bu konuda fikrin mi var? buraya entry ekle. üye ol
  1. 1.
    getir denilince Sözlük'te yok cevabı alınan varlık.
    8 -6 ... cupra
  2. 2.
    sıçmayan ve osurmayan kadındır. sümüğü ise yalnız nezleyken olur o da 1 damla olur. kusabilir. çiş de yapabilir.
    16 -6 ... baybars
  3. 3.
    sevilen kadındır.
    3 -1 ... arude50
  4. 4.
    mükemmele yakın kadındır.
    lakin geneli aptal olmaktadır.
    3 -8 ... lock
  5. 5.
    kabul etmeselerde ilk etapta erkeklerin en önem verdiği şeydir kadının güzel olması. çoğu erkek için zaten kadının aptalı makbuldür.
    5 -1 ... şubat
  6. 6.
    Eskiden kadın güzelliğini resimde veya heykelde yakalayıp dondurmaya çalışan sanatçılar kesin bir matematiksel formül izlerlerdi. Eski Yunan'da düşünürler neyin güzel olarak tanımlanabileceğine cevap vermek için, fiziksel güzelliğin soyut idealine yakınlaşan insan vücudunun oranlarını kesin bir matematiksel formüle bağlamaya uğraşmışlardır.

    Bu uğraş verilmiştir ve tabii ki başarılı da olmamıştır. Güzellik belki de ideal oranlara uyum ile değil de tersine ideal normlardan ne kadar uzaklaşıldığı veya sapıldığıyla belirleniyordur, kimbilir? Çünkü ilginç, çekici olarak tanımlanan kadın, gününün güzellik normlarından her defasında mutlaka sapma gösteriyor olmalıdır. Bu yoksa, o kadın sadece rutin olur. Bunlar dışında neyin güzel olarak kabul edileceği, yıllar içinde değişen kültürel yapılarla uyumlu olarak sürekli değişir ve yeniden tanımlanır. Örneğin; uzunca bir süre çok farklı kültürlerde şişmanca olmayan kadına güzel denilmezdi. O toplumlarda moda anlayışı da estetik anlayışı da şimdikinden çok farklıydı. Zayıflığın, güzelliğin önkoşulu olarak sunulması zaman zaman moda olmuştur toplumlarda. Son günlerin sıfır beden anlayışı da eskiden bir ara yine modaydı.

    Ben hatırlarım; model Twiggy ortaya çıktığı zaman dünyayı kasıp kavuran bir ekol haline gelmişti ve bizzat ismi, bir anlayışı bir estetiği sembolize eder olmuştu. Pazar günlerimin vazgeçilmeyen keyfi brunch dergisinde bu konunun kapak yapılması çok da isabet olmuş. Çünkü 'sıfır beden' estetiği dünyayı sarmış durumda. Sıfır bedenler ideal olunca bu da beraberinde müthiş bir endüstri yarattı. Kaçınılmaz olarak zayıflama sektörü, moda endüstrisi kendilerine yepyeni bir açılım bulmuş oldular.

    Bütün bunlar normal de; bu yeni açılım beraberinde hayli sağlıksız bir gelişmeyi de getirdi. Zayıf olmak ve zayıf kalmayı bir ideal olarak tanımlayan toplumda özellikle kadınlar, bulimia da dahil birçok hastalığı yaşamaya başladılar. Bulimia'nın son derece ciddi bir psikolojik hastalık olduğunu fark etmeyenler ise intihara kadar giden yolu açıyorlar kendilerine. Dahası; her gün 'zayıflayın' bombardımanı yapıldığında mümkün olduğunca hızlı zayıflamak da bir ideal haline gelebiliyor. Adına 'Crash diet' adı verilen hızlı zayıflama reçeteleri 'ideal ölçülere' ulaşmaya çalışan kadınları pençesine aldı.

    New York'un sabahları bedava dağıtılan gazetesi A.M. New York'ta son derece ilginç gelen bir haber okudum geçenlerde. Muhabir, son zamanlarda şehirdeki metro sisteminde neden çok gecikmeler yaşadığını incelemiş ve görmüş ki; gecikmelerin, aksamaların başta gelen nedeni aniden düşüp bayılan kadınlarmış. Bu kadınların hemen hemen tamamı 'Crash diet' yapmaktaymışlar. Hızlı zayıflama uğruna aç bırakılan vücutlar aniden iflas edince de bunlar bayılıveriyormuş ve bayılınca da tren sistemi duraklıyormuş tabii ki... Bu bir toplumun durumu ve kültürel hali hakkında son zamanlarda okuduğum en akıllı haberlerden bir tanesiydi.

    Şuna emin olun ki; zayıf kadın ölçülerinin ideal ölçü için baz alınması bir süre sonra bitecek ve karşı tepki de gelecektir. Bu hep böyle olmuştur. Çünkü güzellik endüstrisi ve moda, sürekli değişim olmadığı takdirde yaşayamaz. Bir süre sonra güzel kadın ideal ölçülerinin yeniden tanımlandığını göreceğiz.

    Bu yeniden tanımlama işi olduğunda bundan en fazla memnun olacak insan da ben olacağım herhalde. Çünkü değişen estetik anlayışları ve kültürel yaklaşımları yakından izlemeye, anlamaya çalışmama rağmen benim güzellik kriterim ve ideal ölçü anlayışım yıllar itibariyle sabit kaldı, değişen modalardan fazla etkilenmedi. Fazla teori yapmak yerine bana hayli güzel gelen iki kadının ismini vererek güzellik anlayışımı tanımlamaya çalışayım. Biri isabella Rossellini, diğeri ise Ashley Judd. Özellikle isabella'nın ölçüleri bana ideale hayli yakın gibi geliyor. Gördüğünüz gibi bu ikisi de sıfır beden ekolünün tipik temsilcileri arasında katiyen sayılamazlar. Bu ikisini çekici olarak bulan bir insanın, çok zayıf olan bir kadını güzel tanımı içine sokabilmesi de mümkün değildir. Kadınları hatırlayınca insanın önüne çıkan fırsatları katiyen ertelememesi gerektiğini bir daha anladım. New York'ta yerleşmiş olduğum 2002-2003 döneminde Tenesse Williams'ın 'Streetcar Named Desire' adlı oyunu Broadway'de oynanmaya başladı. Tennesse Williams'a hayransın, bu oyunu özellikle seversin üstelik de başrolde Ashley Judd oynuyor. Neden gitmezsin bu oyuna be ebleh be aşağılık herif, senin kafana tüküreyim be Serdar. Kaçtı gitti fırsat bir kere...

    serdar turgut
    13 -2 ... mulayim
  7. 7.
    (bkz: çirkin kadın yoktur az votka vardır)
    4 -2 ... el logan
  8. 8.
    her erkegin rüyalarında gördüğü kadındır. hep aklından tasarlar; saçı şöyle olsun, gözleri şu renk, dudakları dolgun, kalçaları yuvarlak, boyu 1,80, akıllı, zengin falan filan diye. * *

    (bkz: güzel kadın yoktur az kaşar vardır) *
    5 -2 ... raper
  9. 9.
    korkulması gereken kadındır.
    3 ... fightordie die
  10. 10.
    göreceli bir kavram olduğu düşünülmektedir.
    3 ... xcharlestonw