bu konuda fikrin mi var? buraya entry ekle. üye ol
  1. .
    "Ümraniye'deki bir gecekonduda ele geçirilen gizli cephaneliğin Hırant Dink, Orhan Pamuk , Perihan Mağden ve Elif Şafak gibi yazarların davalarında çeşitli eylemler düzenleyen emekli bir astsubaya ait olduğu ortaya çıktı ve kıyamet kopmadı.

    Evet öyle, Türkiye'de kıyamet kopmalıydı. Peki, neden kopmalıydı kıyamet?
    Bunun için aşağıdaki satırları lütfen okuyun:

    ******** ********* ********

    "Ümraniye'deki bir gecekonduda ele geçirilen gizli cephaneliğin Hırant Dink, Orhan Pamuk , Perihan Mağden ve Elif Şafak gibi yazarların davalarında çeşitli eylemler düzenleyen emekli bir astsubaya ait olduğu ortaya çıktı ve kıyamet kopmadı.

    Cumhuriyet mitinglerinde Türk bayrağı sallayarak, halkının bir kısmını düşman ilan edenler arasında bulunan Kuvayı Milliye Derneği'nin kurucularından olan bu kişi, Danıştay saldırısında adı geçen emekli yüzbaşının arkadaşı çıktı ve yine olay olmadı.
    Ele geçirilen bombaların Cumhuriyet Gazetesi'ne atılan bombalarla benzer özellik taşıdığının ortaya çıkması da 'makul çoğunluk' tarafından bir vakıa olarak ele alınmadı.

    Atabeyler çetesi, Sauna çetesi deşifre edildi, gizli iktidarını sürdürenler açısından bir şey olmadı.
    Emekli general Veli Küçük'ün adı hemen her şaibenin arkasından yankılandı, Dink soruşturması kapsamında ele alındı, yine bir şey olmadı.
    Olayların iç yüzü, rejimi koruyan kitlelerin ilgi alanına dahil değildi.

    Şemdinli'de kitapçıya bomba atanın bir asker olduğu, halk tarafından kıskıvrak yakaladığında anlaşıldı ve yine kıyamet kopmadı. Davayı araştıran savcının meslekten ihraç edilmesi çoktan unutuldu.

    Cumhurbaşkanı adayının seçilmesi - bugüne dek sanki hep aynı tür bir uzlaşmayla seçilmiş gibi- eski adaylardan daha fazla oy almasına rağmen bir muhtıra ile ve Anayasa Mahkemesi'nin kararıyla engellendi. Ortaya çıkan belirsizliğin tüm aktörleri sorgulanamadı.
    Seçimlere doğru artan terörü gerekçe gösterip Kuzey Irak'a girmemizi savunan resmi görevlilerin ABD'deki bir düşünce kuruluşunun toplantısında ortaya çıkması, her fırsatta Batı karşıtlığı yapanların manşetine giremedi.

    Ankara ve Manisa'daki şehit cenazelerine katılan hükümet üyelerine saldırıp siyasi sloganlar atanların üye olduğu kurumlar arasında, mitingleri düzenleyen Atatürkçü Düşünce Derneği, izmir Ülkü Ocakları, CHP izmir Gençlik Kolları olduğu tespit edildi. 'Cenaze tahrikçileri'nin şehir şehir gezdiği belirlendi, protestocular arasında bazı kamu görevlilerinin ve devlet memurlarının olduğu kaydedildi. Şehit kanlarının iç siyasete alet edilmesi hiç dehşete düşürmedi, K.Irak'ta belirsiz bir savaşa girmek için haykıranları...
    Buldukları her yüksek tepeye bayrak dikmekte yarışanlar izmir Limanı'nın yabancı sermayeye satılmasını emperyalizmle savaş gerekçesi olarak görüp gündemi işgal ederlerken, asıl işgalin yanı başımızda sürdüğünü, Ortadoğu'nun salt K.Irak'tan ibaret olmadığını görmediler.
    Ahmet Kaya tişörtü giydikleri için linç girişiminden son anda kurtulanları duyunca yer yerinden oynamadığı gibi, bu linç kültürünü meşru hale getirircesine, halkı "kitlesel refleks"e çağıran bir e-bildiri daha yayınlandı.

    Bugün kitapçıların best seller raflarında Erdoğan çiftini ve Abdullah GülDavut yıldızı içine alanlar karşısında zımni bir suskunluk oluştu. Her vesileyle "Yahudi düşmanlığı yapılıyor" diye ayağa kalkanlar şimdi bu antisemit uygulama karşısında ortalıkta görünmedikleri gibi, mitinglerde yabancı azınlıklara karşı atılan sloganları da sorgulamadılar. Türklük yemini ederek Türk kanı dışında bir başka kan taşıyanlara karşı silahlı örgüt kuranlar ile miting düzenleyen dernekler arasındaki bağ pek sorgulanmadı.

    Mitinglerini düzenleyen akademisyenlerden birinin intihal vakası yüzünden üniversiteden uzaklaştırılmış olması, bir diğerinin kurduğu kanalın sermayesinin tartışmalı oluşu, kapatılan Nokta dergisinin belgelediği gibi, çeşitli STK'ların TSK güdümlü olması, şeriat korkusu nedeniyle meydanlara akın edenlerin gündeminde bomba etkisi yaratmadı.

    Bu kitleler, askerin siyasete karışmasını, çeşitli korkular canlı tutulduğu sürece onaylamaya devam etti.
    Bu ilgisizlik, duyarsızlık ve vicdansızlık yüzünden meşrulaşmıyor mu zaten bu vesayet düzeni?"

    ***

    Bu yazı, Leyla ipekçi'nin.
    19 Haziran'da Zaman'da çıktı.
    Bu ülkede hukukun üstünlüğü ve demokrasi konusunu önemseyenler, ipekçi'nin bu anlamlı sorgulaması üzerinde dursalar ne iyi olurdu.


    Milliyet
    21/06/2007

    http://www.karakutu.com/News3574/
    2 -1 ... eşşağan ala gazuğu
  2. .
    evet kıyamet kopmalıydı; elinde bayrak sağı solu dolduran kalabalıklar tüm bunlara sesini çıkartmalı değil bir milyon belki on milyon insan selinde boğmalıydık bu namertleri.
    ... aynalı baba tutkunu