1. 11980.
    Gelincikler
    gelincikler tek tek göründü mü çayırlarda
    işi iş kasabanın
    su yüzlü çocuğun işi iş
    bir de poyraza döndü mü hava
    başlar masmavi damarlar fışkırmaya yanaklarından
    faytonların turuncu tekerlekleri
    yansır gaz tenekeleriyle çevrili bahçelerde
    asılı çamaşırlarından bir tutam çivit kokusu alıp gider
    gelincikler tek tek göründü mü çayırlarda.

    saat onikilerde
    postanede mektup yazan adamlara bakar bir semt delisi
    durmadan bakar
    ki o mektuplar nereye giderse gitsin
    öylesine uzundur ki kasaba
    gelinciklerden bükülmüş bir ibrişim gibi
    gidip gelen mektup zarflarıyla tarif edilebilir ancak
    içlerinde kar serpintisi
    içlerinde bozkır
    içlerinde herkesin bir güneyi olan
    ve marangozlar upuzun kayıklar yaparlar bunun için
    kesersiz, çivisiz, elsiz
    sadece ruhlarından
    o kayıkları içinde domates doğranan bir akşamüstünde yüzdürürler
    canlanır suya değince hemen
    bordalarındaki nakışlar
    bir derya gülü alıp başını gider.

    yeter ki görünsün gelincikler
    önce tek tek görünsün sonra topluca
    usta bir doğramacı gibi kırmızılar doğrar kasaba
    gelincikler indi mi çayırlardan
    su bardaklarına, berber dükkanlarına girdi mi
    duvarlara sicimle tutturulmuş şişelere
    girdi mi bir kere
    -aynaları boğacak neredeyse
    -taşlıkları basacak sel gibi
    o zaman...
    tam o zaman
    marangozlar mis gibi rakılar içerek kayıklarında
    konuştukça binlerce kayık
    konuştukça binlerce köpük, binlerce kıyı olurlar
    ve nedense bir vapur bizi alıp götürecekmiş gibi bakarız bir-
    birimize
    unuturuz sonra alıp başını gitmeyi de
    yeter ki iki dudak arasına konsun gelincikler
    ipince bir ıslığa yerleştirilsin
    türküler süzsün tüveyçlerinden
    kahveler eski renklerine boyanır yeniden
    biralar ciğ ışıkta bile parlak
    yıkanır tertemiz oluncaya kadar yaşamak.

    gerçekte bir sevinç, bir mutluluk yok değildir yüreklerimizde
    sevgiler umutlar yok değildir
    öyleyse neden çabuk küseriz birbirimize
    çabuk öfkeleniriz
    durup durup böyle hüzünlenmemiz neden
    anlamıyoruz da ondan mı yoksa
    bir bütün olduğunu mutluluğun
    umudun bir bütün olduğunu
    seziyor muyuz yalnızca
    baktıkça gelincik tarlalarına uzaktan
    öyle bir arada güzel
    yaşamanın lezzetini
    kanımızı tutuşturdukça gün günden
    buğusunu saldıkça
    bir tütün dumanı gibi yaktıkça genzimizi.

    Edip Cansever-gelincikler.
    6 ...
    #37800740 :)
  2. 11981.
    Korkunç korkular yaşıyorum
    Yazdığı o üç satır yüzünden
    Eldivenleri masanın üzerinde
    Bir kara kedi yolumdan geçen

    Kuş, yıldız ya da merdiven
    Her şey buz gibi kötü bir işaret bana
    insana korku veren bir dille
    Ondan söz eder bütün bir dünya

    Cumanın bana bıraktığı bu
    Cumartesi onunla ne yapacak kimbilir
    Çekinirim bir sözcük Onu incitir diye
    Söylenen her şey bana korku getirir

    Hem öyle niçin sükunete bürünmek
    Yandaki odada durup dururken
    Bir sırdır Onun bu suskunluğu
    Benim için farkı yok işkenceden

    Korkunç bir korkuyla çekinirim ben
    Var olabilen hemen her şeyden
    Yanlış anlaşılabilen bir cümleden
    Kaldırım taşlarından kiremitlerden

    O uyuyor bense ölmüş sanıyorum
    işte bir önseziş daha
    Kalbim bir kapı gibi çarpar

    (bkz: louis aragon)
    6 ...
    #37806024 :)
  3. 11982.
    Râyete meyi ederüz kamet-i dilcû yerine
    Tuğa dil bağlamışuz kâkül-2 hoş-bû yerine.

