1. 11977.
    Altın rengi gözleri yanan bir semaverdi
    Ilık bir çay kokusu akardı saçlarından.
    Yanmanın lezzetini onda hissettiğim bir an
    Ve yazın sevgisini bana önce o verdi.

    Yaz gibi iri olgun meyveleri severdi,
    Bir çocuk gibi şendi ve gülerdi her zaman
    Bir mevsim gözlerinden içime doldu cihan
    Ve güzel yaz günleri ne çabuk geçiverdi.

    Artık donuk bir cam var mavi gökler yerinde.
    Güneşi benden çalan o sıcak bakışlardır,
    Ve yazı o götürdü mutlak beraberinde.

    En güzel rüyaların bile bir sonu vardır:
    Bir bahar rüzgarından alarak bir sabah hız
    Mevsimlerin ömrünü yaşamıştı aşkımız.
    Onu şimdi kaybettim ve şimdi sonbahardır

    (bkz: yaşar nabi nayır)
    3 ... sonu olmayan film
  2. 11979.
    eğer beni sevse bir şeyler yapardı.
    diye düşündü adam.

    eğer beni sevse bir şeyler yapardı.
    diye düşündü kadın.
    5 ... aathena
  3. 11980.
    Bugün çok konuştum. Şunu bırakıp gidiyorum. Kontes arkadaşıma da teşekkürler burdan.

    gecenin şiiri
    5 ... bendekalanlar
  4. 11982.
    biliyormusun?
    hep rakı içince oluyor böyle şeyler, yani rakı içince özlüyorum seni..

    hep rakı içince kıyılıyor içim..
    şiarım değişiyor sokakta .
    ben rakı içince biliyorum, yapabiliyorum her dileğimi..

    hep rakı dolunca bardağa , kalkmayalım istiyorum masadan, işlemeye başlıyor insafsızca,
    cam bardakta rakıdan zaman..

    tek buz düşünce bardağa oluyor böyle şeyler .
    yani dökülüyorum sana.
    güçleniyor söyleyemediklerim,
    buz eriyor suyunda..

    biliyor musun?
    hep rakı kokunca hava, oluyor böyle şeyler,
    kalkıp geliyorum sana..
    evinde benim köşem,
    hâlâ boyamadın ya?

    sonra gariptir.
    rakı içince oluyorum böyle biraz küçük biraz deli babamı hatırladığımdan mıdır ?
    bilinmez ellerim hep daha yeni.

    tası tarağı topluyorum ilk yudumda düşünüyorum sonra ,
    hayat dediğin bir tas bir tarak nasıl olsa..
    toplarım sana bir kadeh daha yollasınlar bana..

    efkâr dedikleri şeyi rakının yanında getiriyorlar katıksız meze gibi..

    efkâr dediğin şey mi
    böylesi bağlıyor bizleri?
    ne kadar çok gülebiliyoruz o gece bu nasıl bir ekfâr, bildin mi?

    işte hep rakı içince oluyor bana böyle şeyler..
    yani rakı içince özlüyorum seni, “sen” dediğim kim mi?
    bir rakıda kaç tane “sen” var, bilebildin mi?
    2 ... venusten gelen
  5. 11983.
    kirpi gibisin çocuk;
    her tarafın diken,
    kim elini uzatsa
    delik deşik.
    üstelik sen de kan içindesin.
    3 ... aathena
  6. 11984.
    AyIşığı

    Yüzün beyaz, abajur yeşil, gece mor;
    Esrimiş kalbim, şarkısını söylüyor.
    Her yanın avuçlarıma dökülüyor
    Çeşmeden akan suyun berraklığında.

    Dolaşan bir dudak mı var saçlarını?
    Ay tırmanıyor zeytin ağaçlarını.
    Sürü bulutlar gece yamaçlarını
    Otlayıp yayılıyor gök kırlığında.

    Üzerinden örtüyü mü çekti bir el?
    Gece ayaklarından akıp giden sel;
    Seyrine doyulmuyor ruhunun, güzel
    Bu manzara gibi, bu ayışığında...

    Yeniden yarattı seni gizli bir el!

    Ahmet muhip dranas
    2 -1 ... hubel
  7. 11985.
    Rüya, bütün çektiğimiz.
    Rüya kahrım, rüya zindan.
    Nasıl da yılları buldu,
    Bir mısra boyu maceram…
    Bilmezler nasıl aradık birbirimizi,
    Bilmezler nasıl sevdik,
    iki yitik hasret,
    iki parça can.
    Çatladı yüreği çakmaktaşının,
    Ağıyor gökkuşaklarının serinliğinde
    Çağlardır boğulmuş bir su…
    Ağıyor yeşil.
    3 -1 ... turkuaz haykiris
  8. 11986.
    Sanki bin yaşındayım, o kadar hatıram var.

    Gözleri bilançolar, manzumeler, ilamlar,
    Romanslar, sevgi talan mektuplar, makbuzlara
    Sarılı gür saçlara dolu bir büyük masa,
    Saklamaz daha çok sır üzüntülü kafamdan,
    Bu bir ehram, bir mahzen, öylesine kocaman,
    Fakirler çukurundan daha çok ölüleri.

    -Ben ayın tiksindiği bir mezarlığım şimdi;

    - Orda azaplar gibi sürünür uzun kurtlar,
    En can alıcı ölülerime boyuna saldırırlar
    Solmuş güllerle dolu eski bir odayım ben,
    içindeki eşyanın yıllar geçmiş üstünden,
    Orda üzgün pasteller, uçuk renkli Boucher'ler,
    Dağılan bir kokuyu içlerine çekerler Bıkkınlığın yemişi, dinmez can sıkıntısı.

    Ölümsüzlüğün sonsuz ölçüsünü aldı mı?

    Karlı yılların ağır yumakları altında,
    Topal günleri geçmez hiçbir şey uzunlukta.

    -Artık ey canlı madde! belirsiz bir dehşetin
    Sardığı bir kayadan başka bir şey değilsin.

    Bir sisli kum çölünün dibinde uyuklarsın,
    Bir sfenks ki meçhulu aldırışsız dünyanın;
    Har'tada unutulmuş ama hırçın sesiyle
    Yalnız şarkılar söyler, batıp giden güneşe.

    (bkz: Charles Baudelaire)
    6 -1 ... otuzluk sozluk teyzesi
  9. 11987.
    ...
    dünya'nın eksen eğikliği kadar eğilsem sana,
    yine dönmezsin etrafımda bilirim.
    senin ateşin bana,
    karanlığın bana,
    tutulman o'na.
    bilirim.
    (bkz: irfan kurudirek)
    4 ... saricizmeli mehmet aga
  10. 11988.
    öyle bir çık ki karşıma 'her baktığımda ilk defa görüyormuşum gibi, az kalsın ölüyormuşum gibi' hissedeyim seni.
    5 ... aathena