1. 2978.
    aşk sendedir dedi yarim,yoh dedim
    fistuklar koydu önüme,toh dedim
    ardı arkası gelmedi dörtlüğün
    yemeyeceğim naneye boh dedim.
    ... ruh okuzu
  2. 2979.
    tohum

    Dörtnala haberci ilkyazdan
    Aşağıdan inceden beyazdan
    Dumanı tüten sıcak tohum
    Dolan kara toprağı dolan
    Ulaş yeryüzüne ak tohum

    Hay gücüne kurban olduğum
    Dağ taş dinlemezim hey aman
    Göster o gül yüzünü göster
    Önce yeşil yeşil bak tohum
    Sonra sarı sarı gülüver

    Donansın donansın daneler
    Kız oğlan kız, alaca kına
    Tarlalar sebil tek bedava
    Ver güzelim ver yiğitim ver
    Pir aşkına fakir aşkına

    Anladım farkı neden sonra
    Tohumdan başka şeymiş bitki
    Bu küçük deli fişekteki
    Ne ki? Ağaç mı allı pullu
    Yoksa ayrık mı, başak mı ki?

    Kim bilecek... kapalı kutu
    Ama bulut, yağmur bulutu
    Gelir kararır nerdeyse
    Tohum altta nefes nefese
    Kulağı gök gürültüsünde.

    Melih Cevdet ANDAY
    1 ... bedreddin
  3. 2980.
    Açılmış sarmaşık gülleri kokularıyla baygın
    En görkemli saatinde yıldız alacasının
    Gizli bir yılan gibi yuvarlanmış içimde kader
    Uzak bir telefonda ağlayan yağmurlu genç kadın
    Rüzgar uzak karanlıklara sürmüş yıldızları
    Mor kıvılcımlar geçiyor dağınık yalnızlığımdan
    Onu çok arıyorum onu çok arıyorum
    Heryerimde vücudumun ağır yanık sızıları
    Bir yerlere yıldırım düşüyorum
    Ayrılığımızı hisettiğim an demirler eriyor hırsımdan
    Ay ışığına batmış karabiber ağaçları gümüş tozu
    Gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar yaseminler unutulmuş
    Tedirgin gülümser
    Çünkü ayrılık da sevdaya dahil çünkü ayrılanlar hala sevgili
    Hiç bir anı tek başına yaşayamazlar
    Her an ötekisiyle birlikte herşey onunla ilgili
    Telaşlı karanlıkta yumuşak yarasalar
    Gittikçe genişliyen yakılmış ot kokusu
    Yıldızlar inanılmıyacak bir irilikte
    Yansımalar tutmuş bütün sahili
    Çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
    Öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil
    Çünkü ayrılıklar da sevdaya dahil
    Çünkü ayrılanlar hala sevgili
    Yanlızlık hızla alçalan bulutlar karanlık bir ağırlık
    Hava ağır toprak ağır yaprak ağır
    Su tozları yağıyor üstümüze
    Özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır
    Eflatuna çalar puslu lacivert bir sis kuşattı ormanı
    Karanlık çöktü denize
    Yanlızlık çakmak taşı gibi sert elmas gibi keskin
    Ne yanına dönsen bir yerin kesilir fena kan kaybedersin
    Kapını bir çalan olmadı mı hele elini bir tutan
    Bilekleri bembeyaz kuğu boynu parmakları uzun ve ince
    Sımsıcak bakışları suç ortağı kaçamak gülüşleri gizlice
    Yalnızların en büyük sorunu tek başına özgürlük ne işe yarayacak
    Bir türlü çözemedikleri bu ölü bir gezegenin soğuk tenhalığına
    Benzemesin diye özgürlük mutlaka paylaşılacak suç ortağı bir sevgiliyle
    Sanmıştık ki ikimiz yeryüzünde ancak birbirimiz için varız
    ikimiz sanmıştık ki tek kişilik bir yalnızlığa bile rahatça sığarız
    Hiç yanılmamışız her an düşüp düşüp kristal bir bardak gibi
    Tuz parça kırılsak da hala içimizde o yanardağ ağzı
    Hala kıpkızıl gülümseyen sanki ateşten bir tebessüm zehir zemberek aşkımız.
    Attila ilhan
    ... ayurveda
  4. 2981.
    bir bitene çare yok,
    birde yitip gidene.
    asla inanmamalı,
    ben varım diyene...!
    1 ... defansagelsenize lan