1. 1.
    Güzellik Hastalığı Salgını (An Epidemic Of Beauty Sickness)

    "Güzellik algılarımız karışık ve derin evrimsel köklere sahiptir. Bilimsel perspektife göre güzellik sadece çekici değil aynı zamanda nadir bulunmakta. Asıl çarpıcı nokta ise kadınların güzel olma isteği veya güzel hissetmemeleri değil. Asıl çarpıcı olan kadınların güzellik arayışlarının hayatlarındaki diğer hedeflerini ve ilgi alanlarını yönetmesi ve bastırması. Çok kilolu olduklarından, ciltlerinin yeterince pürüzsüz olmadığından, genç yaşta yüzlerinde oluşan kırışıklardan, magazin dergilerindeki bikini modelleri gibi veya Victoria’s Secret melekleri gibi görünmediklerinden, selülitlerinden veya sıfır beden olamadıklarından endişeliler.

    Kadınlar medyada gördükleri resimlerdeki kadınların alışılmadık bir şekilde zayıf olduklarını veya yeme bozukluğuna sahip olduklarını biliyorlar. Medyada gördükleri resimlerdeki kadınların genel kadın popülasyonunu yansıtmadığını ve istatiksel olarak aykırı olduklarını biliyorlar. Bunların üstüne, kadınlar gerçek hayatta kimsenin bu resimlerdeki gibi gözükmediğinin farkındalar. Bu iyi bir haber. Kadınlar yeme bozukluklarını, photoshop’u biliyorlar. Fakat kötü haber: hiç biri yardımcı olmuyor. Bunların farkında olmak bir şeyi değiştirmiyor. işte bu güzellik hastalığıdır.

    Peki güzellik hastalığının belirtileri nelerdir? Kadınların zaman ve enerjisinin önceden sadece profesyonel model ve aktrislere ait olan endişeler tarafından çalındığı bir noktaya nasıl geldik? Ve daha önemlisi enerjileri yoğun bir şekilde dış görünüşlerine odaklandığında kadınlara ne oluyor? Fiziksel güzellik içinde bir takım özellikler içerir. Fakat kadınlar için bir tanesi önem açısından tüm diğerlerini yenmektedir: kilo, yani beden ölçüsü. Esquire dergisinin 1994’te yaptığı bir araştırmaya göre kadınların %54’ü şişmanlamaktansa kendilerine bir tırın çarpmasını tercih etmektedirler. Ve bu araştırmanın paylaşıldığı bir sınıfta genç kadınların tepki göstermesi beklenirken “tır ne kadar büyük? Ne tür bir tır? Ne kadar hızlı gidiyor ve gerçekten ne kadar canımız yanar?” gibi sorular sordukları görülmüştür. Aslında bir bakıma mantıklı geliyor. Evet, bir tırın çarpması elbette ki can yakacaktır. Fakat can yakıcı başka bir etken daha var ki o da kadınların şu üç mesajın bombardımanına tutulduğu bir kültürde yaşamak:

    1. Güzellik bir kadının sahip olabileceği en büyük, en güçlü ve en önemli şeydir.
    2. Medyada ve dergilerde görülen resimler olması gereken güzelliğin standartıdır.
    3. Sen medya ve dergilerde bulunan resimlerdeki gibi görünmüyorsun.

    Dünyanın dört bir yanına bakacak olursak, kadınlar ve erkekler giderek giderek irileşirken kadınların için belirlenen vücut ideali giderek inceliyor. Kadının kendisi ve görünmesi istenen ideal arasındaki mesafe giderek büyüyor. Bu mesafe küçük bir boşluk değil derin bir uçurum ve o derin uçuruma bakıldığında güzellik hastalığı görülmektedir. Medya tarafından aşırı derecede aşılanan ideal kadın fotoğrafları bize bunun – öyle olmasa bile – normal olduğunu kabullendirmekte ve bizi hasta etmektedir.

