1. 11876.
    Bir gün
    Akşamın ölgün
    Duran o sona eren ışık denizlerine

    gömülen eşcar,
    gömülen ovalar
    Oluyorken sükut ve hüzne makar
    Geldin acı dolu kalbi sâkinleştirmeye

    Ey gençlerin sonsuz hayâli,
    O bıkkın akşamın havası kadar
    Gelişin bir sükun-ı saridi...

    (bkz: ahmet haşim)
    #37515534 :)
  2. 11877.
    Bir gece alıp başını çekip gitmeli bu şehirden
    gecenin parmaklarından sızarken karanlık
    şafak sökmeden
    kimseler görmeden
    dönüp bakmadan ardındaki uçurumlara
    alıp sırtına dertleri, kederleri çekip gitmeli bu şehirden

    bir gece çekip gitmeli bu şehirden kar yağarken
    ışıklar sönmeden
    gün dönmeden
    boğmadan ihanetler
    yorgun, yalnız ve kararlı
    dönüşü olmayan bir yola saparak
    bilinmez uzaklara yelken açmalı
    insanlardan uzak yerlere
    denizi mavi bir adaya mesela
    ya da ıssız bir dağbaşına

    bütün anıları yakıp
    bütün köprüleri yıkıp
    aldırmadan önündeki uçurumlara
    dönüp bakmadan geride kalanlara
    takıp koluna gölgeni
    yüreğini de alıp yanına
    ağlamadan
    sessiz
    sedasız
    vedasız
    yüzüstü bırakarak hatıraları çekip gitmeli bu şehirden

    bir gece çekip gitmeli bu şehirden kar yağarken
    insanlardan uzak bir yere gitmeli
    uzak bir dağbaşına mesela
    ya da denizi mavi ıssız bir adaya
    ay şavkı vurduğunda sulara
    bir ceylanın ruhu kadar özgür olmalı ruhun

    her gece yıldızlar dökülmeli üzerine
    gözlerinde doğmalı güneş
    kuş sesleriyle uyanmalı her sabah
    çiçeklerin kokusu doldurmalı içini
    kirli, ucuz ilişkilerden uzak
    gökkuşağı renginde bir damla huzur bulmalı insan

    bir gece alıp başını çekip gitmeli bu şehirden
    bu kirli hayatı, sevgi yoksulları, ikiyüzlü
    ve onursuz yalakalara bırakıp
    kapatıp kapıları, sürgüleri de çekip
    hüzünlü bir gülüş serperek odalara
    uykusuz geçen bir gecenin ardından
    yorgun, yaralı,yalnız ve kararlı
    örtüp üstüne geceyi
    yıldızları da alıp koynuna,
    gözlerinden süzülen iki damla yaşla
    vurup sırtına yalnızlığını çekip gitmeli bu şehirden...

    (nuri can)
    #37515549 :)
  3. 11878.
    (bkz: kamçılı kadın)
    (bkz: attila ilhan)

    ---
    gözlerin kaç gece eder.
    dudakların kaç karanfil.
    ---
    #37517843 :)
  4. 11879.
    sokul yanıma,
    çığlıklar dolarken kentin sokaklarına
    yirmidört ayar yankılar düşer dağlardan.
    üşürüm kar giyinmiş ağaçlar gibi
    sımsıkı tut ellerimi ki,
    bir kır çiçeği korkusuzluğuna ulaşayım.

    peşimde kanıma susamış canavarlar var gecenin sabaha yakın olan kısmında
    çalı ol yapraklarının arasına al beni,
    dikenlerin batmasın ama.

