1. 13643.
    Nasıl etmeli de ağlayabilmeli
    Farkına bile varmadan?
    Nasıl etmeli de ağlayabilmeli
    Ayıpsız,
    Aşikâre,
    Yağmur misali?

    Neylersin alışkanlık
    için kan ağlarken yüzün güler
    Dikilitaş gibi dinelirsin yine.
    Yavrum, erişmek ne müşkülmüş meğer,
    Anneler gibi ağlamanın yiğitliğine?
    3 -1 ... sucukyumurta
  2. 13644.
    "boş beyaz bir ışık sensizlik
    tarifi yok, anlam aramak nafile
    oysa ne güzeldi yaşamak
    nefes keserdi seni düşünmek bile."
    1 -1 ... mini mini
  3. 13645.
    gece
    bir tabut gibi çöker omuzlarıma
    bir ölünün iç çekmesi olur rüzgar
    hüzünle düşünürüm uzaktaki bir evi
    yıldızlar sayılmaz: hasret uzakta
    hasreti bir ben bilirim
    bir de gecenin gözlerindeki baykuş
    baykuş kötü kuş baykuş çirkin kuş
    onu hüznümle güzelleştiririm. hüznümle süsler
    bir damın üstüne oturturum
    damımın üstüne oturturum

    -sizi hiç bu kadar yakından görmedimdi
    yıldızlar sayılmaz: hasret uzakta

    abimin acıyla yontulu yüzü
    yaşlı bir güvercin gibi düşer avuşlarıma
    dağılır ses olur acısı
    ezberlediğim bir öğüdü yineler bana
    -çocuğum üşütme yüreğini
    şimdi hüzün mevsimidir bütün şiirleri gezen
    ben doğma büyüme evciyim göç benim harcım değil
    hasret bana çabuk dokunur yalnızken karanlıktan korkarım
    mesela mevsim kışsa yağmur yağıyorsa
    mesela annemde yoksa yanımda
    mesela, şimşekte çakıyorsa ben çok korkarım, ağlarım
    -ana bana kurşun dök.oku üfle
    ana ben daha çok küçüğüm. bana ninni söyle ana

    yalnızım.bunu hep söylüyorum
    yalnızım.bunu hep söylüyorum

    geceyi çarmıha geriyorum kimseler tapmıyor
    hüznümü ölçeğe vuruyorum yüreğine sığmıyor
    her şey ne kadar olabilir meraklanıyorum
    yüzüme dokundukça tırnaklarım kanıyor
    yalnızlığımı hüznümle yoğuran gece
    öyle basitsin ki sen bütün şiirlerin içinde
    biliyorum. biliyorum bunu da biliyorum
    gökteki yıldızlar kadar dizeler yazılsa da
    kendime kendimden başka kendim yok
    ne utancımı kuşanan bir sevgi
    ne çirkinliğimi öpen bir kız

    yalnızlığımdan yalnızlığım yalnız

    -ana bana bir hal oldu.hep böyle titriyorum
    ana çok üşüyorum. ıhlamur ısıt bana

    yıldızlar sayılmaz: hasret uzakta
    ben sevgiye hasretim. sevgi uzakta

    ey insanlar
    ey gecede unutulmuşluğumun yargıçları
    iğrenerek öpüyorum parmaklarınızı
    iğrenerek. hepinizi kucaklıyorum ilkin
    ağzınızı dudaklarınızı dişlerinizi öpüyorum
    bilmiyorsunuz. ben kendimi öpüyorum

    cinsel bir çiftleşmedir çarşaflar
    ıslak bir gece en fazla kendini çoğaltır
    bir solucan vücuduna yeni bir halka ekler
    döllenir acı. sevişme daha da erselikleşir

    -hü’yü tanıdım size anlatmalıyım bir gün
    size bir gün mutlaka hü’yü anlatmalıyım

    geceyse
    tükenmişse güneşin güçlülüğü
    gök gözlerinin buğusunu yansıtır
    senin acın acıların ölümüne gebedir
    korkma yavrum
    ne gece ne geceler senin
    suçsuz mızıkçılığını küçültemez
    bir çirkini öpmek için uzattığın yüreğini
    güzelleşip bir sevginin göğsüne yatmak biraz
    biraz yorgun biraz korkak bir insan sevmek biraz
    dayayıp sırtını gecenin duvarına
    bir ölünün ağzını dudağını öpmek biraz

    yıldızlar sayılmaz: hasret uzakta
    ben sevgiye hasretim.sevgi uzakta

    ey kanımda tefler çalan mevsimle gelen
    sesimi çakallarla boğan gece
    hüznüme vur acımı soy
    beni de kuşat
    boris karlof kadar masum yüzümü
    karanlığınla frenkeştaynla
    çünkü artık büyütmeliyim içimde nefreti
    kalbim ki yıllardır iyiliğe abone
    nerde bir insan görse
    bırakır sevgi kuşlarını
    çünkü o bağışlar yargıçlarını
    kendi yasalarını kuramayan yargıçlarını

