1. 11708.
    Adını bilmiyorum dedi adam
    Kadin duymadı.

    Sessiz geçen bir trenin
    Yükü gibiydi omuzları...
    Adam, seviyordu.
    Kadın, duymuyordu.

    Sonra bir gece
    istasyon yerine koydu yüreğini adam
    Bütün biletleri bedavaydi.
    Öyle davetkardı ki şah damarı
    Bir kere daha haykırdı,

    Kadın duymadı...
    #37042931 :)
  2. 11709.
    Huzursuzum yine..
    içimin derinliklerinde
    elimle ulaşamadığım bir yerler kaşınıyor.
    Kötü yaşanmış bir hayatın tek güzel tarafı
    çıkardığımız derslerdir ya hani.
    Ben o derslerin hepsinden kaldım.
    Şikayet edemeyecek kadar yorgunum.
    Ki aslında şikayet edecek bir şey de kalmadı.
    iddialı lafların arkasına saklanamayacak kadar büyüdüm
    ve mağlubiyetin soylu ya da soysuz olamayacağını,
    mağlubiyetin sadece mağlubiyet olduğunu öğrendim.
    Mağlup oldum ve kabullendim.
    Ne bir beklentim var artık,
    ne hırsım,
    ne de kimseye sitemim..
    Ama işte soyut bir korku çörekleniyor zaman zaman ruhuma.
    içimin derinliklerinde
    elimle ulaşamadığım bir yerler kaşınıyor..

