1. 1.
    Yunandır. yunanların işidir. bu bilgiyi de başka yerde bulamazsınız.
    anlatıyorum, dedem büyük veliyodis anlatmıştı. şöyle:

    feodalitenin ilk zamanları kölelikten azadı 1 yılı geçmeyen "garip crixus" -lakabı garip- köyden vazgeçip şehrin yolunu tutar.

    crixusus'u tanıyalım: kendisinin annesi köle olduğu için köle olarak dünyaya gelmiş. babasını görmemiş hiç, ki annesi de adamı bir gece görmüş, o gece o gece. annesi sahibi adına atinada tavşan satıyormuş, bizim garip de tavşanların bakımı ve helen bayramı zamanları kurbanlık tavşan kesiminde anacığına yardım ediyormuş. babasızmış crixus. tavşanlara vermiş tüm sevgisini o da. sevdiğini beslemiş, zamanı gelimiş kesmiş, akan kanını seyretmiş. annesi crixus 25 yaşına basmadan terketmiş helen diyarını. sahibi crixus'u satmış sonra başkasına.

    hristiyanlık köleliğe karşıymış; isa benim dünyam burasi değil diyormuş. kilise hakim olmaya başlamış yaşama, hristiyanlık resmi din yapılmış. ortalık karışmış: olaylar olaylar...

    çok sonrası köleler azad edilmeye başlamış. crixus da tabii.
    özgürlükten 1 yıl sonra...

    yola çıkar garip, yiyecek olarak bir sparta tandır ekmeği ve lykos deresinden doldurduğu kutsal suyu vardır. suyun özelliği, zeusun atfettiği kutsallıkla bu içeceğin 1 biriminden 10 birim fayda alınmasıdır. normal sularda 1 birim fayda alınır.(buralar bilimsel geçiyorum)

    garip crixus yaya gider, atı iti yoktur, belinde gümüş bir palası, sırtında bir roma çulu ve çaputtan uydurma iç çamaşırı vardır. gümüş palayı sahibinden çalmıştır, gariptir ama eli de hızlıdır. neyse. hayalleri diri tutar crixusu şehre varacak ve özgür olacaktır, daha da özgür.

    yürür de yol bitmez, gece olur: helen soğuklarının hakim olduğu bir mevsimdir. üşür garip, soğuk rüzgarlar eser, donmaya yakındır, titrer. yakındaki dereye iner rüzgar etkisinden kurtulmak için can havliyle. yaşam daima soğuk davranmıştır garibe.

    derede ne görsün, onun gibi yolda oldukları aşikar olan romalılar. çulları donları da yok bunların ama ateşleri var. ateş mi, yerim. crixus koşarak yanlarına varır.
    -selamün aleyküm
    + aleyküm selam
    ....

    sohbet koyudur doğrusu. sıcak bir şey de içerler şeker pancarı ısırarak. sabah olur.

    sorar crixus: "hacılar dün gece içimi ısıtan neydi ya; zeus sizden razı olsun be"
    ne demek lan, sen de bizdensin roma çocuğuyuz falan denir garibe.
    "o pancarla içtiğimiz şey tavşanlarımı hatırlattı, tavşan bayramında oluk oluk akardı kanları, rengi çok benziyor, ayıp olur diye sormadım neydi o? tavşan bayramından kalma kanlar mıydı yoksa lan bayat değildi inş"
    çayın ne olduğu anlatılır crixus'a. şaşırır. ne bilsin anasının evinde çay mı vardır, haklıdır.

    yola konulur... yolda bu çay-tavşan kanı muhabbetine çok gülüşürler. her molada "bir fincan tavşan kanı da ben alabilir miyim" esprileri döner; garip utanır. gülerler.

    romaya vardıklarında artık şehirli olmanın bir önemi kalmamıştır. aristokratlar kırlara yerleşmiş. feodalite başlamıştır. yazıktır.

    garip crixus'un hayattaki en mutlu anı o çayı yudumladığı andır; senyörlerin iti, tarım ekonomisinin emektarı ve kaybedeni olmak istemez bizimki. romanın cumhuriyet meydanında kendini yakar. daha sonra "tavşan kanı içen isyankar crixus" olarak anılır. ve patlar gider.

    bu tavşan kanını sana içiyorum garip adam. 3 şekerli. pancar devri kapandı. çay içinde yat.
    2 -1 ... buyur burdan yaz