1. 1.
    başını çevirdiğinde yanındaki yastığın boş olduğunu görmen sonucu yaşadığın durum. o yanında uyanmamıştır. uyandığında da aynısını yaşıyorsundur elbette ama, bu, onun yokluğunu içeren ayrı bir duygusallık ve romantiklik biçimidir.

    bu hislerle birlikte hemen kalkıp oluşan bed hairın ile hemen yatağının ucundaki piyanonun başına otursun, ardından "ben ne yapıyorum" deyip tekrar geri kalkarsın. çünkü sen piyano çalmayı hiç bilmiyorsundur. bir tek kişi biliyordur ona nasıl yaklaşılması gerektiğini. parmaklarının yeteneksizliğine ve ruhunun odunluğuna küfredip tekrar hüzünlenirsin yanında olmadığı için. artık yapacak tek şey, bir bülent ortaçgil şarkısı açıp küçük kedinle birlikte sıcak bir ekmek parçası ile mırıldanarak kahvaltı etmektir. derken birden duraksarsın...

    "kedim yok ki benim, benim hiç kedim olmadı, kediciğim bile..."

    elinde dumanı tüten sıcak ekmek parçası ile başbaşasındır artık. hüznün boyutları şimdi daha da çok artmaya başlamıştır. uzunca bir iç çekişten sonra yerinden yıkılmış bir şekilde masaya zorla tutunarak kalkmaya çalışıp:

    "iyisi mi mutfak dolabının kapağını açıp içine varoluşumun sebeplerini sorgularcasına bakıp geri kapatayım" dersin. zira kısa bir süreliğine de olsa hiçbir şeyi ve hiç kimseyi düşünemeyeceğin tek yer belki de bu büyülü geçit kapısıdır.

    kapı açılır, ve içeri girilir.
    -1 ... john misty