    bir Ali lidar? gider bence.
    #37042986 :)
  3. 11710.
    Kadın adamı çok seviyordu...
    Yemyeşil ovalarını verdi adama
    Yaşam fışkıran.
    Beni seviyor musun?
    Evet, dedi adam...
    Güneşini, ayını verdi kadın
    Yıldızları taktı bir bir adamın omuzlarına...
    Beni seviyor musun?
    Tabii, dedi adam...
    Kadın çağladı
    Gürül gürül akan pınarını verdi adama.
    Beni seviyor musun?
    Elbette, dedi adam...
    Kadın bağlandı
    Yaşam ipini adama verdi,
    Bir oldular tek oldular adamla.
    Beni seviyor musun?
    Biliyorsun, dedi adam...
    Kadın dağlarını verdi adama
    Tırmandılar doruklara.
    Beni seviyor musun?
    Aşağılara baktı adam zirveden
    Başkalarını gördü
    Sustu adam...
    Ağladı kadın...
    Gözyaşını verdi adama
    Almadı adam...
    Kadın onurunu verdi adama
    Şaşırdı adam...
    Sordu yine usulca kadın
    Beni mi seviyorsun?
    Onu da seviyorum seni de, dedi adam...
    Sustu kadın, sustu
    Verecek bir şeyi kalmadığında...
    Senin yüreğine ihtiyacım var, dedi adam
    Başkasını sevebilmek için...
    Çıkarıp yüreğini verdi kadın.
    Korktu adam...
    Beni sevmiyor musun, dedi adam.
    Sesi yoktu kadının söyleyemezdi.
    Gözleri yoktu kadının ağlayamazdı.
    Kalbi yoktu kadının sevemezdi.
    Onuru yoktu kadının yaşayamazdı...
    #37042998 :)
  4. 11711.
    Sevgili Pollyanna,
    Sen bu mektubu okurken
    Soğuk bir doğu sokağında,
    Acılarla yüklü bir faytonla dolaşıyor olacağım
    Atların boynunda ziller ve pembe orlondan püsküller
    Şaklayan kırbaç ve gıcırdayan tekerlekler.Kömürümüz bitti tam kışın ortasında
    Toz hatıra ve talaş bastık sobaya
    Üşüse böyle yapardı mutlaka hazreti isa da.
    Aşkın yüzünden düşen bin parçayı
    Toplamaktan yoruldum ben artık PollyannaYolda bavulumu çaldılar
    Bana hediye ettiğin o kırmızı elbise de içindeydi
    Ne güzeldi
    Ben kendime çilek derdim onun giydiğimde
    Bakar bakar anne derdim memelerime
    insanın memesi olması büyük bir çilektir Pollyanna
    Güzeldi yine de o yıllar
    Küçük sarı pütürleriyle
    Ne çabuk geçti.Ama zaten onu burada giymeme izin vermezlerdi
    Belki artık hiç olmaması daha iyi
    Çalınmış bir güzellik,
    Yasaklanmış bir güzellikten daha iyidir.
    Ama onu asla unutmayacağımı bilmelisin.Dilerim sen pötikareli gömlekler gibi neşeli,
    iri dişli bir mısır koçanı kadar
    Mutlu ve yan yanasındır.
    Belki bir gün beni ziyarete gelirsin
    Sana krem fıstıklı ekmek ikram ederim
    Artık çok mutlu olacağızlı ekmekler
    Süte ekmek doğrar ve
    Papara papara diye şarkı söyleriz.
    Sen ruhumun misafir odasında uyursun,
    Süt ve gözyaşı lekeli yumuşak yer yatağında.II.
    Sevgili Pollyanna,
    Senin romanlarında her şey o pazartesi başlardı
    Kot pantolonlu, uzun bacaklı pazartesilerdi onlar
    Ben mutfakta Edith Piaf dinler,
    Bir lağım faresiyle göz göze bulaşık yıkardım.
    Şehrimizin aşkı ve şehrimizin şarkısı
    Öfkeyle pis su borularında dolaşırdı.
    Sana patates kızartırdım.
    Patatesler pazartesi kadar kırmızı oluncaya kadar...
    Ölüm bizi ayırıncaya kadar...
    Aşkımız şehrin en güzel aşkıydı
    Kolay değildi, kolay olmamıştı
    Yıllarca şehrin en güzel aşkının benekleriyle yaşamak.Kirli muşamba perdeli meyhanelerde ağlardım
    Masaaltı kedileriydi benim için ağlamak,
    Bazen tekirdi, bazen sarman
    Kim önce fırlarsa parsayı toplardı.Öfkem içimde emekleyen kırmızı patikli
    Bir bebekti sanki Pollyanna
    Her köşede nergisler satıyorlardı sokaklarda
    Baygın kokulu güneşler gibi...
    Onları satın almak,
    Sonra bir gün yüzü çatlak intiharlarımı boyatıp
    Otuzaltı numara bir hayata başlamak...
    Uzun bir nekahet döneminden sonra
    Nihayet ayağa kalkmak...
    Öfkem
    Üstü kalsın derdi ve bırakırdı hayatımı
    Bayat bisküvi kokan o mahalle bakkalına
    Öfkem
    işi bitmiş bir çalı süpürgesi gibi
    Dayamaktır kendini duvara...
    Öfkem Pollyanna
    Neden güzeldi?
    Bütün güzeller gibi elinde bir bardak sıcak çaylaHer şey o pazartesi başlardı
    Şehrimizin aşkı ve şehrimizin şarkısı
    Öfkeyle pis su borularından taşardı.III.
    Sevgili Pollyanna,
    Radyo tiyatrosu dinlenirdi bir zaman içimde,
    içimde dünyanın en eski kedisi
    Eski bir sobanın yanında uyuyordu.
    Çocuklar bir köşede
    Yenidünya çekirdekleriyle beştaş oynardı
    Frenk elması da derler
    Sarılı kahverengili bir meyve.
    Annem işte öyle bir kadındı
    Çocuklar gökyüzüne bakar sorardı:
    Ay dede orada ne yapıyor anne?
    Annem öldüğünde ay dede içimde
    Yüzlük bir ampul gibi parçalandı.
    Annem işte öyle bir kadındı
    Aşure getiren çocuklara,
    Teşekkür eder gibi yaşardı
    Öldüğünde gül resimli bir takvim yaprağıydı.Pollyanna,
    Sana göre insan profiterol yer gibi yaşamalı
    Bir çamur deryasının içinde
    Küçük mutluluk topları yakalamalı.
    Bense vücuduma şiirler saplıyorum durmadan
    Sen de bilirsin ya Allah
    Dayanabileceği kadar acı verirmiş insana.Geçen yazı
    Bir dut ağacının altında roman okuyarak geçirdim
    Dut taneleri düşerdi sayfalara
    Tıpkı tatlı bir yaz yağmuru gibi
    Büyük taneli tıpırtılarıyla
    Kendimi dut ağacının gölgesini yiyen
    Bir ipek böceğine benzetirdim.
    Ucuz teşbihler beyaz atlı prenslerdir Pollyanna
    Bir şiire gelir
    Ve onu bu hayattan kurtarırlar.Ah Pollyanna,
    içimde sanki hep aynı şarkıyı çalan bir laterna:
    Cancağızım basma perdeme bir çiçek de sen olsaydın
    Kaçarken yangın merdivenlerine
    Keşke grapon kağıtları assaydın.

    Polyannaya mektuplar/didem madak.
    #37043012 :)
  5. 11712.
    Sonra sen kendi yolunu çizdin...
    Benim ilkokulda resmim zayıftı, pek bir şey çizemedim.
    Bir işe girdim, ikisi ciddi beş kadını sevdim...
    Beşiktaş’ta bir eve taşındım ve sigarayı bıraktım.
    Bulaşık makinem var.
    Alttan iki dersim var.
    Bir kitap projem var.
    Ve sen yoksun...
    #37043022 :)
  6. 11713.
    Terketmedi sevdan beni,
    Aç kaldım, susuz kaldım,
    Hayın, karanlıktı gece,
    Can garip, can suskun,
    Can paramparça…
    Ve ellerim kelepçede,
    Tütünsüz, uykusuz kaldım,
    Terketmedi sevdan beni…
    ahmet arif
    #37043324 :)