13492.
    iyiyim ben, bir şeyim yok
    kimsenin anlamayacağı o yaram dışında
    öyle toplanmayın başıma, sızı bu nasılsa diner
    bi' gidin aslınız kirden görünmüyor!
    tabii ya doğru, hep beni düşünerek hareket etmişsiniz
    üzerime titremişsiniz asırlardır
    olur mu, aksine hiç incitmek istememişsiniz
    lan bi' gidin, yalanlarınız boyunuzu aşmış sizin!

    hak etmiyorsunuz kötü kelamları bile
    ananız avrat da olur size, menfaatiniz işlerse
    yeter ki cukka dolsun, neyinize alın teri
    ulan Bi gidin, s.ktirin gidin
    öyle çok sevmişim ki yeminlerinize aldanmayı
    ne deseniz kanıyorum!
    olduğu gibi kan, önüm ardım...
    lan bi' gidin!
    2 ... make it bounce
  5. 13493.
    Dolu rüzgârla çıkıp ufka giden yelkenli!
    Gidişin seçtiğin akşam saatinden belli.
    Ömrünün geçtiği sahilden uzaklaştıkça
    Ve hayâlinde doğan âleme yaklaştıkça,
    Dalga kıvrımları ardında büyür tenhâlık
    Başka bir çerçevedir, git gide dünyâ artık.
    Daldığın mihveri, gittikçe, sarar başka ziyâ;
    Mâvidir her taraf, üstün gece, altın deryâ…

    Yol da benzer hem uzun, hem de güzel bir masala
    O saatler ki geçer başbaşa yıldızlarla.
    Lâkin az sonra lezîz uyku bir encâma varır;
    Hilkatin gördüğü rü’yâ biter, etrâf ağarır.
    Som gümüşten sular üstünde, giderken ileri
    Tâ uzaklarda şafak bir bir açar perdeleri…
    Mûsıkîsiyle bir âlem kesilir çalkantı;
    Ve nihâyet görünür gök ve deniz saltanatı.

    Girdiğin aynada, geçmiş gibi dîğer küreye,
    Sorma bir sâniye, şüpheyle, sakın: “Yol nereye?”
    Ayılıp neş’eni yükseltici sarhoşluktan,
    Yılma korkunç uçurum zannedilen boşluktan
    Duy tabîatta biraz sen de ilâh olduğunu,
    Rûh erer varlığının zevkine duymakla bunu.

    Çıktığın yolda, bugün, yelken açık, yapyalnız,
    Gözlerin arkaya çevrilmeyerek, pervâsız,
    Yürü! Hür mâviliğin bittiği son hadde kadar!…
    insan, âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar.

    Yahya Kemal/ Deniz Türküsü.
    8 ... gecenist
  6. 13494.
    Gidiyorum, anne, affet beni,
    şikâyetler faydasız,
    kontrol edemediğim bir yolda
    kayboldum,
    affet beni,
    dediklerini yapamadım,
    yakınmalarını bana değil,
    yaşadığımız döneme anlat..

    Güven Adıgüzel.
    3 ... subotai noyan
  7. 13495.
    O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
    arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.
    utanılacak bir şey değildir ağlamak,
    yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer…
    belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
    öylesine derince bakmasalardı eğer…
    çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de,
    kalp,göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer…düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman
    meydan savaşlarında korkular aşkı ağır yaralamasaydı eğer…
    rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
    tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer…
    uykusuzluklar yıkıp geçmezdi kısacık kestirmelerin ardından,
    dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer…
    gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
    ihanetinden de onlar payını almasaydı eğer…
    ıssızlığa teslim olmazdı sahiller,
    kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer…sen gittikten sonra yalnız kalacağım
    yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini tutmak isterse?evet sevgili,
    kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
    kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
    mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer…

    Can yücel.
    2 ... alienated society
  8. 13496.
    "öyle bir sokayım ki kalmasın dışarda hiç
    düşmanın bağrına hançerimi nagıhan.
    eğer arzu edersen ben ağzına vereyim,
    yeter ki sen kulundan lokum iste her zaman."

    19. yy rücu şairlerinden sümbülzade vehbi efendinin şiiri.
    tamamını google hocadan bulabilirsiniz.
    ... thebiggraywolf
  9. 13497.
    ''Herkes bir vücutsuz hayâl peşinde
    Eşini kaybetmiş herkes eşinde,
    içinizde yiv yiv derinleşin de,
    Çıksın karşınıza en yakınınız ! '' (1972)

    Necip Fazıl Kısakürek
    1 ... ekremselcuk
  10. 13498.
    KORE'DE ÖLEN BiR YEDEK SUBAYIMIZIN MENDERES'E SÖYLEDiKLERi

    DiYET

    Gözlerinizin ikisi de yerinde, Adnan Bey,
    iki gözünüzle bakarsınız,
    iki kurnaz,
    iki hayın,
    ve zeytini yağlı iki gözünüzle
    bakarsınız kürsüden Meclis'e kibirli kibirli
    ve topraklarına çiftliklerinizin
    ve çek defterinize.
    Ellerinizin ikisi de yerinde, Adnan Bey,
    iki elinizle okşarsınız,
    iki tombul,
    iki ak,
    vıcık vıcık terli iki elinizle
    okşarsınız pomadalı saçlarınızı,
    dövizlerinizi,
    ve memelerini metreslerinizin.
    iki bacağınızın ikisi de yerinde, Adnan Bey,
    iki bacağınız taşır geniş kalçalarınızı,
    iki bacağınızla çıkarsınız huzuruna Eisenhower'in,
    ve bütün kaygınız
    iki bacağınızın arkadan birleştiği yeri
    halkın tekmesinden korumaktır.
    Benim gözlerimin ikisi de yok.
    Benim ellerimin ikisi de yok.
    Benim bacaklarımın ikisi de yok.
    Ben yokum.
    Beni, Üniversiteli yedek subayı,
    Kore'de harcadınız, Adnan Bey.
    Elleriniz itti beni ölüme,
    vıcık vıcık terli, tombul elleriniz.
    Gözleriniz şöyle bir baktı arkamdan
    ve ben al kan içinde ölürken
    çığlığımı duymamanız için
    kaçırdı sizi bacaklarınız arabanıza bindirip.
    Ama ben peşinizdeyim, Adnan Bey,
    ölüler otomobilden hızlı gider,
    kör gözlerim,
    kopuk ellerim,
    kesik bacaklarımla peşinizdeyim.
    Diyetimi istiyorum, Adnan Bey,
    göze göz,
    ele el,
    bacağa bacak,
    diyetimi istiyorum,
    alacağım da.

    25 Haziran 1959
    1 -1 ... tierraylibertad