1. 1.
    Can sıkan bir durumdur.
    Hele de ergen bir erkek kardeşse..

    Yemin ediyorum allah sizi inandırsın az önce yanımdan geçerken yere koyduğum çayımı elime aldım.
    Öküz gibi yürüdüğünden ayağıyla bardağa bi tekme vurup yanlışlıkla oldu diyebilir.

    Zaten yanımdan geçerken alışkanlık olmuş ben kendime dikkat ediyorum.

    Ayağıma basabilir, parmağımı bir yere sıkıştırabilir, kafama bir şey düşürebilir..
    Ki olmayan şeyler değil bunlar. Tecrübelerim var.

    önünden çekilmezsem çekil şurdan be! deyip 2 metre savurabiliyor.

    Ablasını sırf korkutmak için fare kapanı alıp, bir de onu kurup yanıma yanıma yaklaştırıp ablasını çığırtabilir.

    insan görünümlü yeni bir canlı türü bu ciddiyim.
    4 -3 ... hislibiri
  2. 2.
    Salonda sehpayı çekip maç yapılabilir, güreşilir, anneden gizli cips alınıp yenir... Kurban olun erkek kardeşe. Çok özlüyorum evdeki çocukluk yıllarını. Şimdi hayvan gibi oldu, maç yapalım desek eli kolu tavana değecek. Zaten kendi kankileri var, kim sallar abisini değil mi..

    Yok ağlamıyorum, gözüme toz kaçtı. Hani şut çekince halıdan kalkan toz..
    2 ... tornaci tacettin abi
  3. 3.
    halının üzerine pislemedikten sonra neden olmasındır. tuvalet eğitimi şart yani.
    1 ... teflon
  4. 4.
    ulusal hukuk tarihi- sadece tek bir ulusun hukuksal gelişimini inceler

    genel hukuk tarihi- bütün ulusların hukuksal gelişimini inceler.

    tabii hukuk okulu- bu düşünce hukukta bir düalizmi ortaya çıkarmıştır. bunlara göre tüm mevzu hukuk sistemlerinin üzerinde ezelden var olan, değişmez ve akıl yoluyla bulunabilen kurallar vardır. dünyadaki tüm mevzu hukuk sistmeleri bu nazari hukuktan etkilenmiştir. fakat mevzu hukuk sistemlerinin bu tabii hukuk kanunlarını tam olarak bilmedikleri için bazı eksiklikleri vardır.

    tabii hukuk

    -

    mevzu hukuk sistemleri

    tabii hukuk okulu bu düşünceleri ile hukuk tarihi çalışmalarını baltalamışlardır.çünkü bütün mevzu hukuk sistemlerinin bu tabii hukuk kanunlarından etkilenerek doğduğunu söylemişlerdir. ulusların hukukları, başka uluslarla girilen kültürel, sosyal, ekonomik, sosyal, siyasal etkileşimler sonucunda gelişmemiştir.hep varolan tabii hukuktan doğmuşlardır. bu sebeple hıkuk tarihini incelemeyi gerekli görmemişlerdir.

    fakat tabii hukuk görüşüne göre taraftar olan bir grup bilimadamı tabii hukuk nazariyesinin öğretisinin temel düşüncesi olansosyal sözleşme ilkesini bir varsayımdan ibaret değil de gerçek bir tarihi olay olarak nitelendirdikleri için aslında eskiden önemini inkar ettikleri hukuk tarihnin incelemeye mevbur kalmışlardır.

    tabii hukuk görüşünü eleştiren görüşler,

    –leibniz’in görüşleri,

    leibniz’e göre tarih, insalığın da tabi olduğu bir hareket kanununun sonucudur. içinde bulunduğumuz bugün geçmişin bir sonucudur, gelecek de bugünün bir sonucudur. haliyle bugünü anlayabilmek için geçmişin incelenmesi gerekir. leibniz’in görüşü tekamül kanunu yani gelişim kanunu adını alır. bugünkü hukuku anlayabilmek için hukuk tarihinin incelenmesi gerekir. leibniz bu görüşleri ile hukuk tarihi gelişmelerine önem verdiğini göstermiştir ve hukuk tarihini 2’ye ayırmıştır.

    hukuk tarihi

    a-hukukun dahili tarihi,

    kanunların tarihinden ibarettir. kanunların içerği, gelişimi, çıkarılma tarihleri gibi konularla ilgilenir.

    b-hukukun harici tarihi,

    hukuku etkileyen sosyolojik, tarihi ve siyasi gelişmeleri inceler.

    leibniz’in görüşleri monteskiyö’nün görüşleriyle örtüşür.

    montesquieu’nun görüşleri,

    montesquieu’ya göre, hukuk belli bir yerde ve belli şartlar dahilinde meydana gelen zaman ve mekana göre değişen ve değişmesi doğal olan kurallardır. ona göre hukuk sistemlerinin oluşmasında ülkelerin arazisi, iklimi, toplum yaşantısı, dini vs. faktörler etkilidir. tabii hukuk okulunun ortaya koyduğu gibi tek tip kurallardan bahsetmek mümkün değildir.