    ey gecede unutulmuşluğumun suçluları
    ey yanlışlığın yanlış yargılayıcıları
    suçum:nefreti öksüz bırakmak
    savunmam: sevgimi yüceltmek içindir
    sakalım yok biliyorum ama kötü değilim
    büyükleri sayarım küçükleri severim
    çocukları incitmeden severim.kadını öpmesini bilirim

    sizi de sizi de öpmesini bilirim

    -ana ben çok yalnızım. benim başka sevgim yok
    içimde utanç çiçeği gibi büyüyor hü

    kural tanımayan sevgim benim
    aykırım fizikötem doğa üstüm yanlışlığım
    aşkım. sevgili yanılgım benim başyargıcım
    nefretim nefretim nerdesin

    kalbim
    birgün elbette sana hükmedeceğim

    elbet geçer bu hüzün mevsimi
    bir baykuş bir serçeyle arkadaş olduğu gün
    o gün size sevinci de anlatacağım
    bir solucan bir leylekle çiftleştiği gün
    o gün bahar mevsimidir size aşkı anlatacağım

    ve bir gün elbette yıldızları sayacağım

    -gelin kucaklayın beni.yıldızları sayamıyorum.

    Arkadaş zekai özger - hüzün mevsimi
    3 -2 ... david gilmourun parmaklarii
  4. 13646.
    ...
    Gök çoğalınca
    Göğe açılan göz kapanınca
    Beni duyacak anlamayacaksın

    Bunlar hep senin ölün
    Bir yerinde yatağa sığmayan çocukların
    Suçları bir atmacayla alınan çobanların

    Her şey karıştı çünkü öldün
    Artık kimse bulamaz kendini
    Eller birbirinin içinde
    Senin ölmüş elin yapışır
    Benim tetiğimin üzerine

    Ey gece sen de aldatıldın
    Tuzak kurdu yüzü güneş parıltılı kız..
    1 -3 ... diilhun
  5. 13647.
    belki hiç sevilmemişti
    sitemlerinden bes belli
    aldatılmıştı ya da aldanmış
    garip biçareler gibi
    tarih kitapları arasında
    yılları kaybolup gitmişti
    iyi kalpli muallime hanımın
    belliydi hayat yormuştu onu
    dalında kızaran elmalar gibi ....
    ... minmimeranim
  6. 13648.
    Çocuksun sen sesinin çağlayanına düştüm
    Bir çiçeğe tutundum düşerken, ordayım hâlâ
    Sallanıp durmaktayım bir saatin sarkacı
    Nasıl gidip geliyor gidip geliyorsa öyle
    Zaman benim işte, nesneleşiyor tüm anlar
    Dursam ölürüm paramparça olur dünya
    Çocuksun sen sesinin çağlayanına düştüğüm
    Uçurum diyordun bir aşk uçurum özlemidir
    Bırakıyorum öyleyse kendimi sesinin boşluğuna
    Tutunabileceğim tüm umutları görmiyeyim için
    Gözlerimi bağlıyorum geceyi mendil yaparak
    (Gözlerim bir yerlerde daha bağlanmıştı, bunu
    Unutmuyorum unutmuyorum unutmuyorum hiç)
    Bir rüzgâr esse ellerin fesleğen kokuyor
    Kırlangıçlar konuyor alnına akşamüstleri
    Bu yüzden bir kanat sesiyim yamaçlarda
    Üzgün bir erguvan ağacıyla konuşuyorum
    Ayrılığın zorlaştığı yerdeyim ve dalgınlığım
    Bir mülteci hüznüne dönüyor artık bu kentte
    Çocuksun sen alnına kırlangıçlar konan
    Bir bulutun peşine takılıp gittiğimiz yer
    Okyanus diyelim istersen ya da sen söyle
    Batık bir gemiyim orda, seni bekliyorum
    Upuzun bir sessizliğim fırtınalar patlarken
    Gövdem köle tacirlerinin barut yanıkları içinde
    Ve gittikçe acıtıyor yaralarımı tuzlu su
    Çocuksun sen, büyümek yakışmazdı hiç
    Gülüşünün kokusuyla yeşerdi bu elma ağacı
    (Soluğunun elma kokması bundandı belki)
    Bir elma kokusuna tutundum düşerken
    Sallanıp durmaktayım bir saatin sarkacı
    Nasıl gidip geliyor gidip geliyorsa öyle
    Çocuksun sen, çocuğumsun

    Ahmet telli
    1 ... serenity painted death