1. 1.
    bu dünyada umutla ölüm arasındaki tuhaf oyuna bile dahil olamıyorum, oyunlar dışarıdan bakanlara göre olamadı bir türlü. bir şeyleri yitirenler, gidenler, gelenler, ölenler, yaşayanlar, zamanın ya da dünyanın zincirledikleri olanlar ya da kurbanı; duyabilecek mi bir gün hiç var olmamış olan spartaküslerin, prometheusların çığrışlarını. siz insansanız biz neyiz? Hiçiz. Biz değil acılar yaşar, rahatlık yaşar, huzur yaşar, öfke yaşar, şu yaşar bu yaşar, kimi de ölür. hep yaşamaktan ya da ölmekten bahsettik ama kaçımız sadece önümüze sevgiyi koyduk ki. bir ödül ya da sineye çekmenin kuvveti değildir, sevgi. sevgi sadece sevgidir ve biz sevgiyizdir sadece. kutlu kurallar, ahlaklar, bağlılıklar veyahutta tam tersi olanları bir tarafın silahı olarak doğrultulmuş iken maktule, maktulün de silahlı olduğunu unuttuk çok kere. çok kere hatırlayamadığımız bu çelişkili taraflardan dolayı seçim yapamaz olduk artık. bu ucu olmayan ikilem, oyun dışına itti ister istemez bizi. belki de fazla iyi ittiler ki tekrar girdik içine farkında değiliz. Fakat belki de acı yaşamaz; insanlar insan olmaya çalışırken, biz ağaç olmaya çalışırız, kuş olmaya, kedi olmaya, köpek olup koşmaya, dalga olup kıyıya varmak isteriz. alçaktakiler yükselmeyi hedeflerken, yüksektekiler de yok etmek ister kendini bu sonsuz döngüde ama hiç bir şey yaşamaz bu karmaşada aslında: sadece sevgi acır ya da sevgi adıyla olur bu toprakta olacak bir şey varsa.

    ben geçen sevgiyi gördüm ateşledim, ki bugün hala seviyorum gerçi, görene kadar sevginin farkına varmamıştım ama. gördükten sonra da anlayamadım ta ki kendimi tanıyana kadar. insan kendini tanıyamadan sevgi olamıyormuş onu da anladım galiba. kendini gördün mü karşıda, sesin bir an için onun oldu mu, gözlerim onun yuvasında oynaştığı zaman, düşüncem onun kapısını tokmaklar iken sevgiye ulaşmadım sadece. onun acısı, onun duruşu bir heykel gibi bütün o kayaları toz eden yıkımcıllara karşı duruşu asla benim olmadı, ulaşamadım ama uçan kuşa selam veren sevgisi yüreğimde taştı, geçen sevdiğimden beri. taş oldun mu hiç diye sordu, oldum desem de demesem de bir şey değişmeyecekti. kaldım öyle zamandan azade onun belki de sahilde uzanan kumların sayıları kadar yaptığı gibi ilk kez ama o taş olmuştu nice, değiştiremezdim. yok oldun mu hiç dedi, yok dedim fakat bilmiyordum belki de yok olmuştum, ben geçen sevdiğimden beri . oyunun dışındakileri içeri çekiyordu bazı kalleşler, buna da sinirliydim galiba. sevgi diğer insanı yok ediyor ve içini deriyle gerdiriyordu. Gerdirilen deri tüm kötülüklerle deliniyordu çoğunlukla da ve bir türlü dolamayan sevgi açlığında evreni çekiyordu içine. sevginin yetemediği yerde acı kaynıyordu araya, hüzün birleşiyordu yaşla, öfke bitiyordu dipten öfke. sevgi üzülse de kıyamıyordu bir kere deriye, onları da alıyordu içeriye çaresiz. Oyun oynuyorlardı hep sevgiye alengirliler. ondandır içtiklerimiz ve bin bir yakan şey unutturan kelam bu hengamede, boşluğunda; amaç doldurmak değil zaten delikleri unuttursun, sevgi yitmesin yeter ki. ama kaldık ya öyle usulca, dengesiz, bir bir var edilişlerin yok olduğunu görürken ben, hissederken o ve koyuyordu ona, bana daha azı koyarken ama güzel, usulca ve sevgiyle kaldık öylece.