    Heves-i tîr ü keman çıkmadı dilden asla
    Naveg-i gamze-i dil-dûz He ebru yerine.

    Sürerüz tığımuzun zevk u sefasın her dem
    Sîm-tenlerle olan lezzet-i pehlû yerine.

    Gerden-i tevsen-i zîbâda kutâs-ı dilbend
    Bağladı gönlümüzi zülf ile gîsû yerine.

    Severüz esb-i hünermend-i sabâ -reftârı
    Bir peri-şekl-i sanem bir gözü âhu yerine.

    Gönlümüz şâhid-i zîbâ-yı cihada verdik
    Dilber i mâh-rûy u yâr-ı perî-rû yerine.

    Seferün çevri çok ümmid-i vefa ile velî
    Olduk aşüftesi bir şuh-ı cefa-cu yerine.

    Olmışuz cân ile billâh Gazâyî teşne
    Kanını düşmen-i dinin içerüz su yerine.

    Gazayi.
    2 ...
    #37806218 :)
  4. 11983.
    Sana gitme demeyeceğim.
    Üşüyorsun ceketimi al.
    Günün en güzel saatleri bunlar.
    Yanımda kal.

    Sana gitme demeyeceğim.
    Gene de sen bilirsin.
    Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
    incinirsin.

    Sana gitme demeyeceğim,
    Ama gitme, Lavinia.
    Adını gizleyeceğim
    Sen de bilme, Lavinia.
    2 ...
    #37806504 :)
  5. 11984.
    Teninde koyulsun ümitlerim
    Islak gecelerimde durulsun
    Gözyaşımın pınarından
    Kaçma; kaçma n’olursun…

    Gözünden düşsem ağlardım
    Taa Çocukluk yıllarımdan beri
    Artık Sarsan da, Sararsan da
    Düşme benim ardımdan, dön geri…

    Çünkü sana yazılırdı
    Her kalemin düşümü
    Ve sana yorardım ben hep
    gecemi gündüzümü Gerçeğimi düşümü

    Kime sorduysam hayır dedi
    ölmüştü bu aşktaki her hücre her doku
    Ta ki beladan gelir
    ihanetini varsayan bu keskin koku…

    fakat her ne zaman beni düşünsen
    bilirdim gözlerinle güldüğünü
    Bense düşüncelerimle asılırken
    sen bilmezdin sana öldüğümü…

    Son gülücüğünden gelen tabiatım Yağmuru ıslatırken teninde
    Sana değen acılarım
    Acemi bir kaçıştı gözlerinde

    Ve acemi bir kaçıştım gözlerinde
    Yüzünde saklanan güzelliğini
    Yağmurlar yıkamasın diye
    Avuçlarımda yaralanan özleminle
    Güneşi gölgelerdim senin üstüne

    yalnızlığım otururken içime
    hala seni bekliyordum geleceği olmayan
    Uykularımdın sen her an
    gelecek gibi gözlerini yuman

    Yaralarıma üflerken Keşfettiğim ıslığımdın sen
    Düşlerimdin üstüme damla damla yağan
    Ve o hazin türküler değil miydi?
    göz pınarlarını sağan

    Ben sana koşarken adım adım
    Erkenci bir ayaz çatlağıydı Dudaklarında adım
    Acele okunan bir besmele gibi
    Çalakaşıktı sana sarılışlarım

    k.ı
    ...
    #37806537 :)
  6. 11985.
    omurgamı aldın benim
    omurgamı aldın
    omurgamı aldın
    omurgamı

    niye?
    ...
    #37806594 :)
  7. 11986.
    Durakta üç kişi.
    Adam kadın ve çocuk.

    Adamın elleri ceplerinde.
    Kadın çocuğun elini tutmuş.

    Adam hüzünlü.
    Hüzünlü şarkılar gibi hüzünlü.

    Kadın güzel.
    Güzel anılar gibi güzel.

