1. 1.
    türkiye'de ve hatta dünyada artık varolmayan gerçek tavukçuluk sektörünün isimlendirilmiş halidir.
    evet, artık gerçek tavuk, gerçek yumurta yok, endüstriyel-hibrit tavuklar var.

    endüstriyel tavukçuluk ne yazık ki dünyanın başına 1960'larda rockefeller vakfı'nın sektöre girmesi ile musallat olmuş bir beladır.
    1960'lı yıllarda tavuk endüstrisi eski tip cins tavukların yerine geçecek yeni tip civcivler, yani hibrit tavuklar üretmeye başlamıştır.
    bu yapılırken de açıklanan hedef yüksek verimlilikti.

    gerçekten de yoksul halkın temel protein kaynağı tavuktur. herkes, her ev tavuk yiyor, ama yine herkes yediği tavuğun lezzetsiz olduğundan şikayetçi.

    neden?
    eskiden evlerde tavuk piştiği zaman çok güzel kokardı, o tavuk en az 1 saat pişerdi, lezzetine doyulamazdı.
    hatta o tavuk suyuna çorba yapılırdı şifa niyetine, bu çorbaya da "yahudi penisilini" denirdi.

    bugün bir tavuk 15 dakikada pişiyor, ne kokusu, ne tadı var.
    sofraya konuyor, o tavuğun suyundan çorba yapmak da mümkün değil, tatsız, tuzsuz bir şey ortaya çıkıyor.

    işte bütün bunlara sebep olan bu endüstriyel tavukçuluktur.

    ilk endüstriyel tavuklar abd'de 1930'larda tasarlanmaya başlandı. 1946'da ise ilk genetik tavuk elde edildi. 50'li yıllarda ise endüstriyel tavuklar, "etlik" ve "yemlik" diye ikiye ayrıldı.
    geliştirilen endüstriyel tavuk çeşitleri;
    -plymouth rock,
    -new hampshire,
    -rhode island red,
    -wyandotte...

    cinsleri kısa sürede tüm dünyaya yayıldı.
    bugün soframıza koyduğumuz tavukların yüzde 80'i plymouth rock cinsi broyler tavuk ırkıdır.

    endüstriyel tavukçuluk sadece etlik olarak değil, yumurtalık olarak da dünyaya hakim.

    yukarıda bahsettiğimiz plymouth rock ırkı broyler tavuğun melezleştirilmiş hali olan ross ve cobb ırkları da yine rockefellerlerin bir başka küresel şirketi olan arbor acres tarafından geliştirildi ve dünyaya dağıtıldı.
    normal yumurtalık bir tavuğun yıllık ortalama yumurtlama adedi 120 iken, arbor acres'in geliştirdiği bu tavuklar 210 yumurta verebiliyordu...
    peki nasıl?

    endüstriyel tavuk nasıl üretiliyordu?
    endüstriyel tavuk, hayvanların genetik yapısıyla oynanan, hareket ortamlarının kısıtlandığı ve doğal olmayan yemlerle beslenerek yüksek verimliliğe odaklanmış bir üretimdir.
    bu sistemde, civciv güneşe çıkamadığı için kemikleri sağlıksız gelişir, bu yüzden hayvan sadece et yapar. bu civcivlerin yaşamlarının ilk haftası boyunca kümes ışıkları sürekli yakılır ve hayvan gün ışığı altında sürekli yemeye teşvik edilir. sürekli yem yiyen civciv hızla kilo alır ve gelişir.
    maksimum 42 gün içinde de kesimlik hale gelir.

    işte insanlar normalde 1 yılda ulaşması gereken ağırlığa 40 günde ulaşan ve eti 15 dakikada pişen bu sağlıksız ürünleri tüketiyor.
    neden?
    çünkü ucuz...

    1925 yılında kesim yaşı 112 gün iken bugün 42 gün.
    1925 yılında kesim olgunluğuna erişen bir tavuk kilogram başına 4.7 kg yem tüketirken, bugün kilogram başına sadece 500 gram yem tüketiyor.
    bu da tavukçuluk maliyetlerini bir hayli ucuzlaştırıyor.
    peki bir tavuk 40 günde sadece 2 kilo yem tüketerek 4-4.5 kg et verebilecek hale nasıl geliyor?
    cevabı basit, hormon...

    endüstriyel tavukçuluğun çevresel faktörleri de var.
    örneğin, bir tavuk sadece 1 kilo alabilsin diye atmosfere 2.35 kg karbondioksit salınıyor ve 4 ton temiz su harcanıyor. endüstriyel tavukçuluk kümeslerinde bir kümeste 250 bin tavuk olduğunu hatırlatmakta fayda var. hesabını siz yapın.

