1. 2958.
    Ne güzel geçti bütün yaz,
    Geceler küçük bahçede…
    Sen zambaklar kadar beyaz
    Ve ürkek bir düşüncede,
    Sanki mehtaplı gecede,
    Hülyan, eşiği aşılmaz
    Bir saray olmuştu bize;
    Hapsolmuş gibiydim bense,
    Bir çözülmez bilmecede.
    Ne güzel geçti bütün yaz,
    Geceler küçük bahçede.

    Ahmet Hamdi Tanpınar
    1 -1 ... ivanovna
  2. 2959.
    SiTARE
    “Çeşmek Be-zen Sitare
    Ezmen Mekon Kenâre”

    Nerden çıktın karşıma böyle Sitare
    Efsaneler dökülüyor gülüşlerinde
    Kirpiklerin yüreğime batıyor
    Telaşlı bir kalabalığın ortasında
    Ayaküstü konuşuyoruz
    Nedimin nigehban nergisleri gibi
    Üstümüzde bütün nazarlar
    Çok utanıyorum Sitare
    Dün oturup hesap ettim
    Sen doğduğun zaman
    Ben bir askeri mektepte talebeymişim
    Sen bilmezsin Sitare
    Burada gündüzler çekip durduğumuz bir mercan tespih
    Geceler içinde uyuduğumuz birer siyah buluttu
    Her akşam dokuzda yat borusu çalardı
    Yat borusu baştan aşağı hüzün çalardı
    Bir derin uykuya atardım kendimi
    Siyah benli bir kız düşlerime kaçardı
    Bende onu alır anamın düşlerine kaçardım

    Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
    Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
    Yoksa dudakların mı anlayamıyorum

    Seninle konuşurken Sitare
    Aklıma yıldızlar dökülüyor
    Bir çaresiz Zühre oluyorsun Babil caddelerinde
    Ateş gözlü kahinler koşuyorlar arkandan
    Binlerce meşalenin ışığı kımıldıyor saçlarında
    Gökyüzü salkım salkım
    Zigguratlar tıklım tıklım
    Dönüp dolaşıp dudaklarına takılıyor aklım
    Ah benim bu akıldan sıyrılmış aklım
    Kimi gün boşlukta konacak yer bulamayan
    Kimi gün inatçı yosunlar gibi kepez diplerine yapışan aklım
    Gözlerine baktığım zaman Sitare
    Bütün çöllere ay doğuyor
    Yoldaş ediyorum kendime imrül Kays’ı Antere’yi A’şa’yı
    En kuytu vahaları dolaşıyorum
    Hangi vahaya gitsem çadırlar sökülmüş Sitare
    Çadırla su arasında bir cılga var
    O cılgada narin ayak izlerin var
    Durgun suya düşüp kalmış gözlerin var

    Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
    Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
    Yoksa dudakların mı anlayamıyorum

    Bazan sapsarı bir benizle geliyorsun
    Yorgun çizgileri alnında uykusuzluğun
    Biliyorum içinde bir sızı var
    Bıçak ağzı gibi bir sızı var
    Bu sızıdır işte seni verimsiz kılan
    Züheyr’in Suad’ı gibi keremsiz kılan
    Kuzeyden güneye
    Güneyden kuzeye
    Heyy! Gidip geliyorum bu çöllerde
    Kureyş’in heybetli ve inatçı develeri
    Hiç aldırmadan benim esmer sevdama
    Geviş getiriyorlar ufka bakarak
    Ben kaçıp Yesrib’e sığınıyorum
    Yesrib bahane, bir kitaba sığınıyorum
    Dağda, ovada, badiyede okuduğum hep elif
    Elif diyorum Sitare, sineme elif çekiyorum
    “Ah minel aşk-ı ve halatihi..”
    Çok eski bir gerçektir bu biliyorum

    Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
    Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
    Yoksa dudakların mı anlayamıyorum

