bu konuda fikrin mi var? buraya entry ekle. üye ol
  1. .
    tufan sertlek yazısı.

    Deniz Feneri Derneği nin yolsuzlukları dinsel siyaset-ticaret yapan çevrelerin yaptıkları ilk olay değil. Hemen aklıma gelen Bosnada kıyıma uğramış müslümanlara yardım amacıyla toplanan paraları Refah Partisi nin cebe indirmesi, YiMPAŞ olayı, ihlas Holding faciası... insanlardan dine hizmet eden işler yapacağız diye dünyanın parasını toplayıp sonra da bunu kendi ticari-siyasi işlerine sermaye yapmışlardı.

    Milli Gazete nin Ankara temsilcisi bu olay karşısında siyasal islamcı çevrelerin tepkisini en rafine haliyle ortaya koyan kişi olmuştu. Özetle diyor ki, "Ben Müslümanların hatalarını görmezden gelirim ama karşı tarafın en basit kusurlarını manşetten veririm."

    Ahlak vurgusu dinin önemli bir bileşenidir. Hatırladığım kadarıyla bizim zamanımızda okuldaki dersin adı da Din ve Ahlak Bilgisi idi. Cami hocaları vaazlarında dinin insana kazandırdığı en önemli niteliklerden birisinin ahlaklı yaşama vasıfları olduğunu söyler.

    Yukarıda saydığım dört olayda işin esası nedir diye düşünüyorum. Bunlar zaten işi baştan böyle kurmuşlardır muhtemelen. Tam bir dolandırıcılık vakası yani. Görüntüde üç beş sadaka dağıt gerisini cebe indir. Bu öyle "bal tutan parmağını yalar" meselesi de değil resmen parmağı ihtiyaç sahiplerine yalatıp kavonozu götürme hikayesi. Dolayısıyla bu işte siyasal islamcılar açısından bir sorun yok, zaten yolsuzluk yapmak için kurmuşlar. Çok sıkışırlarsa "kutsal davamız için yaptık" dediklerinde kendileri için bir sorun kalmaz. Ki zaten islamcı sermayenin siyasal islamı ekonomik olarak beslediği bilinmeyen bir şey değil.

    Peki burada Deniz Feneri nin meğerse bir Keriz Feneri olduğunu gören dindar vatandaşlarımız ne düşündü acaba. Kendisini dinsel çevrelerin taraftarı gibi görmeyenler muhtemelen ciddi bir kırılma yaşamış olabilirler ama büyük çoğunluğu kendi varlıklarını dini duygu ve düşüncelerle ifade eden vatandaşlarımız veya yurt dışındaki yakınlarımız en azından bir "samimiyet" sorgulaması yapmış mıdır? Yoksa onlar da mı "amaca giden her yol meşrudur" deyip susmayı tercih etmişlerdir. Benim bildiğim Bosna ve Deniz Feneri olayında bu çevrelerden ciddi bir tepki gelmedi. YiMPAŞ ve ihlas olayında ise epeyce bir şey oldu. Ama orada tepki gösterilmesinin nedeni de "ahlaki" değil tamamıyla "kar payı" dağıtacağız diye bizi kandırdınız tepkisiydi. Bir çıkar kavgasıydı yani.

    Refah Partisi nin büyüme dönemindeki sloganı benim de çok hoşuma gitmişti. "Yasakla değil, ahlakla" Ahlakı bir yaşam biçimi olarak düşündüğünüzde bu söylem bütün siyasal taraflar için doğru olabilir. Ancak benim anlamadığım bu kadar çok ahlak söylemiyle bu kadar çok ahlaksızlık nasıl birarada barınabiliyor? "Hırsızlık yapanın elini keseceksin" diyen bir dine inananlar kendi hırsızlıklarına nasıl bu kadar kolay rıza gösteriyorlar!

    Anlaşılan "gerçek hayat" karşısında ilahi ve ahlaki soyut söylemlerin bir karşılığı olmuyor. Bunu zorladığınızda hastalıklı, çarpık yapılar, kişilikler ortaya çıkıyor. Gerçek hayatın karmaşık ilişkileri kendi gerçek ahlakını-ahlaksızlığını yaratıyor. islamın en büyük becerisi gerçek hayatın yozlaşmalarına hem uyum göstermesi ve onun parçası olabilmesi hem de onun eleştirisi üzerinden kendini yeniden üretebilmesi. Kuşkusuz bunun kendisi de ayrı bir "ahlaki" sorun...

    Sosyalizm kendi ahlaki değerlerini tıpkı bir din gibi soyut (ilahi) söylemlerle değil gerçek hayatı bu değerlere uygun olarak dönüştürerek kurabilir. Bunun yapılmadığı-yapılamadığı durumda ortaya çıkan tabloyu James Petras çarpıcı biçimde ortaya koyuyor: "...Sosyalizm herşeyden önce toplumsal eşitlikle ilgilidir. Toplumsal eşitlik olmaksızın .... haysiyet ve saygı muhabbetleri anlamsızdır.... Yoksul olmanın ve sömürülmenin haysiyeti yoktur, haysiyet mücadeleyle ve toplumsal eşitlik ve yükselen yaşam standartlarına dair sosyalist hedeflere ulaşılmasıyla birlikte gelir... Adaletin soyut ilkeleri adına maddi yaşam standartlarından fedekarlığı idealleştirerek sosyalist olduklarını iddia eden hükümetler modern, dinamik bir sosyalist hükümetten çok dini düzenin ruhani sosyalizmine yakındırlar.

    http://www.halkevleri.org.tr
    3 ... a la folie