    montesquieu liebniz ile tabii hukuk okuluna büyük darbeler vurmuştur. bu görüşlerini kanunların ruhu eserinde dile getirmiştir. leibniz ve monstesquieu’nun görüşleri almanya’da goettingen okulu dediğimiz görüşü ortaya çıkarmıştır. bu okulun en önemli temsilcileri,

    -gustave hugo -stephan putter

    bu iki düşünür özellikle leibniz’in eserlerini almanca ve diğer dillere çevirerek hukuk tarihinin incelenmesi gerektiğini avrupa bilim çevrelerine duyurmuşlardır.

    tarihçi hukuk okulu,

    tabii hukuk görüşüne bir darbe de tarihçi hukuk okulu vurmuştur. bu okulun kurucusu savigny’dir.(ve puchta)

    bilindiği gibi fransız ihtilali ile ortaya çıkan tabii hukuk ilkeleri napolyon savaşlarıyla tüm avrupa’ya yayılmıştır.

    bu arada tabii hukuk ilkelerini fazlasıyla içeren ve fransız ihtilalinin 5. dönemi olan konsüller döneminde napolyon bonapart tarafından hazırlanan code civil hemen hemen tüm avrupada uygulanmaktaydı.aynı durum 1555 ausburg barışıyla ulusal birliğini yitirmiş almanya açısından da geçerliydi. işte böyle bir dönemde ortaya çıkan ünlü alman tabii hukukçusu thibaut eğer code civil bütün alman memleketlerinde uygulanırsa bunun almanya’nın ulusal birliğinin kurulmasına faydası olacağını söylemiştir. onun düşüncelerine karşı çıkan savigny ise puchta ile beraber tarihçi hukuk okulunu kurmuştur.

    savigny’e göre bir toplumun hukuku, dili, örf ve adetleri o toplumun bağrından çıkar. savigny’e göre hukukun oluşumunda 3 aşama vardır. bu aşamalar tüm toplumlar için geçerlidir.

    aşama
    hukukun şuursuzca ortaya çıktığı dönem, bu dönemde hukuk her bir bireyin vicdanında yaşar. kuralları doğuran etmenler milletin genel eğilimleri, inançları, adetleri ve kanaatleri olmaktadır. kısaca o toplumun ulusal ruhudur.

    2. aşama

    bu aşama hukukun şuurun etkisi altında gelişme dönemidir. bu aşamada insanların cixdanlarından oluşan hukuk mahkeme kararları ve hukuk alimlerinin kitaplarıyla gelişmiştir.

    3. aşama-kodifikasyon-tedvin

    halkın katılımı ve hukuk bilginlerinin ilmi hizmetleri sayesinde o ana kadar değişik metinlerde bulunan kuralllar toplanarak düzgün kitaplar haline getirilmiştir.

    jhering’in görüşleri,

    jhering savigny’nin göürşlerine eleştiriler getirmiştir.

    2 yönden eleştirmiştir,

    1* jhering’e göre hukuk savigny’nin iddia ettiği gibi milletlerin bağrından milli ruhundan çıkmaz. hukuk toğlumların birbirleri ile ilişkileri sonucunda ortaya çıkar. bir hukuk sisteminin ortaya çıkmasında tek bir milletin değerleri örf ve adetleri etken değildir başka milletlerle etkileşim de söz konusudur. nitekim 15.yy dan itibaren almanya’da roma hukukunun uygylanmasını başka türlü açıklayamaz.

    2*tarihçi hukuk okulu yani savigny’e göre hukuk kendiliğinden yavaş yavaş ve mücadelesiz ortaya çıkamtadır. oysa jhering’göre hukuk fertlerin ve zümrelerin mücadeleleri sonucunda ortaya çıkar.

    hukuki pozitivizm,

    bu okulun kurucusu august comte’dur. comt’a göre ilim sahibi olmada deney ve tecrübe önemli olmuştur. ona göre akli muhakeme bilgi edinmede önemini ve geçerliliğini yitirmektedir. böylece tüm bilimlerde varsayısmsal düşünce gözden düşmektedir. bu görüş hukuk tarihi çalışmalarını asla baltalamaz. yerine göre insanların ihtiyaçlarını karşılayamadığı deneylerle sabit olan kuralların, yeri gelince değişmesi gerekir. hukuki pozitivizmin en büyük faydası hukuku tabii hukukçuluğun varsayımsallığından kurtartmasıdır.

    tarihsel maddiyecilik,materyalizm,

    karl marx tarafından kurulmuştur. avrupa’da 1830 1848 yıllarında yaşanan ihtilallerin hangi sosyal ve ekonomik şartlar altında meydana geldiğini incelemeyi esas alan marx hegelin diyalektik metodundan yarrlanmıştır. bu metoda göre tarihin diyaletktik karşıtlıkları çöze çöze ilerleyen bir akışı vardır. bu tarihsel gidişte gelişmeyi belirleyen sebep ekonomik ilişkilerdir. üretim araçlarına hakimiyet yönünden tez antitez sentez dönemleri nihai safha olarak kominizme ulaşacaktır.
    -6 ... ibik bin zibik as
  5. 5.
    beş yaşında. göz kapaklarıma işaret parmağıyla bastırarak uyandırıyo haftasonları. bu onun tehlikesiz zevklerinden biri.
    1 ... serserirapunzel