    çocuklar kadar berrak pınarlar olsun avuçlarında, bir yudum içtiğimde
    aç kanatlarını tak gözlerime gözlerinle
    yak beni yüreğindeki ateşle.
    #37517854 :)
  5. 11880.
    Eşit olmadığı
    Söylenir insanların
    Aynı boyda olmayan
    Beş parmağı gibi bir elin

    Oysa uzanır
    Nice yorgun
    Emekçinin dudağı
    Su dolu
    Avucuma

    Elimin eşit olmayan
    Beş parmağının ucunu
    Getirince biraraya

    Sunay Akın.
    #37517882 :)
  6. 11881.
    Ne doğan güne hükmüm geçer,
    Ne halden anlayan bulunur;
    Ah aklımdan ölümüm geçer;
    Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.
    Ve gönül Tanrısına der ki:
    - Pervam yok verdiğin elemden;
    Her mihnet kabulüm, yeter ki
    Gün eksilmesin penceremden!

    Ahhh ulan ahhhhh...
    #37517925 :)
  7. 11882.
    Böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden
    En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu
    kesmemeye
    Laleli’den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız
    Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
    Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
    Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
    Bütün kara parçalarında
    Afrika dahil

    Aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma
    Yatakta yatmayı bildiğin kadar
    Sayın Tanrıya kalırsa seninle yatmak günah, daha neler
    Boşunaymış gibi bunca uzaması saçlarının
    Ben böyle canlı saç görmedim ömrümde
    Her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor
    Bütün kara parçaları için
    Afrika dahil

    Senin bir havan var beni asıl saran o
    Onunla daha bir değere biniyor soluk almak
    Sabahları acıktığı için haklı
    Gününü kazanıp kurtardı diye güzel
    Birçok çiçek adları gibi güzel
    En tanınmış kırmızılarla açan
    Bütün kara parçalarında
    Afrika dahil

    Birlikte mısralar düşünüyoruz ama iyi ama kötü
    Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse
    değerlendiremez
    Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
    iki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
    Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar
    Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna
    diziyorlar
    Bütün kara parçalarında
    Afrika dahil

    Burda senin cesaretinden laf açmanın tam da sırası
    Kalabalık caddelerde hürlüğün şarkısına katılırkenki
    Padişah gibi cesaretti o, alımlı değme kadında yok
    Aklıma kadeh tutuşların geliyor
    Çiçek Pasajında akşamüstleri
    Asıl yoksulluk ondan sonra başlıyor
    Bütün kara parçalarında
    Afrika hariç değil.
    #37523908 :)
  8. 11883.
    Son dörtlüğüyle insanın kendini sorgulamasına yardım eden nadir eserlerden biridir.

    Esenlik Bildirisi

    Bir şehrin urgan satılan çarşıları kenevir
    kandil geceleri bir şehrin buhur kokmuyorsa
    yağmurdan sonra sokaklar ortadan kalkmıyorsa
    o şehirden öcalmanın vakti gelmiş demektir

    Duygular paketlenmiş, tecime elverişli
    gövdede gökyüzünü kışkırtan şiir sahtedir
    gazeteler tutuklamış dünya kelimesini
    o dünyadan, o şiirden öcalmalı demektir

    Ölüm gelir, ölüm duygusuna karşı saygısız
    ve zekâ babacan tavrıyla tiksinti verir
    söz yavan, kardeşlik şarkıları gayetle tıkız
    öcalınmazsa çocuklar bile birden büyüyebilir

    Yargı kesin: Acı duymak ruhun fiyakasıdır
    kin, susturur insanı; adına çıdam denir
    susulunca tutulan çetele simsiyahtır
    o siyah öcalmakcasına gür ve bereketlidir

    Vandal yürek! Görün ki alkışlanasın
    ez bütün çiçekleri kendine canavar dedir
    haksızlık et, haksız olduğun anlaşılsın
    yaşamak bir sanrı değilse öcalınmak gerektir.

    1973
    (bkz: ismet özel)
    (bkz: Esenlik Bildirisi)
    #37523970 :)
  9. 11884.
    #37523975 :)
  10. 11885.
    yaz gecesi çayda sular şarıldar,
    daş kayalar selde aşıb, karıldar,
    karanlıkda kurdun gözü parıldar,
    itler gördün, kurdu seçib ulaşdı,
    kurd da gördün, kalkıb gedikden aşdı.

    kış gecesi tövlelerin otağı,
    kentlilerin oturağı, yatağı,
    buharıda yanar odun yanağı,
    şebçeresi, girdekânı, iydesi,
    kendi basar gülüb-danışmak sesi.

