entry 11960 galeri 509 video 93 ses 8 iyilertrends
  1. 11946.
    #36704792 :)
  2. 11947.
    Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
    Oysaki seninle güzel olmak var
    Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
    Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
    Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.
    Sen o karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
    Sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
    O başkası yok mu bir yanındakine veriyor
    Derken karanfil elden ele.
    Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
    Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
    Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
    Birleşiyoruz sessizce

    (bkz: edip cansever)
    #36705813 :)
  3. 11948.
    ne vardı beni sevecek
    hic düşünmedim mi
    bu aşkta açıyla bitecek

    gözlerinin Işığı sadece banamı
    gördüm
    sadece bana değil
    sen beni sevmiyorsun
    istiyorsun
    zehirleme insanları
    sikitir git.
    #36706011 :)
  4. 11949.
    ipekten serilir akşam üstü, başımızın üstüne.
    En güzel zamânıdır gökyüzünün, kırmızının bin tonunu ayıklarız, gevrek saatlerde.
    Altında deniz varsa bir de,
    ikiye bölünür matematiğimiz. ipekten serilir akşam üstü, başımızın üstüne.
    En güzel zamânıdır gökyüzünün, kırmızının bin tonunu ayıklarız, gevrek saatlerde.
    Altında deniz varsa bir de,
    ikiye bölünür matematiğimiz.
    Susarız.
    izleriz sadece
    Ben genelde seni,
    Sen genel olmayan yerlerde beni.
    Müsait olunca evren,
    Aynı evrede kararsız bir çift göz,
    Gözlerin ikisi de nemli.
    Bana baksa kuruyacak.
    Bana baksa rengini bulacak.
    Kan kırmızı yeşilinde,
    Kırmızı ayıklanacak.
    Yalnızlık,
    Su yolum benim,
    Nerede olsa bulurum.
    Belki ortağım olur bu gece,
    Farid farjad abimiz,
    Kemanın dili yok
    Farjad'ın yalın-azlığı,
    Kemanın göz yaşı var,
    En çok kemana yakışan yaşlar.
    Bu şiir en az benden,
    En çok senden bahseder.
    Sen siz geçsede kelimeler üstümden.
    Ortak bir dilimiz olsun,
    Hiç konuşmayalım,
    Bakmayalım,
    Bakışmayalım,
    Bir akşamüstü
    Sadece denize bakalım,
    Girmeden içine yüzelim,
    Aklımızın içinde sarılalım,
    Yüzleşelim,
    belki birleşelim,
    Belki yalnızlıklarımı çıkartırız üstümüzden.
    Belki tek bir kelime ederiz,
    Bu akşamüstünden.
    Bu heba edilemeyecek gözlerden. Yeşile,
    Yenile, yenile.
    Şimdi seni düşünmenin saatindeyim,
    Tam ortasındayım,
    Yelkovan yanıyım.
    Tıkırtısız geçiyorum.
    Korkarım,
    düşüncem uyanmasın.
    Sessiz harfleriyim gözlerinin.
    Sus diyor.
    Susuyorum.
    Bir akşamüstü,
    Birlikte susalım mı ?

    doğuş dinçer
    #36706140 :)
  5. 11950.
    Müslümanlık sizi gayet sıkı, gayet sağlam,
    Bağlamak lazım iken, anlamadım, anlıyamam,

    Ayrılık hissi nasıl girdi sizin beyninize?
    Fikr-i kavmıyyeti şeytan mı sokan zihninize?

    Birbirinden muteferrik bu kadar akvamı,
    Aynı milliyetin altında tutan islam'ı,
    Temelinden yıkacak zelzele, kavmiyettir.

    Bunu bir lahza unutmak ebedi haybettir...Arnavutlukla, Araplıkla bu millet yürümez..

    Son siyasetse bu! Hiç böyle siyaset yürümez!
    Sizi bir aile efradı yaratmış Yaradan;

    Kaldırın ayrılık esbabını artık aradan.
    Siz bu davada iken yoksa, iyazen-billah,

    Ecnebiler olacak sahibi mülkün nagah.
    Diye dursun atalar: 'Kal'e içinden alınır.'

    Yok ki hiç bir kişiden... Millet-i merhume sağır!
    Bir değil mahvedilen devlet-i islamiyye...
    Girdiler aynı siyasetle bütün makbereye.

    Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez;
    Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.

    Bırakın eski hükümetleri meydandakiler
    Yetişir, şöyle bakıp ibret alan varsa eğer.

    işte Fas, işte Tunus, işte Cezayir, gitti!
    işte Irak'ı da taksim ediyorlar şimdi.