    Sinsi bir yağmur altında beraber yürüyoruz
    Ve ikimizde ıslanıyoruz
    Ben ne yağmurlar gördüm Sitare
    Ben kaç kez iliklerime kadar ıslandım
    Bilmiyorum sen kaç yaşındaydın
    Ben göğü hep bir kurşun gibi ağır
    O şehirde sırılsıklam gezerdim
    Bölük bölük insanlar boşanırdı tapınaklardan
    Tapınaklar insanları safra gibi atardı
    Sonra hepsi bir yere toplanıp bana bakarlardı
    Bir gün bu şehrin kirli yağmurları alıp götürdü beni
    Gidip bir Uygur çadırında göğü dinledim
    Kara bulutlar kükrerken bir Kaşkar sabahında
    Oturup Aprunçur Tigin ile seni konuştuk
    Bakışlarımı sunuyorum, tereddütsüz alıyorsun
    Gizli bir tebessümle çağırıyorum, geliyorsun
    Kaşı karam, gözü karam, saçı karam
    Umay gibi yumuşak huylum
    Nerden çıktın karşıma böyle
    Sesin ılık bir bahar güneşi gibi ığıl ığıl akıyor içime
    Asya’nın bozkırlarında ordular düşüyor peşime
    Yığılıp kalmışım bu Anadolu toprağına Sitare
    Adam akıllı yorulmuşum
    Ellerin böyle olmamalıydı
    Ellerine acıyorum
    Ve kim bilir kaç zamandan beridir kalbimi öğütlüyorum
    Durup durup ıssız yerlerde
    “güçlü ol ey kalbim, güçlü ol
    Daha çok işimiz var” diyorum

    Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
    Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
    Yoksa dudakların mı anlayamıyorum

    Dilaver Cebeci
    ... durak bilgi
  3. 2960.
    günün şiiri
    ... sgkli yazar
  4. 2961.
    günün şiiri
    1 ... marwin16
  5. 2962.
    'işte evvel baharın üç ayları yetişti
    şimdi göçmen kuşların tebdil mekân çağıdır
    bir yol sökün eyledi mi dizi dizi turnalar
    hasanbeyi yaylaları can bulup yeşerdi mi
    kınalanır elvan elvan yeryüzü
    örencik'in yamacında meclis kurulur
    sıra sıra cezveler köze sürülür
    talim eder geldim ola türküsünü sarı ökkeş

    -geldim ola şu bahçenin yazları
    kulağımdan gitmez oldu sözleri
    alev alev yanaklı kaman kızları
    deli gönül hayran oldu cemâlinize-

    batıya yıkılırken gün yalap yalap
    ayrı dağlar sıradan dumanlıdır
    garbi yeli pek reyhanlıdır
    fermanı kâr eylemez erkânın
    türküler yakılır dağlar taşlar aşkına
    tekmil ormanlar tutuşmuş gibi al olur
    korkunç korkunç bakar yüceleri
    gâvurdağları'na bir hal olur
    sıcak temmuz geceleri

    nasibini almış da bereketinden
    bahçe kazasından azimet eylemiş
    garib âşık nâdim hareketinden
    hayaller her seher vakti
    o afaka ser çekmiş dağları
    çok ağlamış,
    çok gülmüş,
    çok dert çekmiş dağları..'

    (bkz: attila ilhan)
    3 ... canabar
  6. 2963.
    Ben sana bakarım
    Herkesten iyi bakarım
    Kimseye bakmam, sana bakarım
    Sana böyle bir ben bakarım
    Ben böyle bir sana bakarım
    Ben sana bakarım
    Sen önümüze bak
    Düşmeyelim..
    -Cahit Zarifoğlu
    4 ... gizemligizem
  7. 2964.
    Gecikmiş bir gizemi
    Birikmiş bir özlemi
    Sakladiniz mi?

    Olamayacak bir nedeni
    Gelmeyecek bir gideni
    Beklediniz mi?
    1 ... gizemligizem
  8. 2965.
    biraz değiştim,
    her şey kadar, herkes kadar, sen kadar...

    değiştim...
    unutamadığım sözlerinin arasında sıkışıyorum,
    bir yanım kendimi kolluyor bir yanım seni
    ben benimle savaşıyorum,
    seninle değil...

    sonucu kılıcı kuşananından belli olan bir savaşın,
    ne kazanabileni ne de kaybedeniyim...
    sorun değil...

    elbet alışırım...
    biraz alıştım.
    her şey kadar, herkes kadar, sen kadar...
    alıştım!
    varlığını istemediğim tüm eksik yanları
    ve çokluğunu da, yokluğunu da istemediğim
    iki arada bir derede duyguya alışıyorum...
    bir yanım bırak diyor bir yanıma
    kesin değil! henüz tanıştık...
    her şey kadar, herkes kadar, sen kadar...