    Güzellik hastalığı, kadınların eğitimleri, aileleri veya ilişkileri için endişelenmek yerine kilo verme programları, cilt bakım rutinleri, kollarının sarkması, karın kasları veya baldırları için endişelenmesidir. Peki bu hale nasıl mı geldik? “Nesneleştirme teorisi” denilen fikirler kümesine göre bu hastalık şu şekilde işlemektedir:

    “Kadınlar onlara geçerli değerlerinin görünüşleri olduğunun öğretildiği bir dünyada yaşıyorlar. Sokakta yürürken insanlar görünüşün hakkında yorum yapar, reklamlar sana nasıl daha güzel olabileceğini söyler, televizyon programları, hatta haber bültenleri güzellik standartlarını karşılamayan kadınları alay konusu yaparlar. Fiziksel görünüşün diğer insanlar tarafından o kadar fazla izlenir ki zamanla bu perspektifi özümsersin ve kendinin izleyicisi olursun. Dolaşmak, dünyayı seyretmek yerine bütün zamanını dışarıdan nasıl göründüğünü düşünerek harcarsın. işte bu güzellik hastalığının en kötü sonucudur. Kendini izlemekten dünyayla iletişim kuramazsın.”

    Peki, güzellik hastalığını nasıl yenebiliriz? Güzelliğe daha az yatırım yaparak. Sizi dış görünüşünüz hakkında çok daha fazla düşünmeye iten televizyon programlarını izlemeyi bırakarak. Eğer magazin dergileri sizi güzellik standartlarına takıntılı hale getiriyorsa okumayı bırakarak. Vücudunuzu diğer insanların bakması için toparlanmış parçaların bir koleksiyonu gibi düşünmeyi bırakarak. Vücudunuz bir bütün halinde sizin dünyayı keşfetmek için aracınız. Basenlerinizin ölçüleri, bacaklarınızın kalınlığı hakkında endişelenmeyi bırakın çünkü o bacaklar sizi dünyanın etrafında yürütüyor. insanların sizi bir çizime dönüştürmesine izin vermeyin. Ve en önemlisi, kız çocuklarına sürekli onların güzel olduklarını söylemek yerine cesur olduklarını, yetenekli olduklarını, akıllı ve yardımsever olduklarını söyleyerek niteliklerini fark etmelerini sağlayın. Bunu yaptığınızda genç kızlara sosyal statü kazanmak için en iyi yatırımın güzellik peşinde olmak olduğunu öğreten sistemi baltaladığınızı düşünün. Dış görünüşlerinin karakterlerine ve çalışmalarına bir dipnot olduğunu fark etmelerini sağlayın. Bizler asla güzelliğin önemli olmadığı bir dünyada yaşayamayacağız. Beyinlerimiz böyle yaratılmamış. Fakat güzelliğin daha az, karakterlerimizin daha fazla önemli olduğu bir dünyada yaşayabiliriz. Düşüncelerimizde, konuşmalarımızda ve karşımızdakilerle etkileşimimizde yapacağımız ufak değişimler daha güzel bir gelecek için yol açmamızı sağlayabilir."

    kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=63XsokRPV_Y+
    1 ... kara bayrak
  2. 2.
    her ay düzenli olarak neşter altına yatıp estetik ameliyat olanların hastalığıdır.
    ... red my lips
  3. 3.
    Kendini sürekli olarak güzel görmek isteği. Ve buna istinaden de sürekli olarak eksik ve çirkin yönlerini keşfetmek. Hayatlarının odağında bu insanların sürekli olarak kilo vermek ihtiyacı yatar en başta. Sonra kozmetik alma hastalığı ve kıyafete ciddi zaman ve emek harcama.. Ünlülerin ve mankenlik sık sık takip edilip örnek almak kendine.. Şimdi bu noktada insan kendi hayatını nasıl yaşar, oldukça kaotik bir durum zira akıllı ve zeki dediğimiz insan evladında sıkça rastlıyorum bu vakalara ben..
    1 ... sabahuykusu