    şücâ haloğlunun baki savgati,
    damda kuran samavarı, söhbeti,
    yadımdadı şestli keddi, kameti,
    cünemmegin toyu döndü, yas oldu,
    nene kız’ın baht aynası kâs oldu.

    heyder baba, nene kızın gözleri,
    rakşende’nin şirin-şirin sözleri,
    türki dedim, okusunlar özleri,
    bilsinler ki, adam geder ad kalar,
    yahşı-pisden ağızda bir dad kalar.

    şehriyar.- tebriz.
    #37524931 :)
  11. 11886.
    Tez elden değişse de dünyamız,
    Bulutlar gibi,
    Her olgunlaşan
    Düşer en eskinin kucağına.
    Bu dur durak bilmez değişmede,
    Daha öteye daha özgüre,
    Süregider eski şarkın,
    Tanrı'nın çalgısı ile.
    Bilinmedi çekilenler,
    Kavranılmadı sevgiler,
    Ölümün bizden alıp götürdüklerinden
    Ardında kalan yalnızca şarkısıdır.

    (bkz: rainer maria rilke)
    #37525311 :)
  12. 11887.
    Haberin var mı taş duvar?
    Demir kapı, kör pencere,
    Yastığım, ranzam, zincirim,
    Uğrunda ölümlere gidip geldiğim
    Zulamdaki mahzun resim.
    Görüşmecim yeşil soğan göndermiş
    Karanfil kokuyor cıgaram
    Dağlarına bahar gelmiş memleketimin..
    (bkz: ahmed arif)

    https://youtu.be/8y2Pbs0QEm4
    #37526191 :)
  13. 11888.
    "Unutulmuş gibiyim ben
    ve insan
    Bir bakıma unutulmuş gibidir
    Bilmem ki nasıl anlatmalı
    Yalnız bile değilim..."

    Edip Cansever
    #37526271 :)
  14. 11889.
    Aşk henüz balçıkla kan arasındaydı:
    Ben saçlarını örüyordum bir ıssız gezegende,
    Daha yaşanmamış geceleri hayâl ediyordum,
    Bir yılkı atı gibi başıboş sıcaklığını
    Tutup geleceğe ben yediyordum.

    Aşk henüz bedenle can arasındaydı:

    Tâ gözlerinin içine bakıyordum bir ıssız gezegende,
    Yıldızları koyuyordum yerliyerine…
    Acıyı öğreniyordum, o muhteşem acıyı…
    Nefesimle çizgiler çiziyordum ellerine…

    Aşk henüz mekânla zaman arasındaydı:

    Göç arzuları mı ne kımıldıyordu içimizde?
    Kolların boynumdaydı, yüzün yüzüme değiyordu,
    Bir yasak ağacın gölgesindeydik ikimiz;
    Olgun şiirler dalları yere eğiyordu…

    Aşk henüz toprakla duman arasındaydı:

    Dokuz renkli kehkeşanlar dolaşıyordu çevremizde,
    Ben süt-beyaz teninden ay ışığını süzüyordum.
    Kalem yoktu, kâğıt yoktu, harf yoktu,
    Kirpik uçlarımla alnına bir şeyler yazıyordum.

