1. .
    1974 yapımı bunuel in en ilginç aynı zamanda anlamlandırmakta zorlandığım filmlerinden birisidir. herhangi bir mantık örgüsü olmadığından film tam anlamıyla ''bağlantısız bağlantılar'' içersine girer. zincirleme bir anlamsızlık söz konusudur. film 1808'de napolyon'nin toledo'yu işgal eden ''ölüsevicisihastası'' askerlerinden itibaren başlar ve günümüze kadar devam eder. filmde anlam ters çevrilmiştir, aslında bunuel bunu anlatmaya çalışır. profesörün polis akademisinde verdiği derste tecrübelerini anlatırken seyircinin önüne çıkan ''flashback''de, profesör bir aileyi ziyaret etmektedir ve insanlar bu tip ziyaretlerde bilindiği gibi bir masaya oturur ve yemek yerler. toplum içersinde yapılan budur. fakat filmde, kahramanlarımız koltuk niyetine pisuvara oturmuştur, yemek yemek için de, mahrem bir yere giderler. burada anladığım kadarıyla anlam ve ahlaki kurallar bunuel ters çevirmiş. aynı zamanda burjuva ahlaki ile rahipler ve onların riyazi yaşamları ile(simon of desert bunun için tam anlamıyla biçilmiş kaftandır) iyiden iyiye dalga geçmiş.(1930'lara doğru sürrealist harekette komünizme doğru bir eğilim söz konusuydu. ama 50'lere doğru araları bozulmaya başladı-hatta bu filmin isminin komünizme atıfta bulunduğu bile belirtilir. komünist manifestodan alınma şu kıssalarda'' bu günlerde avrupa'da bir komünizm hayaleti hasıl olmuş....'' sözlerinden atıfta bulunarak ki özünde komünizm de hem felsefesi temelince özgürleşme felsefesidir ki devletin ortadan kaldırılmaya çalışılmasının amacı da budur) aynı zamanda karakterler değerlerin ters çevrilmesi deforme olması hatta yok olması ile kendilerini sınırsız bir özgürlük içerisnde buldukları gibi aynı zamanda bu özgürlük tarafından esir alınmalarıyla gene tam manasıyla özgür değildirler.

    bunun yanında, filmin diğer sahnelerinde de oldukça anlamsız şeylere rastlarız.(filmde bağlantı olmadığından herşey tesadüflerle ilerliyor gibidir. bu noktada da bunuel ''şansın tüm dünyayı'' yönettiğine inanmaktadır-bu biraz da darvinist bir anlayıştır) hayatının sonuna yaklaşan ve hatta hatta suratından seyircinin anladığı kadarıyla düzgün bir yeri kalmadığını sandığımız en az 60 yaşında gösteren bir kadın da 18 lik kızdan bile dinç vücut bulunurken, ölüsevicisi napolyon askerlerinin prensesin mezarını açtıklarında karşılaştıkları sahne de oldukça şaşırtıcıdır. yine bu absürd sahnelerden birisi de mezardan gelen telefondur ki; müfettiş kendi kızkardeşinin mezarına gittiğinde, tabuttan dışarı sarkmış bir saç ve telefon ahizesini görürüz. yani bunuel oldukça ekonomik. yine böyle bir sahne, kaybolan çocuk sahnesidir ki; gülmemek bu sahnede elde değil.. sonra, sniper ile bir gökdelene çıkarak insanları teker teker yere indiren bir adam ile onun ölüm cezasına çarptırıldınız denerek, davadan sonra serbest bırakılması ve aynı zamanda tebrik edilmesi de işin başka boyutudur. açıkcası toplumsal değerlere göre, olanlar ''olması gereken'' değildir.

    filmdeki bu anlamsız bağlantıların hepsi bunuel'in kendi tecrübelerine dayanmaktadır. bunuel madrid'de öğrenciyken, ayışığında bir kadının saçlarının mezardan çıktığını fark eder; bu özellikle mezardan telefon sahnesini etkilemiştir. diğer bir etki de, bunuel los angeles'da iken; çocukları yanındayken çocuklarını arayan bir aileye dair duyumlar alır ve bu onun ilgisini çeker. anma en ilginci de filmin sonlarına doğru, ciğerinden kanser olduğunu söyleyen(söyleyiş şekli derin ironiler taşır ki bence bunuel bunu özellikle vurgulamıştır-bir hastaya önemli bişey olmadığını söyleyip sigara tutarak ve sonra da birden part diye ciğerinde kis olduğunu söyleyen doktor imgesi)doktor. bilindiği gibi bunuel karaciğerindeki bir kisten dolayı ölmüştür.

    bunların yanında bir çok filminde olduğu gibi bu filminde de sade ve fabre etkileri vardır. kahramanları içgüdüleriyle davranır(arzunun karanlık nesnesi filminde olduğu gibi). bildiğimiz gibi hemen hemen bir çok filminde ayrıntılarla da olsa bazı hayvanlar(örümcek, akrep, küçük böcekler, karıncalar)önemli yer işgel ederler. bunuel'in en çok etkilendiği olaylardan birisi de; peygamber devesi tarafından yenilen eşek arısıdır ki bunu hikayesini ise bal arıları ile beslenen bir eşek arısı, bie bal arısını kendi yuvasına taşırken bir peygamber devesi ile karşılaşır. bu arada da eşek arısı bu yaratıkla karşılaşmasına rağmen hatta hatta bu yaratık tarafından kemirilmesine rağmen, sırtındaki arının balını yemeyi hala sürdürmektedir ki filmlerine dikkat ettiğimizde belki yansımalarını bulabiliriz.
    3 ... calderon de la barca