1. 1.
    El ele tutuşup yürüdüğümüz anlarda
    Ayağımıza takılan kaldırım taşlarından dolayı
    Haz alamıyorum kara da yapılan seyahatlerden,
    Bu gece on kırk beş uçağı ile
    Terk ediyorum,
    Tüm tutuşmaları..

    Gözlerin sırtıma saplanmış paslı hançer,
    Omuzlarım da dünya
    Midem biraz Afrika,
    Dudaklarım mor Rusya
    Parmaklarımın ucu kasvetli Sahra çölü
    Sen,
    Saçların kum fırtınasında yara almış
    Bir bedevi
    Diz çöküyorsun
    Avuçlarımda,
    Kokun elimde can çekişir halde
    Bu gece on kırk beş uçağı ile
    Terk ediyorum
    Teninde ki teri..

    Bakışlarını, ruhumdan ayırmaya çalışan
    'Yerel' rüzgarların da
    Tadı kaçmış 'batıya',
    Meşhurlaştığından beri
    Tren istasyonlarında ki
    Vagon arası sevişmeler,
    Çoğunluk gösterdi
    Haydarpaşa da ki renkli cesetler,
    Marmara mavi değil,
    Kız kulesini sol memesinden vurarak
    Kestiler sütünü,
    Annem merhametini kaybetmiş
    Bir çocuk dilencisi artık,
    Bu gece on kırk beş uçağı ile
    Terk ediyorum
    Bu ülkeyi...

    Bir merhaba'nın adı
    Menfaatin soğuk odalarına
    Hapsedildiğinden ötürü,
    Okşayamıyorum kalabalığın
    Kulaklarım da doğurduğu sesliliği,
    Korkuyorum dostlarımın suretinde ki tebessümlerden,
    Bakışmalarımızda uzun menzilli silahların açtığı
    Delik oluyor gözlerim,
    Sohbetler de masum Filistinli çocuğum ben,
    Bu gece on kırk beş uçağı ile
    Terk ediyorum
    Çocukluğumu..

    Hatırlar mısın bilmiyorum baba,
    Yüksekten korkarım ben,
    Uçmadım hiç
    Özgür olmadım,
    Mutluluktan da havaya uçmadım,
    Ama;
    ''Kaderim tarafından çok havaya uçurulmuşluğum vardır.. ''
    Bil diye söylüyorum baba,
    Bu gece on kırk beş uçağını
    Ben havaya uçuracağım,
    Özgürlük adına
    intihar adına
    Kendim adına..
    ... hasmet ibriktaroglu