1. 1.
    gecenin bilmem kaçı. ayaktayım... yine küfür dolu günah cümleler yazıp kağıtları yakmaktayım. ayakta kalmamı sağlayan nefret ve özlem, o kağıtlara dökülüyor ve akabinde duman olup havaya karışıyor. işte bu sırada aklıma fantastik ama bir o kadar da saçma bir düşünce geliyor... o günahlar, o söylenmemiş seni seviyorumlar, bırakma beni'ler hepsi hava akımı ile kırdığım kalplere ulaşacak falan. saçma diyorum ama yazmaya ve yakmaya ara veremiyorum.

    yanımda bu çocukça hareketlerime katlanan tek insan var. daha doğrusu sadece özleyen ve küfür eden alkolik bir ceset. arada göz ucuyla bana bakıyor ama eminim "ne yapıyor bu deli" demeden. bir şat daha viskisinden alıyor sonra bir küfür daha gönderiyor isimsiz bedenlere. kendisine kızıyor bazen ama delirmediği için de çekinceli şekilde inandığı tanrıya şükrediyor.

    odaya dumanlar dolarken "bu saatte yangın mı çıkar amına koyayım" sözleri döküldü ağzından. tabii yalnızlığına vurgu yapmadan, diğer insanlardan nefret ettiğini bilirtmeden bir süredir konuşmaya alışmış. uzun süredir kimsenin gözlerine bakarken görmemiştim onu zaten. en son sanırım ona son katlanan kadına seni seviyorum vedasını yaparken birinin gözleri ile derinden muhatap olabilmişti. tabii ona göre bakmak gereksizdi gözlere. hatta çoğu kelime bile israftı sanırım... bu yüzden çok kısa konuşur gerekmedikçe de suskunluğuna ihanet etmezdi. itfaiye kapıyı tekmelerken içeriden sigarasını almaya gitmişti. ah o yangın onu ne kadar da korkutmuştu onu, sanki hayatındaki her detay yeterince sıcak değilmiş gibi.

    aşağı inildi, polis amcalarla muhabbet edildi zorunlu. "karşı komşunuz, o evde miydi?" diye sordu alabros saç kesimli tedirgin polis. bir anda dank etti kafamıza... karşı dairede oturan kadın yoktu ortalıklarda. o an bir panik hiç konuşmadan yukarıya koştuk. kapı kırıldı ve içeride kimse yoktu... içeride duman, is ve yalnızlığa saygısızlık yapmayan, gizliden de olsa nanik çekmeyen eşyalar ve dağınık yatak çarşafları vardı. bir iç rahatlaması akabinde kel kafalı, göbekli ve sempatik polisin bize evi teslim etmesi. ev kadın gelene kadar bizim himyemizde idi.

    -e kapı kırık? ya bir şey çalınırsa?
    +içeride yalnızlıktan başka bir şey yok genç adam. onu da kimse çalamaz zaten.
    -peki ya yeni bir gün ona mutluluk getirse?
    +o zaman yalnızlığına saygısızca davranıp gelmeyecektir olay yerine bir daha. orada kadın oturuyor değil mi? kadınlar yapar bunu evlat...
    -hadi kendini beylik tabancanla imha et o zaman seni pislik. kadınları da çözdüysen yaşaman için bir sebep yok demektir.
    +uğrunda yaşamam gereken bir kadın var ve ben ona "kızım" diyorum.

    bu garip diyalog bana ölü birini hatırlattı.

    kırık kapı ve hikayesi kötü sona giden esrarengiz bir kadın. adını bile bilmediğimiz ve saatin rakamlarını ciddiye almayan cinsten... kapıya yeni bir kilit taktı bizim sarhoş ceset. uzun süredir kendisi de dahil kimse için bir şeyler yapmamıştı. bu hali beni mutlu etse de genzime yapışan duman beni kusturacak gibi oldu.

    sonra samimiyetsiz, zoraki ve gereksiz bir teşekkür dışında pek bir şey yoktu. kadına kızdım. nereden baksanız kadını 70-80 liralık masraftan kurtarmıştı bizimki. gene bir kadının ona yapılan iyiliği görmezden geldiğine şahit olmuştum. kadının mesleği orospuluktu bu arada. bunu biliyorduk... zaten bizimle aynı apartmanı paylaşan bir insan hayatın bir yerinde sağlam bir tekme yemiş olmalıydı. bizim tek farkımız istediğimizde ağız dolusu küfürler edebilecek kadar özgür olmamızdı. sonra sordum bizim nevrotik sarhoşa:

    -onun insanlardan nefret etmek için bir nedeni vardı en azından. bizi sıcaklıklarına ve kokularına alıştırıp sonrasına bir hoşça kal'ı bile çok gören kadınlara kız kızacaksan. onların soğukluğu böbreklerimize işlemese bu durumda olmazdık.

    sonra yaptığımız muhabbetin ne kadar gereksiz olduğunu düşündük. akabinde ben "ya şu polis ne sikim konuştu öyle lan. sanki böyle şair gibi..." diye sordum.

    - şairlerin sigortası olmadığından polis olmuştur. siktir et onu şimdi. hadi zıbaralım. yarın daha büyük bir yangın çıkarmamız lazım.

    freeze you later
    6 -1 ... absolute zero
  2. 2.
    Absolute zeronun sanatının doruk noktası. Artık bundan sonrası nolur bilinmez.

    Ve gariptir ki kafka nın araştırıldığı üniversiteler varken bu adam...
    2 ... id est