bu konuda fikrin mi var? buraya entry ekle. üye ol
  1. 1.
    devrimcilik oynamanın verdiği huzur ve mutluluktur. düşüncenin sol kanadının ürettiği fikirler, teorilerle ilgili bir sorunum yok. binlerce beyin hücresi öldürülüp, uyumadan gecelerce tahliller yapan ve ortaya ekonomik sistemlerimize uygun olsun olmasın teoriler ortaya çıkartan insanlar değerli insanlardır. benim sevmediğim insan türü ise, benim hayat tarzımı eleştiren kişiler. öyle insanlar varki, onlar için, taksim ile bağdat caddesi, kadiköy ile kanyon birer cephe, bu cephelerden birinde yer almak zorundasınız. bu insanlar için; taksim yada kadiköy'e gidiyorsanız, belli bir hayat görüşünüz vardır, ezilenlerin yanındasınızdır. kadiköy'de bir kafede olmak, geceleri üstüne çiğ düşen adamlarla, soğan ekmek yemek, gibi bir şeydir. taksim'e gitmek protestanlık ve proletarya ruhunu içine çekmektir. taksim, asmaaltı yada aslanım'a gidip, çıkışta tünel'e doğru yürürken, sokak çalgıcıları ile woodstock ruhunu yakalamak, karaköy vapuru'nda çay içmek, yani hocam, hangi insan bu kadar devrimci olabilmiştir ki? senin sosyalistliğin goşistlik seviyesine yaklaşmış, senin yanında kendimi acemiliğini yapan zapatista ulusal kurtuluş ordusu eri, gibi hissettim. chiapas'ta gibiyim, güneşe akın var diyor kalbim, belkide yok ama, kendimi, ilk defa, Commodity fetishism'e* karşı geldiğim andaki gibi hissettim.

    nedir ki bu? bu heyecan niye? sanki ortaya büyük değişimler çıkartmış, another world could be possibble'ı gerçekleştirmiş gibi davranmak niye? ben genelde bağdat caddesinde, midpoint, cafe cadde, fridays, dinette gibi yerlere gidiyorum, bu mekanlara gittiğimde, kapitalizm'in dişlilerinin dönmesini sağlamış mı oluyorum? tüketim çılgınlığına katılıp, hayatın renklerini mi kaçırmış oluyorum? bu insanların için hayatın renkleri nelerdir? çok gurur duyulan, biz karakollarda yattık cümlesi mi? miting'de dayak yemek mi? insanlığın onuru, dünyanın geri kalanında işkenceyi yenebilir ama here is turkey!, ağzını açtığın zaman, sana elektrik vermek isteyen, mavi üniformalı kişilerin ülkesi burası, bunları yaşamak mı, kapitalizm'in dişlisi olmamak?

    benim için olayın koptuğu yer ise, bu kişilerin yaptıklarını yaparsanız vereceğiniz para ile, nefret ettikleri yerlere giderseniz vereceğiniz paralar arasında benim için büyük farklar yok. taksim, kadiköy'de bira fiyatı ortalama 5 lirayken, bağdat caddesinde 8 liradır. taksim'de bir kızılkayalar ziyareti 12 lira'ya patlayabilirken, cadde'de aynı fiyata bir ara sıcak yada hamburger yiyebilirsiniz. devrim'in kalbinin attığı yerler olan -kadiköy- marakeş,liman kahvesi,teacher's pub yada dark room'da ise kahveler, o halkların ezildiği, burjuva'nın sömürü düzeninin devamını getirdiği starbucks, gloria jeans fiyatlarına yakındır.

    bu tarz düşünceler kuran insanlar gördüğümde sinirlenmiyorum, hıhı evet diyip, kendi sevdiğim yerlere gidiyorum. bende bir zamanlar bu gibi düşüncelere sahiptim, 22 yaşına basmadan, (benim için) gerçekleri gördüğüm için mutluyum. şöyle düşünüyorum, bu insanlar olmasaydı, ben kime bakıp, ben böyle olmamalıyım diyecektim?
    4 -4 ... rockandroll
  2. 16777215.
    neyi niçin yaptığını bilmeyen bebelerin kendileriyle gurur duymalarına bile sebep olan bir hissiyattır. öyle ki, bir pardesü, birkaç bilindik şarkı ile devrimci olduğunu sanar bu tipler. en afilisinden bir de che t-shirti giydiler mi keyiflerine değmeyin. üste che tshirti, ağızda "kahrolsun abd" söylemleri, elde coca cola ile israil'i kınama mesajları verirler. yaptıkları aymazlıktır.

    tıpkı kaç vakit namaz kıldığı veya kime ne yardım yaptığını insanların gözüne sokan dini bütün(!) gibidirler.

    her cemiyetin içinde vardır bu tiplerden.
    ... fidelcastro