    Çocuk,
    Güzel anılar gibi hüzünlü.
    Hüzünlü şarkılar gibi güzel...
    3 ...
    #37806629 :)
  8. 11987.
    gelmek isterdim sana...
    bir bahar tazeliğindeki umutlarla dolu yüreğimle.
    yokluğunun o en kuytu ızdıraplarından kurtulup;
    bir koluma güneşi ve bir koluma yıldızları takıp gelmek...
    sonra,gözlerine sevdalı çoban türküleri yazmak,
    mart ayazında bahar müjdesi bekler gibi beklemek kapında.
    lügatımdan anlamı sensizliğe gelen tüm kelimeleri söküp
    ismini dağlara-denizlere,
    çığlık çığlığa haykırarak gelmek...umutsuzluklarının üstüne umutlarımı yıkmak
    ve yokluğunun varlıklarını kaybedip bir sabah
    bir çiçek kokusu eksik yaşamadan baharı
    her uyandığımda tutan hasret nöbetlerimi yenerek gelmek...
    bir zeytin dalı uzatıp yıkan korkularıma,
    tüm umutlarımla yeniden barışmak,
    ecel gibi kovalayan yalnızlığı atmak için içimden
    zamana saklanmış vuslata inanarak gelmek...gelmek isterdim sana...
    tüm denklemlerini çözüp mutlulukların.
    umut dağlarının doruğunda bularak yüreğimizi,
    diz boyu kara inat açan kardelenler gibi;
    sana fililenerek,sana yeniiden doğarak,sana yaşayarak bir ömür
    ve sana ölerek yaşamak için...
    duvağı yeni açılmış bir gelin heyecanında bulmak seni
    aşktan ürkek ellerine çiçekleri dahi kıskandıran
    tatlı bir demet tebessüm uzatıp
    yay edip kaşlarını,kirpiklerinle vurulmak için...Ah ahu gözlüm,yüreğimin çözülmez dili ah!
    ben bilirim ayrılıkların zulmünü bir ben
    bir benim yüreğime nakışlanır hüznün siyah yüzü
    benim uykumu böler gecenin kulağıma söylediği şarkı
    bir benim gözlerim uykuya hasret kalır
    bir ben adını umut koyarım herşeye rağmen bekleyişlerin...Bekle beni papatyam,bekle...
    tozlu raflara kaldırma ümitlerini.
    gün olur günler içinde hasret tükenir,
    kırılır yüreğimizin yangınıyla is tutmuş bu demir parmaklıklar.
    sıra dağlar kalkar elbet aradan,
    eğer ecelse kavuşmanın bir diğer adı
    Tanrı'ya yakaran bu eller bir gün kavuşur
    bekle...
    ...
    #37806800 :)
  9. 11988.
    bende sığar iki cihan, ben bu cihana sığmazam
    yersiz, yurtsuz cevher benim, hiçbir mekana sığmazam

    hem sedefim hem inciyim, sırat'tan da geçiciyim
    bunca atlas kumaş ile ben bu dükkana sığmazam

    gizli hazine benim işte, göz önünde olan da ben
    maddenin cevheri benim, dağa, ummana sığmazam

    can ile cihan benim, dünya ile zaman menem
    ama ne dünyaya, ne zamana sığmazam

    yıldızlara felek benim, vahiy ile melek benim
    çek dilini dilsiz kesil, ben bu lisana sığmazam

    zerre benim güneş benim; çar penc û şeş sırlar benim
    her şey açık ve meydanda, ben bu meydana sığmazam

    ateşteki ağaç benim, dönüp duran şu taş benim
    bak şu ateş yalımına, ben bu yanana sığmazam

    şeker benim, bal da benim. güneş benim ay da benim
    herkese can bağışlarım, ama ben cana sığmazam
    -nesimi
    2 ...
    #37808293 :)
  10. 11989.
    Seni, anlatabilmek seni.
    iyi çocuklara, kahramanlara.
    Seni anlatabilmek seni,
    Namussuza, halden bilmeze,
    Kahpe yalana.

    Ard- arda kaç zemheri,
    Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
    Dışarda gürül- gürül akan bir dünya...
    Bir ben uyumadım,
    Kaç leylim bahar,
    Hasretinden prangalar eskittim.
    Saçlarına kan gülleri takayım,
    Bir o yana
    Bir bu yana...

    Seni bağırabilsem seni,
    Dipsiz kuyulara,
    Akan yıldıza,
    Bir kibrit çöpüne varana,
    Okyanusun en ıssız dalgasına
    Düşmüş bir kibrit çöpüne.

    Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
    Yitirmiş öpücükleri,
    Payı yok, apansız inen akşamlardan,
    Bir kadeh, bir cıgara, dalıp gidene,
    Seni anlatabilsem seni...
    Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
    Üşüyorum, kapama gözlerini...
    ...
    #37808307 :)
  11. 11991.
    Ey pâdişeh-i hûbân dâd ez gam-i tenhâyî
    Dil bî-tu be cân âmed vakt est ki bâz âyî

    Hâfız-ı Şirâzî

    "Ey güzeller padişahı! Yalnızlık gamından el-aman!
    Sen yoksun, canım ağzıma geldi; vaktidir, dön geri."
    1 -1 ...
    #37815512 :)
  12. 11992.
    insanlar vardır;
    Gelip geçerler hayatlarımızdan..
    Kimi hiçbir iz bırakmaz ardından,
    Kimi hafifçe okşar ruhumuzu,
    Kimi de hüzün bırakır ardından..

    Şemsî Tebrîzî
    1 ...
    #37815517 :)
  13. 11993.
    Gitmek mi yitmektir kalmak mı artık bilmiyorum
    Yerini yadırgayan eşyalar gibiydim ya ben hep
    Ve inançlı, gitmenin bir şeyi değiştirmediğine.

    Bilemem, belki bu yüzden
    Ben sana yanlış bir yerden edilmiş
    bir büyük yemin gibiydim.
    Beni hep aynı yerimden yaralayan o eve
    Yine de döneyim döneyim istedim.
    1 ...
    #37815545 :)
  14. 11994.
    Bir karanfilim,
    Bir de gülüm vardı yanıbaşımda
    Öldüm Ben
    Biri soldu, biri açtı gözyaşlarıyla
    Çok güzeldiler
    Bir damla yâr oldular toprağıma, gün ve gün bana
    Şiirler yazdılar satırları ay ışığından
    Her gece can bulup okudular
    Her gün doğumunda yine bir tutam
    Narin çiçekler oldular

    Bir karanfilim,
    Bir de gülüm vardı

    Öldüm artık ben ey dünya.
    Güllerim sulandı sevdiklerimin nidâlarıyla,
    Karanfillerim soldu düşmanlarımın kahkalarında
    Bir tutam nefes oldular ölümlü bedenime
    Ciğerlerime doldular
    Kalbim atmaz olmuştu oysa ya,
    Söylediğim şarkılar o ciğerlerle
    Alacakaranlıkta yankılandılar

    Bir karanfilim,
    Bir de gülüm vardı yanıbaşımda

    Geceler boyu masallar anlatırlardı,
    Karanfilim kurt,
    Güllerim ise kuzu olurdu
    Dans ederlerdi etrafımda
    Ikisi bir olur her gün batımında
    Ölümlü bedenimde atan bir kalp olurdu
    Sizin için geceler boyu atan kalbim
    Her şafakta tekrar huzur bulurdu

    Bir karanfilim,
    Bir de gülüm vardı yanıbaşımda

    Karanfilim soldu, güllerim açtı göz yaşlarıyla
    Yitirdiğim tüm umutlarım,
    Karanfilimin yapraklarında kurudu

    -s.a.-
    3 ...
    #37816670 :)
  15. 11995.
    açlık ordusu yürüyor 
    yürüyor ekmeğe doymak için 
    ete doymak için 
    kitaba doymak için 
    hürriyete doymak için. 

    yürüyor köprüler geçerek kıldan ince kılıçtan keskin 
    yürüyor demir kapıları yırtıp kale duvarlarını yıkarak 
    yürüyor ayakları kan içinde. 

    açlık ordusu yürüyor 
    adımları gök gürültüsü 
    türküleri ateşten 
    bayrağında umut 
    umutların umudu bayrağında. 

    açlık ordusu yürüyor 
    şehirleri omuzlarında taşıyıp 
    daracık sokakları karanlık evleriyle şehirleri 
    fabrika bacalarını 
    paydostan sonralarının tükenmez yorgunluğunu taşıyarak. 

    açlık ordusu yürüyor 
    ayı ini köyleri ardınca çekip götürüp 
    ve topraksızlıktan ölenleri bu koskoca toprakta. 

    açlık ordusu yürüyor 
    yürüyor ekmeksizleri ekmeğe doyurmak için 
    hürriyetsizleri hürriyete doyurmak için açlık ordusu yürüyor 
    yürüyor ayakları kan içinde. 