    geçen menemen yaptı ilk kez tavamda, 3 gün boyunca sakladım onu mutfakta. yiyememiştik kekiğinden, belki de çok içtiğimizden girememişti midelere ama durmuştu öyle. saklama amacım yoktu zaten saklanacak bir şey de yoktu aslında: menemen sustu, ben sustum bir tek onu duyduk kekikle yan yana. döktüm şimdi onu çöpe, yerindeki kekik ters ters bakmakta bana. Hayır ben ne psikopatım ne de senin gibi gidene bakmaktayım dedim belki de öyleydim. ben sevgideyim dedim yanına pul biberide koydum hesapsız.kekik yine somurtmalarda ama ben bir daha menemene nasıl kekik katayım. katacaksın lan dedi bana, menemende yapacaksın yumurta da içine de beni koyacaksın, kendi içine onu koyup sakladığın gibi. hepimiz saçmayız bu üç metre kare mutfakta. hem sen ondan önce de içiyordun şimdi noldu be dedi, sustum mutfağa gittim. her mutfağa gidip dolduruşumda bardağa, kekikte koydu soruyu yarım kalanlara, kırmızı lekeleri olan oval cama. önceden de içiyordun dedi tekrar ıslarla, içmiyorum zındık! diye bağırdım ona, içmeyi bilmiyordum. olur olmadık sorularla gelme, içmiyorum ben onu dedim artık, her şarabı anlamaya çalışıyorum dedim hepsi bitene kadar ki insanlar anlaşılmıyor bardağa dökülüşteki gibi saflıkla.bi de ona bak dedim.kekik sustu ben sustum, bardak dile geldi ama bu seferde ben duymadım.dudaklarına şarkı söyledim sonra bardağın, ona söylediğim gibi ilk kez, bu zamana kadar beni cesaretlendiren kirli bardağa. estafurullah o senin sevginden dedi ama kızardı sarı ışığın altında. sessizlikten sonra aradan densiz çakmak fırladı, ateşten çok sözleri çakardı, yine de anlatamayacaksın aslında tam olarak ki zaten tamamen anlayamadın dedi. sen sadece yakarsın dedim, nereden bilirsin ki sen zaten olay ulaşmak değil dedim: sevgidir dedim. nedir ki sevgi dedi? o ne yaşadıysa yaşamış olsun değiştirememek dedim, bir olamamak tamamen dedim, onun için ölmek değildir dedim yada yaşamak, onun mücadelesizliğinde yılgınlığı bulabilmek dedim. çünkü dedim ki sevgi bire sığamaz ikiye de, ben ona nasıl akayım ya da onu bir bene katayım veyahutta bir eyleme. ee dedi gelecek, orada yardım et dedi. umuttan da ölümden de bahsetme dedim zaten dünün yarınına kana kana gelmedik mi bu hale dedim. ilerideki acılarını, kırıklıklarını önlemeye çalış dedi bana küstah sıcaklıkla. Ama o kadar gerçeklikle yaralanmıştı ki dedim, ileride de yaraların üstüne yaralar açmanın çıkmazında bir mağlubiyette dedim. bu ne yaşamla ne de ölümle son bulur dedim. düşünerek yok olanı gördüm sevgide dedim. benim bildiğim sevgiye inananlar şu vakitten sonra yerinde duramaz soluğu hep onun yanında alır dedi çakmak. onun soluğu olamam dedim hiç bir zaman ama onun için aldığım soluktan dolayı yerimden bile kalkamıyorum artık dedim. ee dedi oda başka şeylerin soluklarından dolayı yerinden kalkamıyor, ona yetişemezsin hiç bir zaman dedi. çakmağa bakıp bir sigara yaktım onunla. belki dedim. kekiğinin yanına kaçma isteği geldi biranda çınlayan çanlar vurdu karın zarlarıma ama oradaydım bir kere. belki dedim fakat yetişilecek bir şey de yok dedim çakmağa, varsa bir tek sevgi var dedim. o tüm dünya gerçeklerinin üstündeki tek var olandır dedim. sevgi ne acıtır dedim, ne acıktırır ne öldürür ne de her neyse işte. sevgi, gerçekliğin köleliğinden kurtaracak tek şey dedim. ee dedi, kitap yazıp sığınanlar, hayaller kuranlar, bir amaç için gözünü kırpmadan gidenlerde gerçeklikten kurtulanlar değil mi dedi. onlar oyundan itilip tekrar oyuna gizliden gizliye dahil olanlardır dedim. neyi istiyorsun dedi o zaman. hiçliği mi her şeyi mi? git götür onu buralardan, bazı haksızlıklar yapılmış ki senin bağlı kaldın zincirlere olan vefa borcuna yapacağın küçük haksızlığında o büyük haksızlıkların arasında bir yer bulsun