    tanıdığımı sandığım bana daha yakınım artık
    duvarlara anlatırken öğrendiklerim kendi hakkımda
    ve aynalarda ağlarken gördüklerim kendi tarafımda
    bir yanım memnun oldum diyor,
    bir yanım tanıyamadım daha
    samimi değil...
    bir hayli kırıldım...
    her şey kadar, herkes kadar, sen kadar...

    canıma batan her halin felç gibi indi bedenime
    gözlerimden tut da ciğerlerime kadar kırgınım...
    aslında ne sana, ne olanlara...
    kendime kırgınım!..
    maziye hiç değil, âna kırgınım
    anlatamadığım, anlayamadığım masalların bana yaptıklarına
    dinlediğim şarkılarda bana seni anımsatan şarkıcılara
    beni anladığın kelimelerin bana her şeyi anlatıyor gibi geliyor oluşuna
    bir hayli kırgınım...
    beni ben kırdım oysa...
    iyi değilim.
    galiba yoruldum...
    her şey kadar, herkes kadar, sen kadar...

    kalbime, kalbimi kanıtlamaktan
    ve kanıtladığıma kendimi inandırmaktan
    ve dahası kocaman bir sahada tek başına koşmaktan yoruldum
    aslında ne pişmanım ne de pes ediyorum!..
    sadece beni kaybettikçe seni kaybediyorum.
    şu kalp denen, beni bana sorgulatıyor artık
    ki seni sorgulamamasını nasıl beklerim?!..

    toprağa bakan yanım senden zate ayrı
    sana bakan yanımsa toprakla aynı
    hıh! ne yaparsan yap, gördüğünün seni görmesini bekleyemezsin!

    gözlerim yorgun...
    dudaklarım, dudaklarım hissiz...
    dokunulmadan geçen yıllar bana ağır...
    sarılmadan geçip giden uğurlamaların, kavuşmaları hep beklentisiz
    söyleyemediklerini söylesende şimdi
    sesine aşina yanım, onca sessizlikten sonra artık sağır!
    isteyerek değil...
    çok çalıştım

    paylaştığımız hayatımızda bıraktığın onca üstü kapalı git izine
    beni yerle bir eden kendince açık olan her tepkiye
    ve bence bana tanımadığım bir adamı göstermene rağmen
    daha öncede gitmiştim...
    çok çalıştım...
    paylaştığımız hayatımızda bıraktığın onca üstü kapalı git izine
    beni yerle bir eden kendince açık olan her tepkine
    ve bende bana tanımadığım bir adamı göstermene rağmen
    gitmek için, bitmek için, sana huzur vermek için
    çok çalıştım...

    daha öncede gitmiştim...
    kendi isteğimle...
    anladım ki daha önce sevmemiştim!

    çok çalıştım inan
    değişen yanımın aslında hep aynı olduğunu göstermeye
    her defasında daha da tozlanan canımı kırmadan korumaya
    ve alışmaya kendime...
    bu göz gözü görmez dumanlı halime
    çok alışmaya çalıştım hem de...

    tanıştım seninle doğan yanımla da, ölen yanımla da
    birini yaşattım! yaşatıyorum da hala
    ama diğerinin ölmesine engel olamıyorum da

    yorulmak, dinlenmekten geçmiyor
    an be an çöküyor, insanın içindeki güç
    işığı sönüyor...
    beyaza dönüyor rengi git gide
    hissizleşiyor...

    ne yormak istedim seni,
    ne de yormak kendimi
    çok çalıştım
    gitmeye de kalmaya da...
    ikisi de aynı acı, ikiside rezil
    daha öncede gitmiştim
    ama böyle kalarak değil
    böyle kalarak değil...

    (bkz: can yücel)
    3 ... ce cey li
  9. 2966.
    sev dedi o Rabbim seni sevdim.
    senden başkasını sevmeyeceğim.
    1 ... ruzhan
  10. 2967.
    rap sözü yazmaya başladım. bu teaser olsun.

    sözleri sert, hepsi de süt,
    varoştan bitme, mahyası dük,
    boyu güdük, tipi düdük,
    define arıyor, aklında küp.
    1 -1 ... evli bedelli torpilli