bugün

tarih boyunca insanların bi takım amaçları uğruna dini kullandıkları düşünülürse; din bir araçtır.bu bağlamda, insanların başka insanlar üzerinde kurmak istedikleri egemenliklerini meşru bir konuma getirmiştir.
maneviyat.
insanlar bir toplum oluşturarak birlikte yaşamak için bazı kurallara ihtiyaç duyarlar. bu kurallar herkese maksimum özgürlük sağlarken başkalarının özgürlüğüne dokunmamak çerçevesinde olmalıdır. örf ve adetler, kanunlar bu bağlamda oluşturulur. ama hepsinin eksikleri vardır işte bu noktada din devreye girer din yorumlarla o kadar genişletilebilir ki hayatın her alanında toplum olarak yaşamanın kurallarının oluşturur.(müslümanlık için (bkz: şeriat) )
işlenen şuç hem dine göre yasak olduğundan günah olarak sayılmış ve caydırıcı olmuş hemde verilen cezayı din belirlediği için suçlular arasında ayrım yapılmasının engellemiş ve suçlunun toplumdan dışlanmasına sebeb olduğu için suçlunun suçunun bedelini ömür boyu çekmesini sağlamıştır.
fakat insanlar zaman içinde dinin bu yorum kısımlarını kendi çıkarları doğrultusunda yorumladıkları için bu kurallar çoğu insan için zulüm olmuştur. ama dinin temelde amacı budur. caydırıcı ceza isteyen suçlarda (bkz: tecavüz) özellikle ilahi dinler mükemmel cezalar getirmişlerdir.
yada toplumda düzeni sağlamak için din tarih boyunca devlet adamlarının kullandığı bir silah olmuştur. bu da insanları dinden soğutan bir etmendir. örneğin: rönasans döneminde bazı din adamlarının (bkz: martin luther) başlattığı kiliseden kopuş hareketine karşı papalık zamanın alman imparatoru karl'dan yardım istemiş ve yardımına karşılık ona kiliselerden vergi toplama hakkını tanıyacağını açıklamıştır. imparator bu hareketleri yasaklamış bir çok kişiyi idam etmiş bunla birlikte hazinesine çok iyi bir gelir kaynağı kazanmıştır.
örnekteki gibi din ve iktidar zaman içinde hep birbirlerine çıkarları doğrultusunda bağlı kaldılar.
fakat dinin asıl amacı her zaman toplumsal hayatı düzenlemek olmuştur. ve insanlık tarihin her devrinde buna ihtiyaç duymuştur.
insanlık,.
din var oldugu andan itibaren,gerek peygamberler ,gerek kitaplarla bize insan olmanın kavramlarını anlatmaktadır.yüzyıllardır insan sıfatını taşiyıp hala insan olamadık . olamadıkki din adına insan katledıyoruz savaşiyoruz!!!!!!!!!!
(bkz: Bu dünya için değil öbür dünya için çalışmak)
(bkz: Abazanizm)
adı üstünde insanlık kazandırmıştır.
insanları diğer mahlukatlardan ayıran en belirgin özelliği, sanılanların dışında birgün öleceğinin farkında olmasıdır. hayvanlar olümlerine yakın belki bunu hissederler ama insanların farkındalıkları bundan tamamen ayrıdır. işte dinler ve onların işlevselliği burada ortaya çıkar.

bir insan düşünün ki heran ölebileceğini ve bunun mutlak bir kesinliğe sahip olduğunu bilsin ve ruh sağlığını koruyabilsin. tabi ki bu çok iddialı bir genelleme olur ama hiç değilse bu farkındalığın ciddi bir kaygı sebebi olduğunu yadsıyamayız. kaldı ki kitle iletişim araçlarının olmadığı, ortak insan aklının ve onun birikiminin henüz yolun başında olduğu, insanların maneviyata herzamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğu eski devirlerde vaad edilen ve hemen her dinin en büyük kozu olan 'öteki dunya' ya da 'yeniden doğma-yaşama' gibi etkenler düşünüldüğünde insanların bu kaygıdan din yardımıyla çok daha kolay kurtulacağı kesindir. işte dinin insana kazandırdığı en bariz şey bu bir çeşit savunma mekanizmasıdır.

dinin kazanımlarından bir tanesi de eşitsizlik yaratmasıdır. şöyle ki; insanlık tarihinde insanoğlunun yaşam evrelerine bakıldığında doğum ve ölüm hariç her bireyin değişik sosyal düzeylerde,değişik maddi imkanlarla ve doyumlarla yaşadığı gözlenir. bir insan beşeri yaşamında ne kadar güçlü olursa olsun, ne kadar zeki ya da güzel veya da zengin olursa olsun kapı komşusuyla aralarındaki bu eşitsizlikleri ölüm dengeleyecektir. sözü geçen bu adam niteliksiz komşusuyla aynı toprağa gömülecek, toprağın altında benzer yokolma süreçlerini yaşayacaktır. işte din bu nokta insan hayatındaki tek gerçeği-eşitliği yine eşitsizliği çevirme işleviyle karşımıza çıkar. (hemen her inanışta) yaratıcı ve onun beşeri elçisi tarafından kendilerine inananların ölümden sonra muazzam bir hayata kavuşacakları beyan edilir.

öte yandan dinin ortaya çıkışına baktığımızda insanoğluna daha doğru ve sınırlayıcı bir ifadeyle yönetici sınıfa ya da bu sınıfın oluşumuna kazandırdığı başka birşey daha görürüz. slogan vari bir deyişle:din=ilkel iktidar aygıtı. iktidar aygıtının dünya üzerinde iki insan yaşasa bile ya da'yaşarken bile' varolduğuna şüphe yoktur. ancak kastettiğim iktidarın kurumsallaşmasıdır. işte dinin kazanımlarından biri de iktidarın kurumsallaşmasi noktasında ortaya çıkar. şüphesiz uğruna savaşlar yapılan,dünya düzeninde her daim etkisini gösteren; bireysel anlamda bakıldığında da milyonlarca insanı kendi yaşam disiplinin de tutan din gibi bir faktörün bahsi geçiyorsa kazanımlarından(!) ve etkilerinden daha uzun uzun bahsedilebilir.
tüm dünyada her zaman ilk planda olan din malesef savaşları getirmiştir diye bir saçmalık olarak görülüyor. bütün dinler; huzur, barış, kardeşlik, hoşgörü sunar. ama ne yazık ki her şeyi bozan adem oğlu bazı şeyleri din kisveti altında yapıyor. örnek vermeye gerek yok. ilk entry aynı yerinde duruyor.

asıl problem dinlerde değil dinsizlikde.
dini doğru anlayan ve kabul edenlere kazandırdıkları olarak düşünülürse tek kelime huzur olmalı. din insanlığa savaş vb. şeyler kazandırmamıştır. insanlar kendi yaptıklarına kılıfı yanlış kumaştan biçmişlerdir.
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.