dedi. siz hiç bir zaman aynı olamayacaksınız dedi, acısı da sevgisi de daha büyük dedi, her şeyiyle büyük olanı kaçır bu canavarlardan dedi.aAl götür dedi fransa'nın taşlarına, okyanusun kumlarına, bulutların güneşle oynayışına dedi, kaçır onu acıdan sevgiyle dedi. götürebilir misin dedi, bu toprakların acısında mayalanmış kişiyi yeni solukların yabancıllığındaki ellere, yaşayacaksanız da ölecekseniz de sizi hapseden zincirlerden uzakta olun dedi. bulutun da güneşinde suçu yok dedim akşamüstü alacalığında mecalsizlik var sadece dedim. belki götürebilirim belki götüremem dedim o bana gidelim demeden ne yapabilirim ki dedim ama gitmekte gelmekte önemli değil dedim sevgi oydu ben de sevgi ama ikimiz hiç bir zaman bir olamazdık. elime, bana yapışmış olan zincirin ucunu verdi dedim ama ancak onun elindeki keskiyle çınlar zincirler taşlara doğru dedim çakmağa. çünkü gitmekte gelmekte bir umut dedim, biz umuda değil sevginin örtüsüyle kuşanmaya çalışıyoruz dedim. sevgi neredeyse ben zincirli ya da zincirsiz oradayım dedim. serbest bırak o zaman her şey gibi dedi onu da, anlama yok et bitir kaybet ya da tam tersini yap, ama yap bir şeyler dedi gazımı bitiriyorsun burada dedi sinirlendi. hep bulunmuş olan şeyi nasıl kaybedeyim dedim. ben bulmadım ki kaybedeyim. o hep oradaydı dedim ben farkına geç vardım. güldü bana. ulan dedim nasıl öldürebilirim şiiri! sevginin şiirini nasıl katledebilirim ya da yüceltebilirim, beylik hareketlerde sözlerde bulunma bana dedim. o gelene kadar yetmiş yedi bin yılda beklerim dedim, sonsuzumu beklemek sonsuza da değecekse de değmeyecekse de dedim. adına hiçlik veyahutta her şeyi koyun dedim alın bütün adların hepsi sizin olsun dedim. Sevgim adı olmayanların hepsinde artık, bana sevgimi bırakın bir tek dedim, şiirimi. çalmayın lan benim şiiri mi yüreksizler, dokunmayın lan artık mısralarıma virgüllerime dedim. elleşmeyin lan oğlum nolur elleşmeyin, adları alıyorsunuz diye anlamları da götürmeyin dedim. bırakın dedim, öfke bıraktınız acı bıraktınız umudu yada umutsuzluğu bıraktınız, ölümü bıraktınız dedim. bir şeyi bırakın dedim, sevgiyi şiiri. Bütün alçaklığınızı toplayıp her şeyi kustunuz dedim. Çaresiz ya da aciz düşmek ya da düşmemek umurum da değil, bırakın lan şiirimi sevgimi. kendi rüzgarıyla varsın çocukluğuna, hikayesine. yaklaşmayın lan ona sarmayın boğmayın lan onu gerçekliklerle çekmeyin suyun dibine dedim. ben sizi de beklerim ona dokunmayacaksanız, sevgim şiirim var olsun kendi harflerinde, gözleri de var olsun gülümsemeyle dedim. bir tek sevgim var olduktan sonra gerisi de işine gelirse gelirdi şiirin büyüsüne, dedim. çakmak taşıma bir sıvı geldi yükseklerden karıştı az önce dedi çakmak sözümü kesti. adını biliyordum ama onu da sen çaldın az önce dedim çakmağa. sustuk yine öyle. nedir ki sevgi dedi hala açıklayamadın dedi çakmak. sevgi adı konamayan tek şeydir dedim, sevgi ben sen oydu, sen ben o da sevgiydi. biz sadece sevgiydik. kalktım ayağa çakmağında, bardağında... diye. baktım aşağılara, çoğu anlamıyordu, neredeyse hepsi anlayamıyordu. neden tanımaya çalışalım ki o zaman sonunda bizi anlayamayacak insanları dedim. sonsuz bir melankolide de değilim acıda da, sadece gördüğüm ve yeni farkettiğim tek hikayem kaybedişteydi sevginin yanında yer aldığı için sırf belki de; tek anlayan, tek hikayem, onun hikayesi, senin hikayen. sevgimi çalıyorlar! diye bağırdım aşağılara, insanlarsa her zamanki gibi bakıp devam ettiler yollara, ben geçen sevdiğim hikayedeki şiiri okuduğumdan beri.
    2 -1 ... hrungnir
  2. 2.
    Tek kelimeyle Yaşam denir. Uzatmanın anlamı yok bence.
    2 ... anima mundi
  3. 3.
    "Hala crack çıkmadı" diye devam edilebilecek yarım cümle. Böyle başlık olmaz.
    1 ... serdarsl06