    dünyadaki sera gazı salınımının yüzde 8'i endüstriyel tavukçuluktan kaynaklanıyor.

    ayrıca tavuk yemlerinde kullanılan gdo'lu ürünler için ekilen soya-mısır vb ürünlerin toprağı kirlettiğini, zehir saçtığını da bilmeyen yoktur sanırım.

    türkiye bu endüstriyel tavukçulukta neredeyse tamamen dışa bağımlı durumda, daha doğrusu o duruma getirildi.
    çünkü yukarıda da bahsettiğimiz üzre, tavuk, yoksul halkın temel protein kaynağı durumunda.
    ülkemizde yılda 1 milyar tavuk kesiliyor. türkiye'de dünya ortalamasının 1.5 katı daha fazla tavuk tüketiliyor.

    türkiye'de yıllara göre kişi başına piliç tüketimi nereden nerelere geldi?
    1990 yılında kişi başı yılda 2.87 kg piliç tüketilirken,
    2000'de 9.75 kg'ya çıktı.
    2010'da ise bu rakam 17.50 kg oldu.
    2016'ya gelindiğinde türkiye'de kişi başına tüketim 22 kg civarına ulaşmıştı.

    ama buna mukabil, türkiye'de tavuk yeminde ithal hammadde oranı yüzde 85 civarında.
    gerek etlik, gerek yumurtalık tavukta da tavuk üretebilmek için damızlığa ihtiyacımız var, damızlıkta ise tamamen dışa bağımlı durumdayız.

    endüstriyel tavukçuluk küresel çetenin insanları gıda kontrolü ile ele geçirip kontrol edebildiği, ayrıca çok büyük miktarda para kazanarak insanları zehirlediği bir sektör.
    türkiye'de endüstriyel tavukçuluk gelişirken geçen süreç boyunca bizim yerli tavuk ırklarımız sistemli bir şekilde yok edildi.
    anadolu, türk tavuğu tamamen ortadan kaldırıldı.
    son yerli tavuklarımız, küresel çete'Nin tetikçisi cargill'in köy-tür'ü batırması ile birlikte yok oldu...(bu upuzun ayrı bir yazı konusu)
    bugün endüstriyel tavukçuluğu yasaklayıp yeniden yerli tavuk/yumurta üretebilme imkanımız ne yazık ki artık yok.
    organik tavuk, organik köy yumurtası, gezen tavuk vb vb şeylere bakmayın. hepsi yalan, hepsi broyler tavuk...

    endüstriyel tavuk zararlı, hormonlu, gdo'lu evet...
    ama halkı yönetenlerin umurunda değil.
    zira onların kaçak saraylarının bahçesinde organik tavuk ve bıldırcın kümesleri var.

    hem halk karnını ucuza doyuruyor, daha ne istiyorsunuz?
    6 -1 ... tengir budun
  2. 2.
    ucuz diye yediğimiz tavuklar neyle besleniyor?
    helal gıda ile mi?
    endüstriyel tavukçulukta kullanılan yemler helal mi?
    içinde neler var?
    tarım bakanlığının yönetmeliğe göre gdo'lu yemlerin türkiye'ye girmesinde bir sakınca yok.
    gdo'lu yemlerin içinde neler var?
    misal domuz var mı?

    abd'li gazeteci eric schlosser'in yazmış olduğu hamburger cumhuriyeti kitabında şu ifadeler geçmekte;

    --spoiler--
    abd ve ab ülkelerinde ucuz yem üretme uğruna domuz, at, eşek, kedi, köpek ölülerinin artıklarının ve mezbahadan toplanan kanların tavuk, küçükbaş ve büyükbaş hayvan yemi üretiminde kullanılıyor. tahıl fiyatı arttığı için üreticiler yüksek protein içeren bu maddelerden yem üretiyor.
    ve bu yem ithal eden ülkeler arasında türkiye'de var.
    --spoiler--

    ayrıca gıda ve tarım bakanlığının 22.09.2016 tarihli genelgesinin 46/65. sayfalarında şu ifade geçiyor;

    --spoiler--
    kan ve kan unu, kemik külü, mineral katkı maddesi olarak kullanılabilir...
    --spoiler--

    ithal edilen hayvanların domuz kanı ve domuz kemiği külü içeren bu yemlerden yediğini ve ithal edilen yemlerde bu maddelerin bulunduğunu bilmiyor olabilir mi koca bakanlık?
    7 -1 ... tengir budun
  3. 3.
    Milleti zehirleyen tavukçuluktur.
    4 -1 ... afet hoca geliyo ihihi