1. 1.
    her tavrın bir zerafeti vardır;
    oturmanın, kalkmanın, eşyaya bakmanın...
    gönüllerdeki zerafet dışa yansıdıkça hayat güzelleşir.

    bir zarif adam dedi ki:
    çocukluğumu hatırlarım, biraz hızlı yürüsem, ayağımı yere vurarak bassam;
    kızarak, parlayarak değil; inandırarak, anlatarak:

    her şeyin bir canı var yavrum, tahta incinmez mi?
    bizi üstünde gezdiriyor, bizim de ona hürmet etmemiz gerekmez mi? derlerdi.

    bardağı yere koyarken ses çıkarmak ayıptı. bardak ve konulduğu yer incinmemeliydi...

    uyandırılmak istenen kişinin yastığına hafifçe vurularak:

    âgâh ol erenler! denilirdi.

    ben diye konuşulmaz, fakir ifadesi kullanılırdı. şayet ağızdan ben sözü kaçsa derhal ilave edilirdi benliğe lanet! ...

    gelen misafirin ayakkabıları içeri doğru çevrilirdi. kapıya doğru çevirmek, bir daha gelme, demekti.
    içeri dönük ayakkabılarını giyen misafir, evdekilere arkasını çevirmeden giyer ve kapıdan çıkardı.

    kapıyı kapat! denilmezdi.
    allah (c.c) kimsenin kapısını kapatmasın diye, kapıyı ört, ya da, sırla. denirdi.

    lambayı söndür. denilmezdi allah (c.c) kimsenin ışığını söndürmesin diye,
    lambayı dinlendir. denirdi.. lamba yakılmaz, uyandırılırdı...

    yolda karşılaşanlar temenna ederlerken;
    el kalbe götürüldüğünde,
    muhabbetin yüreğimde.;
    dudağa götürüldüğünde yâdın dilimde,
    başa götürüldüğünde, başımın üstünde yerin var, denilmek istenirdi.

    canlı cansız her şeyin bir hatırı vardı eskiden.
    peygamber efendimizin (aleyhisselam) 63 yaşında vefatından sebep,
    63 yaşını geçmiş büyüklerimiz yaşları sorulduğunda, haddi aştık derlerdi...

    yolda küçük büyüğünün önünden yürüyemezdi...

    nereden nereye?

    kendimize yabancılaştık, nezaketi, güzel ahlakı, öz sevgiyi, hakiki saygıyı kaybettik.

    en kısa zamanda bu zerafate döneriz inşaallah.
    zerafet olmazsa haya olmaz , ahlak olmaz.. çocuğunuz, eşiniz, aileniz, sevdikleriniz emniyette olmaz...

    alıntıdır..
    8 ... hopethebestplantheworst