    Mehmet akif ersoy.
    #36706318 :)
  6. 11951.
    Ekmek şarap sen ve ben
    bir de sabahın dördü
    dışarda kar
    odamız ılık
    gözlerin ılık ılık damlarken boş kadehe
    anlattın bana ağzı sarımsak kokan bir oğlanla yattığını
    aşkı tattığını, karım dediğini ve aldattığını

    kıskandım Gogen’i Tahitilim
    terlemiş vücudunu silerken
    cüzzam mikrobunu ve yaktığı kulübesini
    saçların bağlamıştı ellerimi muz kokulum
    güneşi doğurmuştu ölü cisim
    martı çığlıklarıyla bir sahil kayalığında
    nefesin vücudumu yakıyordu yer yer
    sam yelim sahra-i kebirim

    kahrettim her şeye o gün
    babanın şarap çanağına,
    Gogen’e,
    kadere,
    sana,
    bana,
    bir de gittiğin arabanın tekerine

    ne diyordum arkadaş…
    diyordum ki ben bu zıkkımı içmek için içerim
    ama içerken düşünmem neden içiyorum diye
    daha sonra yaparım hayatın felsefesini

    sırayla olurum Fatih, Selim, Kanuni
    bazen kadın hamamında tellak….
    bazen Christoph Colomb
    Napolyon’ken düşünürüm Elbe’de geçen günleri
    Timur’ken Beyazıt’ı yenişimi….
    bir kere Aristo’nun hocası olmuştum
    ona verdiğim dersle gurur duymuştum
    bazen Jan Dark’ı kurtarmak için çalışan bir kahraman
    bazen odunun ateşleyen bir cellat olurum
    eğer daha da içersem
    Shakespare halt etmiş derim karşımda
    salyalı dudaklarımdan yayık sesimi dinlerim de
    işte Mozart’ın aradığı melodi bu diye gülerim

    enayiymiş be Platon…
    bir içsin de görsün…
    ne felsefesi varmış bu hayatın
    anlasın geçmişi kınalı dünyanın kaç bucak olduğunu

    ıslak kaldırımlarda yürürken acırım
    önde yalpa vuran sarhoşun zavallı haline
    ukalalık işte derim neme lazım senin
    kendine bak; sende bir serserin bir sarhoş…

    Ve yavaş yavaş kaybolur acı kahkalarım
    şehrin izbe sokaklarında
    yavaş yavaş kaybolur benliğim..

    ihsan yüce.

    Edit: imla.
    #36706549 :)
  7. 11952.
    Selam size üstünüzde bütün bakışlar.
    Bir gün olur tarih sizi elbet alkışlar.
    #36706588 :)
  8. 11953.
    sizlere klişe gelebilir lakin çok manidar bir şiirdir kendisi. cahit sıtkı'yı tekrar anıyorum buradan huzur içinde yat üstad.

    --

    "Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.
    Dante gibi ortasındayız ömrün.
    Delikanlı çağımızdaki cevher,
    Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
    Gözünün yaşına bakmadan gider.

    Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
    Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
    Ya gözler altındaki mor halkalar?
    Neden böyle düşman görünürsünüz,
    Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

    Zamanla nasıl değişiyor insan!
    Hangi resmime baksam ben değilim.
    Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
    Bu güler yüzlü adam ben değilim;
    Yalandır kaygısız olduğum yalan.

    Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
    Hatırası bile yabancı gelir.
    Hayata beraber başladığımız,
    Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
    Gittikçe artıyor yalnızlığımız.

    Gökyüzünün başka rengi de varmış!
    Geç farkettim taşın sert olduğunu.
    Su insanı boğar, ateş yakarmış!
    Her doğan günün bir dert olduğunu,
    insan bu yaşa gelince anlarmış.

    Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
    Her yıl biraz daha benimsediğim.
    Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
    Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?
    Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?

    Neylersin ölüm herkesin başında.
    Uyudun uyanamadın olacak.
    Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
    Bir namazlık saltanatın olacak,
    Taht misali o musalla taşında."

    -Cahit sıtkı tarancı.
    #36707099 :)
  9. 11954.
    korkmazdı kimseden
    ya da hiçbir şeyden
    fakat bir sabah güzel bir sabah
    bir şey gördüğüne inandı
    ama bir şey yok dedi
    ve haklıydı
    hiç şüphe duymadığı mantığıyla
    bir şey yoktu
    fakat sabah aynı sabah
    birisini duyduğuna inandı
    ve açtı kapıyı
    ve kapattı kimse yok diyerek
    ve haklıydı
    hiç şüphe duymadığı mantığıyla
    kimse yoktu
    aniden bir korkuya kapıldı
    ve anladı ki yalnızdı
    ama yapayalnız da değil
    yaşıyordu beraberce
    karşısındaki hiç kimseyle.

    jacques prevert - güzel bir sabah
    #36707893 :)
  10. 11955.
    Çürüyen otlar.

