bugün

bunun malesef türkçe bir karşılığı yok ancak yine de varlığını öğrendiğimde benim ufkumu açmış bir durum olarak yazmak istedim.

özetle şu demek: yeni doğmuş bir bebeğin tuvalet ihtiyacı hissettiğinde sergilediği davranışları algılayıp onu tuvalete götürmek.

şaka gibi ya.. insan ilk duyduğunda olur mu lan öyle şey diyor ama bu yöntemle 2 3 aylık bebeğine bez kullanmadan yaşayan anneler var. zaten biraz araştırdığınızda görüyorsunuz ki uzun yıllardır dünyanın her yerinde afrikasından çinine, rusyasından amerikasına kadar kullanılan geleneksel bir yöntem imiş bu. hatta türkiyede de ninelerinden bu yöntemi dinleyen pek çok insan varmış. zaten düşündüğünüzde modern bebek bezi 50 yıldır üretiliyor denebilir. peki onca anne günde dört kere sıçan bebeğinin boklu bezlerini yıkarken heba mı oluyordu bunca yıl? bi kere bağlayıp haftada bir mi değiştiriyor mesela afrikalı bir anne? hayır.

biz ne yapıyormuşuz bebeklerimize biliyor musunuz? bebek kendince ben tuvalete gitmeliyim dediğinde anlamayıp önce beze sıçmayı öğretiyormuşuz, sonra da aa çok ayıp beze sıçılır mı sen artık büyüdün deyip unuttuğu bu işi tekrar öğretiyoruz. zaten pek çok anne bebeği tuvaletini yaparken fark eder. der ki "bak köşeye gitti tuvaletini yapıyor." çocuğu neden bokun içinde oturtuyormuşuz insan cidden anlamıyor.

pişik oluyor, gaz oluyor, kabızlık oluyor diyorlar. bu yöntemi kullanan annelerin çoğu bebeklerinin gaz ve pişik şikayeti olmadığını söylüyorlar. gece tuvalete kalkıp sonra mışıl mışıl uyuyan bir bebek düşünün. götürmediğinizde bebek de üstüne yapmak istemiyor ve kendisini sıkıyor. siz de diyorsunuz ki bu çocuğun ne derdi var da gece üçte çıldırmış gibi ağlıyor?

biraz da yöntemden bahsedeyim; ben bir anne değilim. başkalarının anlattığı kadar anlatacağım o yüzden. ilerde de mutlaka kendi bebeğim olursa denemek isterim. doğumdan itibaren bebeği izlemek gerekiyormuş. kimi bebek ıkınıp sıkılırmış, kimi başını geri atarmış, kimi kıpır kıpırken donup kalırmış. bebeğin tuvaletim geldi deme tarzını anlamak gerekiyormuş önce. sonra bunu tespit ettiğimizde bebeği soyuyoruz. tıpkı bizim gibi, kucağımızda sırtını göğsümüze yaslayıp bacaklarını kendine çekiyoruz. cenin pozisyonu gibi. aslında alaturka tuvalet pozisyonu gibi. yaparken de çiş için ve kaka için bir ses öğretiyoruz bebeğe çişini yaparken ssssss diyor çoğu. ya da afrikada hafifçe ıslık çalmak kullanılıyormuş. kaka için de ka ka ka ka tatatata falan demek yetiyormuş. bi yerden sonra çocuğu hazırlayıp ssssss dediğinizde çişini, tatatata dediğinizde kakasını yapıyor.

olay aslında iletişim olayı.
-anne çişim geldi. (ıkınma sıkılma ağlama)
+ hazırsın yap.. (ssss tatatatata)

sonrasında ılık suyla yıkayıp giydiriliyor. gaz yok, pişik yok. sonradan büyüdüğünde tuvalete tekrar alışırken etraftan çiş kaka temizlemek yok. bebeğin dilini çözdüğünüzde eminim bebek ile bağ da kuvvetlenecektir diye düşünüyorum.

bu kısım da benim kendi görüşüm;
ben evrim fikrini mantıklı buluyorum ve bir çeşit memeli hayvan olduğumuzu düşünüyorum. ki öyleyiz bilimsel olarak da. neyse.. çoğu memeli doğurduğunda yavruları ayağa kalkıp yürüyebilir. hayatta kalması için yürüyebilecek kadar büyüyene kadar annesinin içinde kalması gerekir. ama bizler dört ayak üzerinden ayağa kalktık ve pelvis yapımız yürüyebilecek kadar kalmak için dar olmaya başladı. bu yüzden henüz yürüyemiyorken, konuşamıyorken bebeklerimiz doğmaya başladılar. hiçbir hayvan yavrusu hasta değilse yere oturup sıçıp üzerine pislik bulaştırmaz. hatta kendine bulaştırmaktan sakınır. ayağını kaldırır, çömelir, hatta yaptıktan sonra üzerini kapatır. bizim bebeklerimiz de bu içgüdü ile doğuyor ama malesef yürüyemedikleri için ve biz onları anlamadığımız için bokun içinde biz fark edene kadar yatmak zorunda kalıyorlar.

ben çok etkilendim bu yöntemden. ilerde kesinlikle deneyeceğim fırsatım olursa. güzide sözlüğümde bir bilgi kırıntısı bırakayım dedim. youtube da bu başlıkla türkçe de çok video var. izlemenizi öneririm mutlaka.

görsel
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.