bu konuda fikrin mi var? buraya entry ekle. üye ol
  1. 1.
    efenimmmm... o zamanlar ortaokuldayız. sevdiğim kız nurten için hayvanları çok sevmesinden mütevellit bi sivrisinek barınağı kuracaktım. kediyi köpeği herkes sever önemli olan sivrisinekleri korumak beslemek diye bi felsefe uydurdum götümden. ve planı yaptım. olay şöyle gelişti:

    “Osman işi tamam mı?”
    “Tamam,” dedi Naci. “Bak işte geliyor salak.”

    Osman’a çok hayırlı bir işin arifesinde olduğumuzu ve onun ne kadar asil bir kana haiz olduğunu bildiğimizi söylemiştik. O olmadan yapamazdık. Zokayı yutmuştu. Osman yanımıza koşturup, “Selamun aleyküm,” diyerek, hayır işleri için uygun olduğunun ispatı peşindeydi.

    “Aleyküm selam din kardeşim.”
    “Ee n’apıyoruz?”
    Naci’ye döndüm ve “Arkadaşa önce hayrat mekânımızı gezdirelim Naci Bey,” dedim.

    Naci tişörtünün önünü iliklemeye çalışarak Osman’a kömürlüğün yolunu gösterdi. Garibim heyecanla içeri daldı. Hazır arkası bana dönükken meşe odunumu kaldırıp ensesine indirdim. Yere düştü ama bayılmadı. Tekrar ayaklandı.

    “N’oluyo ya!”
    “Naci şunun arkasını bana çevir,” dedim. Çevirdi, tekrar vurdum. Düştü ve gene bayılmadı.
    “Naci bir daha,” dedim. Bir daha vurdum, bir daha bayılmadı.

    Yaklaşık yedi-sekiz kere sopaladım Osman’ı.

    “Oğlum filmlerde böyle olmuyor muydu? Niye bayılmıyo lan bu?”

    Naci soluk soluğa kalmıştı. Yüzüne bi’huzur ifadesi inmiş olan Osman’la boğuşurken yanıtladı: “Ne bileyim ben ya! Ensesi kalın bir deyim değil miydi? Sağlam vur şu piç kurusuna.”

    Birkaç kere daha gerilip gerilip indirdim sopayı. Bana mısın, demiyordu. Sesi çıkmıyordu ki zaten. Aptalca gülümsüyordu. Bana bayağı efor sarf ettirmişti. Yorgunluktan bayılmak üzereydim. Naci de en sonunda sinirlenip, lanet olsun, diyerek bıraktı elemanı. Yere düşen Osman, yerdeki örümceği görünce korkudan bayıldı. Naci ile birbirimize baktık. Neyse, manasında ellerimi açtım. Buna da şükür!

    Osman’ı sıkı sıkıya iskemleye bağladık. Ağzını çaputla tıkadık. Evden yürüttüğüm şırıngayı çıkarttım. Annemin nineme yaptığı insülin iğnelerindeki damar bulma tekniğini uyguladım. Osman’ın kanını aşırdık. Hep fizibilitesini merak ettiğim bir deyimin nazarında alt kısmından da kan alsam mı, diye düşündüm. Vazgeçtim. Çok geçmeden uyandı eleman. Yüzünde o aptal ifadesi vardı gene. Naci’ye baktım. “Oğlum ben korkuyorum ha! Buna bir şey oldu,” dedim. “Boş ver,” diye geçiştirdi.
    Çektiğimiz kanı, Naci’nin babasının pide dükkânından yürüttüğümüz cin biberi kutucuklarına enjekte ettik. Kömürlüğün çeşitli yerlerine yaydık. Kanın yetersiz olduğunu öngördüm. Birkaç şırınga daha kan çektik Osman’dan. Hiç tepki vermedi. Mutluydu. Yeterince kan kutucuğumuz olduğunda durduk. Artık gidebilirdik. Osman’ı üç gün kadar burada tutacak, besleyip kanını çekecektik. Bir anda çekersek ölür diye korkuyorduk. Ona kan yapıcı besinler verip, zamana yayarak alacaktık sivrisineklerin vazgeçilmezini. Dolayısıyla kömürlük bir sivrisinek eğlence merkezi olacaktı. Üçüncü günün sonunda Nurten’i buraya getirecek sivrisineklerin mutluluğuna ortak edecektim onu. Bu projedeki derin felsefeyi aktaracaktım. Benim ne kadar ince düşünceli olduğumu görecek ve gözündeki imajımı zihninden silecekti.

    Âmin.

    Kömürlüğün kilidini vurup evlerimize döndük.

    not: osman'ın babası ebemi sikti.
    ... kalemistik
  2. 2.
    acımasız bir eylem.

    (bkz: up) *
    ... kalemistik
kapat