    nazım hikmet ran.
    2 ...
    #37816740 :)
  16. 11996.
    Her yere yetişilir
    Hiçbir şeye geç kalınmaz ama
    Çocuğum beni bağışla
    Ahmet Abi sen de bağışla

    Boynu bükük duruyorsam eğer
    içimden öyle geldiği için değil
    Ama hiç değil
    Ah güzel Ahmet abim benim
    insan yaşadığı yere benzer
    O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer
    Suyunda yüzen balığa
    Toprağını iten çiçeğe
    Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine
    Konyanın beyaz
    Antebin kırmızı düzlüğüne benzer
    Göğüne benzer ki gözyaşları mavidir
    Denize benzer ki dalgalıdır bakışları
    Evlerine, sokaklarına, köşebaşlarına
    Öylesine benzer ki
    Ve avlularına...

    (Bir kuyu halkasıyla sıkıştırılmıştır kalbi)
    Ve sözlerine
    (Yani bir cep aynası alım-satımına belki)
    Ve bir gün birinin adres sormasına benzer
    Sorarken sorarken üzünçlü bir görüntüsüne
    Camcının cam kesmesine, dülgerin rende tutmasına
    Öyle bir cıgara yakımına, birinin gazoz açmasına
    Minibüslerine, gecekondularına
    Hasretine, yalanına benzer.

    Anısı işsizliktir
    Acısı bilincidir
    Bıçağı gözyaşlarıdır kurumakta olan
    Gülemiyorsun ya, gülmek
    Bir halk gülüyorsa gülmektir
    Ne kadar benziyoruz Türkiye'ye Ahmet Abi.
    Bir güzel kadeh tutuşun vardı eskiden
    Dirseğin iskemleye dayalı
    - Bir vakitler gökyüzüne dayalı, derdim ben -
    Cıgara paketinde yazılar resimler...
    Resimler: cezaevleri
    Resimler: özlem
    Resimler: eskidenberi
    Ve bir kaşın yukarı kalkık
    Sevmen acele
    Dostluğun çabuk
    Bakıyorum da simdi
    O kadeh bir küfür gibi duruyor elinde.
    Ve zaman dediğimiz nedir ki Ahmet Abi?

    Biz eskiden seninle
    istasyonları dolaşırdık bir bir
    O zamanlar Malatya kokardı istasyonlar
    Nazilli kokardı
    Ve yağmurdan ıslandıkça Edirne postası
    Kıl gibi ince istanbul yağmurunun altında
    Esmer bir kadın sevmiş gibi olurdun sen
    Kadının ütülü patiskalardan bir teni
    Upuzun boynu
    Kirpikleri
    Ve sana Ahmet Abi
    uzaktan uzaktan domates peynir keserdi sanki
    Sofranı kurardı
    Elini bir suya koyar gibi kalbinden akana koyardı
    Cezaevlerine düşsen cıgaranı getirirdi
    Çocuklar doğururdu
    Ve o çocukların dünyayı düzeltecek ellerini işlerdi bir dantel gibi
    O çocuklar büyüyecek
    O çocuklar büyüyecek
    O çocuklar...

    Bilmezlikten gelme Ahmet Abi
    Umudu dürt
    Umutsuzluğu yatıştır
    Diyeceğim şu ki
    Yok olan bir şeylere benzerdi o zaman trenler
    Oysa o kadar kullanışlı ki şimdi
    Hayalsiz yaşıyoruz nerdeyse
    Çocuklar, kadınlar, erkekler
    Trenler tıklım tıklım
    Trenler cepheye giden trenler gibi
    işçiler
    Almanya yolcusu işçiler
    Kadınlar
    Kimi yolcu, kimi gurbet bekçisi
    Ellerinde bavullar, fileler
    Kolonyalar, su şişeleri, paketler
    Onlar ki, hepsi
    Bir tutsak ağaç gibi yanlış yerlere büyüyenler.

    Ah güzel Ahmet Abim benim
    Gördün mü bak
    Dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar
    Ve dağılmış pazar yerlerine memleket
    Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile
    Gelse de
    Öyle sürekli değil
    Bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün
    O kadar çabuk
    O kadar kısa
    işte o kadar.

    Ahmet Abi, güzelim, bir mendil niye kanar?
    Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar?

    Mendilimde kan sesleri...
    1 ...
    #37816756 :)

kapat