bu konuda fikrin mi var? buraya entry ekle. üye ol
  1. 1.
    sokakları tamamen ceset kokmasa da çürüdüğüne şahit oldum. şehir temeline ihanet edip git gide dibe yaklaştırırken üzerinde gezen, henüz vadesi dolmamış cesetler olaydan haberdar değil gibi. deniz kokulu bir sabah, ama herkesi çömertçe selamlamıyor orospu çocuğu! bazısına küfür edip küçük düşürüyor, bazısına güzel şarkılar yazıyor, aşık ediyor kendine. sabah da şehir kadar yavşak. şehir donuk, şehir yanıyor. bazıları için katlar çıkılıyor yükseklere, bazıları ise dibe daha çok gömülüyor. kokuyor şehir, kafası da çok iyi. ne içirmişler, isteyerek, bilerek mi içmiş bilmiyorum. ara ara benle alay etmeye kalkıyor, durum böyleyken alttan alıyorum... raconunu biliyorum şehrin, raconunu öğretmişti kendisi çünkü...

    şehirle ilk tanıştığım zamanlardan... dışarıda hatırlamadığım bir hava vardı ve ben hatırlamadığım bebekliğimi özlerken buldum kendimi. dili boka bulanmış birkaç yazarın birkaç kitabını karıştırdım. şehirlere düzülmüş methiyeler, ama hep bir yerlerinde şehirlere gizlice edilmiş küfürlere rastlıyordum. çok sıkı adamlardı onlar; düzene de düzensizliğe de kafa tutabilen tipler. şehrin gelmeyenlerini düşündüm o ara, benim gelmeyenlerimi; odalarımı boş bırakanları. hiç gelmeyecekler de o ara geldi aklıma. dedem geldi mesela, sonra başa döndük... o hiç hatırlamadığım bebekliğim, çocukluğum, kadınlarım...

    şehirden kimsenin bir şey alamayacağına şahit oldum. şehir orospu çocuğu olduğu kadar hırsızdır da... zaman çalmakta ustalığı dillere destan, bir de insanları çalıyor birbirinden. asıl acı olan bu değildi. sonra şehirden bir şeyler çaldığını sanan insanları gördüm. karaciğerleri çürümüş, ayaklarının dengesi bozulmuş, yalpalayan cesetler. çırpınmayı yüzmek sanan, sarhoşluğu kurtuluş sanan zavallılar. onlara içerleyip, hallerine güldüm. şehirden bir şey çalmak? sana göre değil demeli şunlara biri.

    bu kadar insan neden kaçmış olabilir anlamaya çalışıyorum, aynı soruyu kendime sorduğumda gene cevapsız, ama hepsi aynı bakıyor, gözler aynı, elleri çalışan adam eli, nasırlı çoğu, tedirgin güvercin gibi hepsi, gözü karalar, bir çok insanın hayal bile edemeyeceği yolculukları göze alabiliyorlar, ayaküstü elli tane yalan söyleyebiliyorlar, fütursuzca... bir şeyden kaçıyorlar, hay sikeyim ne o! bulamıyorum, uykularımı kaçırıyor...

    son olarak herkesin ölmeye çabaladığını gördüm şehrin o parlak, işlek, süratli, midesi bulanan eski caddesinde. kanser bağımlısı insanlar gördüm, üstü başı kir içinde çöpte ekmek arayan erkekler gördüm otuzlu yaşlarında. sigara saran küçük çocuk parmakları, ihtişamı ile tanrıya kafa tutan dev alışveriş merkezleri, simitçinin sesindeki o soluk yılgınlık... ekmek arayan çocuklar gördüm, yaşı onbeş bile olmadan ölen çocuklar da...

    hiçliğe, hissizliğe, haksızlığa dair donuk bir tabloydu şehir...

    freeze you later
    1 ... absolute zero