    I
    Bilinmez hangi şehirde
    Yaşarsın aşktan habersiz,
    Küçük çakıl taşım, nasıl bulayım!
    Kaybolmuşsun bir kocaman nehirde.

    Bu kimin çocuğu, der, seni görenler.
    Benim çocuğum, diye, sesim gelir uzaktan.
    Bunca kötülüğü bağışlatır bakışın
    Yanakların kızarır ağlamaktan.

    Bir gün sokakta rastlasam, ellerini
    Alsam avuçlarıma okşasam.
    Sıcaklığını tanır da mısralarımdan
    Kız kardeşimsin sanırlar belki.

    Sen orada, ben burada
    Birbirimizden habersiz
    Ayrı yaylalarda yeşeren otlar gibi
    Bekleye bekleye çürüyeceğiz.

    II
    Senin oturduğun şehirde
    Gökyüzü mavidir benimkinden,
    Çiçekler daha taze
    Kuşlar bile güzeldir birbirinden.

    Şarkılar daha neşeli, daha mahzun
    Akşamlar daha garipsi,
    Umut alabildiğine geniş,
    Umutsuzluksa denizler gibi;

    Trenler bile daha sevinçli
    Daha kederli gelir gider.
    Gençler bütün haşarı
    Yaşlılar büsbütün kederlidirler.

    Kadınların sütü daha gür, daha ak
    Çocukların iştahı yerinde,
    Gemiciler bile daha sarhoştur
    Doğup büyüdüğün şehirde.

    Garibim! Nazlım! Öksüzüm!
    Hayal rüzgarlarıyla emzir beni de!
    Uzak ya, kokunu duyuyorum
    Gül gibi açıldığın şehirde.

    Cahit Külebi.
    #36716360 :)
  11. 11956.
    o kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
    arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.
    utanılacak bir şey değildir ağlamak,
    yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer?
    belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
    öylesine derince bakmasalardı eğer?
    çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de,
    kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer?

    düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman
    meydan savaşlarında korkular aşkı ağır yaralamasaydı eğer?
    rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
    tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer?
    uykusuzluklar yıkıp geçmezdi kısacık kestirmelerin ardından,
    dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer?
    gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
    ihanetinden de onlar payını almasaydı eğer?
    ıssızlığa teslim olmazdı sahiller,
    kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer?

    sen gittikten sonra yalnız kalacağım
    yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini tutmak isterse?

    evet sevgili,
    kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
    kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
    mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer?

    Can Yücel
    #36717109 :)
  12. 11957.
    iki olaydı sözünü tutanlar,
    Kimse yitirmeyecekti gölgesini.
    Simdiyse yollara düşmüş soruyorlar...
    Herkes o diye arıyor, ilk kendisini.
    #36717705 :)
  13. 11958.
    Beni yavaşlat Tanrım!
    Yüreğimin atışlarını düşüncemin sakinliğiyle rahatlat
    Zamanın sonsuz görüntüsüyle hızımı azalt
    Bana güncel kargaşanın ortasında,
    Tepelerin ölümsüz sakinliğini ver

    Bir çiçeğe bakmayı,
    Eski bir dostla sohbet etmeyi
    Ya da yeni bir dost edinmeyi,
    Yolunu kaybetmiş bir köpeği okşamayı,
    Ağ yapan bir örümceği izlemeyi,
    Bir çocuğa gülümsemeyi,
    iyi bir kitaptan birkaç satır okumayı -ve-
    Yarışın daima daha çok hız için olmadığını
    Anımsat her gün bana

    Yavaşlat beni Tanrım!
    Bana ilham ver
    Köklerimi,
    Yaşamın katlanılan değerler toprağının
    derinliğine göndermek,
    Kaderimdeki yıldızlara doğru -daha çok-
    Büyüyebilmek için
    Yavaşlat beni Tanrım!

    (bkz: Wilfred A Peterson)
    #36717747 :)
  14. 11959.
    #36717754 :)
  15. 11960.
    -aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci,
    üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten;
    ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
    hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten.

    iyi nişan alırdı kendini asan zenci,
    bira içmez ağlardı, babası değirmenci,
    sizden iyi olmasın, boşanmada birinci…
    -çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen

    Ülkü Tamer
    #36718168 :)