bugün

gerçekten anlamamanın dışında özellikle ihsan oktay anar kitaplarında varolan duygudur. siz, binbir hengame ile kitabı okursunuz. ve, kitap biter. yanınızdaki bir insan sorar:

"ne anladın?"
"hiçbir şey."

aslında, alınan o muhteşem keyif anlatılamaz.
muhtemelen tv karşısında yada yüksek sesle müzik dinleyerek yapılan okuma sonucu anlaşılmayan kitap..
david lynch^in edebiyata merak saldığını kanıtlayan durumdur..
öteki kuram
Defalarca okunmasına rağmen anlaşılmayan satırlardan oluşan kitabı elde olmadan anlayamama hadisesidir..* orhan pamuk'un yeni hayat adlı romanı bunun en iyi örneğidir. david lynch film yapsa bu kitabı tam yeridir. adam ölür mü, ölmez mi; nerede yaşar, niçin yaşar; sevgilisi hayal midir gerçek midir, kaza geçirirler; ne alakadır.. Kısacası mal gibi hisseder insan kendini anlamıyor diye.. oysa Orhan Pamuk kişisi anlamayalım diye elinden geleni yapmıştır..
başka bir şey düşünmek ve kendini kitaba verememekten kaynaklanması kuvvetle muhtemeldir, (bkz: aşık olmak)
bir de 'kesin benim anladıgımı anlatmak istemiyordur' diye düşündüren yazarlar vardır ki evlere şenliktir. bu sebeple de birden fazla okunur ancak sonucun değiştiği pek söylenemez.
kitabi okumamak için bahane arayan Risale-i Nur okuyucusu deyişi.
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.