    Aşk henüz gurubla tan arasındaydı:

    Bir ıssız gezegende fısıldaşıyorduk ikimiz,
    Sözün lezzetini tadıyorduk bir mercan kadehten,
    Deli yağmurlar dolduruyordu derin çukurları,
    Henüz denizler yoktu ben seni severken…
    Dilaver cebeci.
    #37526500 :)
  15. 11890.
    sen gidersen; denizler de gider kıyılarımdan,
    uzak iklimlerde eser sesim.
    bir rüzgardan, bir rüzgara koşar çocukluğumun şarkıları,
    kimseler duyamaz...
    sen gidersen; ellerim de gider peşinden,
    ırmaklarım yataklarını şaşırır.
    dipsiz bir uçuruma bırakırım sözlerimi,
    cam kırıklarında yürümüş gibi.
    kanarım da, asarım gözlerimi,
    her şafak vakti her yol ağzına,
    kimseler bakamaz...
    sen gidersen; çakarım kendimi bir çivi gibi kendime, kimseler sökemez.
    #37534280 :)
  16. 11891.
    seni bir cami avlusunda dilenmeliyim artık.
    çıplak ayaklarına sürmeliyim o ilençli yüzümü.
    ne var içimi kanatan bu ezan seslerinde?
    mihrabım darmadağınık...
    #37534504 :)
  17. 11892.
    Altın rengi gözleri yanan bir semaverdi
    Ilık bir çay kokusu akardı saçlarından.
    Yanmanın lezzetini onda hissettiğim bir an
    Ve yazın sevgisini bana önce o verdi.

    Yaz gibi iri olgun meyveleri severdi,
    Bir çocuk gibi şendi ve gülerdi her zaman
    Bir mevsim gözlerinden içime doldu cihan
    Ve güzel yaz günleri ne çabuk geçiverdi.

    Artık donuk bir cam var mavi gökler yerinde.
    Güneşi benden çalan o sıcak bakışlardır,
    Ve yazı o götürdü mutlak beraberinde.

    En güzel rüyaların bile bir sonu vardır:
    Bir bahar rüzgarından alarak bir sabah hız
    Mevsimlerin ömrünü yaşamıştı aşkımız.
    Onu şimdi kaybettim ve şimdi sonbahardır

    (bkz: yaşar nabi nayır)
    #37534567 :)
  18. 11893.
    Lili marlen türküsü

    akşam olur mektuplar hasretlik söyler
    zagrep radyosunda lili marlen türküsü.
    siperden sipere ateş tokuşturanlar
    karanlıkta dem tutan ishak kuşu.

    biz insanlar/dünyalılar yemin ettik imanımız var
    hürriyet için, hürriyet aşkına
    savulacak dönem savulacak düşman
    dehrin cefasını çektik sefasını süreceğiz.

    akşam olur mektuplar hasretlik söyler
    zagrep radyosunda lili marlen türküsü
    dost ağlar karanfilim, dost ağlar karanfilim
    marş söylemeden ölmek bize yakışmaz.
    (bkz: atilla ilhan)

    https://youtu.be/80SBFZmF-pQ
    #37535091 :)
  19. 11894.
    Ay çok heyecanlıyım ilk defa bu başlığa entry giriyorum. Edipcim sağ olsun, çok güzel yazmış.

    Aşk iyidir bak
    Duyumunu artırır insanın
    Hele don gömlek sabahları
    Traş olacağını duyarsın
    Yeni gömleğini giyeceğin gelir
    Bir yeni biçim eklersin insan olacağa
    Masaya, merdivene, aynalı dolaba
    Derken ardından şıpın işi bir kahvaltı
    Amanın dersin bu ne delice gidiş
    Paldır küldür açar mıydı fıstık ağacı
    ispinoz düşünür müydü
    Deli olan kaşınır mıydı
    Kolların upuzun Walt Whitman'i okumaktan
    Ağzın desen bir karış açık
    Sokaklar yok mu, o sokaklar
    Önce bir yeşile işkilli
    Evlerde büyümeler, alıp başını gitmeler olacak
    Kızıp duracaksın üstüne başına konan toza
    Televizyondaki ise
    Usanmak, hızını eksiltmek dendi mi
    Cin ifrit kesileceksin birden.

    Hey gidi duyumuna yandığımın dünyası
    Alıp vereceğin olacak ille
    Aşk maşk buz gibi yaşayacaksın.
    #37537504 :)