1. 1.
    programcılar tarafından gelecek 150-200 yıl içerisinde kodlanması muhtemel oyundur.

    algoritması şöyle.

    önce oyunun fizik motorunu oluştur. belli bir eğimde yer alan kütük o eğimi aşarsa yere doğru düşsün. gökyüzüne yerleştirdiğin güneşin ışınları ağaca temas ettiyse arkasında gölge oluştursun, rüzgar estiğinde ince ağaçlar komple sallanırken kalın ağaçlar sabit kalsın. bunların her biri için ayrı değişkenler atanıp bu değişkenlerin değerleri de karşılaştıkları tüm olaylara karşı değişerek nesne üzerinde farklı görüntüler, tepkiler ortaya çıkartabilir. dünyadaki fizik kurallarını oyuna entegre et basit mantıkla

    ardından tasarladığın bu dünyada oyunun anlamlı kılınması için karakterlere ihtiyacın var yoksa her yerde görselden öte bi şey olmaz, bi akış ve canlılık gerek.

    önce denizlerden başla, içine tasarladığın deniz canlılarını koy. hatta bunlardan da önce hücre yapısını hatta onun da öncesinde dna yapısını hatta onun da öncesinde bazları oluştur(adenin sitozin guanin timini) yanına fosfat ve şekeri de koy. öyle bir algoritma olsun ki bu dna yapıları değiştikçe hücre özellikleri değişsin, değişen hücreler birleştikçe yine değişik organları meydana getirsin ve bu organlar birleştikçe değişik varlıkları oluştursun. suda oluşacak varlıklar için biraraya gelen hücrelerde onun su canlısı olduğunu belirten kilit noktalar olsun. bu kilit nokta su canlılarının tümünde yer alsın ve geriye kalan tüm özellikler hücre yapılarının özelliklerine göre değişiklik göstersin böylece sudaki canlıların çeşitliliği gerçekleşsin. karadaki canlılara da benzer, havadaki canlılara da benzer özellikleri aktar.

    organizma, mikroorganizmaları unutma.

    sonra o dünyaya 2 tane 25 yaşlarında kadın ve erkek koy.

    hormonlarını ekle.

    gerisini onlar halletsin.

    oyunu hızlandır seçeneği olcak elbet, biz kendi zamanımıza göre 10 dakika ilerlettiğimizde ürettiğimiz oyunda atıyorum 100 yıl geçecek. böylelikle oyunu sıkılmadan takip etme şansımız da olcak.

    --

    birgün bu dediğim şeyi mutlaka deneyecekler. biz bir oyun yapalım, bu oyuna bir evren sığdıralım ve içinde bizim gibi karakterler yer alsın.

    şimdi sizi çok ürkütecek bi beyin fırtınası yapmak istiyorum.

    şunu çoğumuz hatırlıyordur coğrafya derslerinden falan

    https://mcdn01.gittigidiy...tn30/347718525_tn30_0.jpg

    bu da google earth içinde dünya görüntüsü

    https://www.teknoekip.com...18/06/2017-01-31_0935.png

    aynılar di mi? aynılar. ikisi de dünyayı gösteriyor.

    şimdi coğrafya dersindeki dünya şekline baktığımızda pek bir anlam ifade etmiyor bizler için. yuvarlak bi cisim parçası.

    fakat google earth üzerinden dünya resmine baktığımızda kendi hayatlarımızı görüyoruz içinde. çünkü yakınlaştırma seçeneğimiz var. mouse un tekeriyle süre süre süre süre kendi evimize dek o topun en derinine varabiliyoruz doğru mu? doğru.

    o zaman şöyle düşünmek gerek. bizlerin " boyut " kavramı olarak gördüğü şeylerin tümü aslında bizim gerçekliğimizin sınırları kadar olabilir mi?

    yani 2 resmin gösterdiği şekil aynı şekil, ikisi de dünya fakat ilk görselde kendimizi düşünmüyor sadece dünyanın şekline odaklanıyorken ikinci görselde kendimize erişebileceğimiz düşüncesi de canlanıyor gözümüzde.

    şimdi ürkütme kısmına geliyorum. üst örnek sadece buradaki mantığa giriş içindi.

    boyumuzu 10 santim olarak düşünelim. 10 santimiz. her şeyimizle, tepeden tırnağa 10 santim. bir kutu içerisindeyiz fakat bunu bilmiyoruz. kutu içerisinde bir dünya inşaa edilmiş ve her şeyiyle şu an yaşadığımız dünyanın aynısı gibi düşünelim fakat tek bir farkla.

    bizim boyutumuz 10 santimken, çevremizdeki tüm ama tüm nesneler, varlıklar da bizim boyumuzla benzer oranlara sahip. örneğin bir sandalyenin boyu 3 santim, bir buzdolabı 9 santim, bir masa 4 santim, bir gökdelen 500 santim boyda. her şey ama her şey oranlı.

    bu durumda bizler, o kutu içerisindeki hayatı, şu anki gerçek hayatımızdan farksız görebilir miyiz? birebir aynı olmazlar mı? insanın algısını geliştiren, açan şey gördüklerine verdiği tepkiler değil midir? bizler gördüğümüz her şeyi kendimize kıyasladığımızda mantıklı bi sonuç elde ediyorsak(örneğin bir sandalyenin 84 metre uzunlukta üretilmiyor olması, bir köpeğin bizim 8-10 katımız olmaması gibi) bi yanlış ve saçmalık göremiyorsak, bulunduğumuz hayatın yanlışlığını sorgulamak aklımıza gelir mi?

    gelmez di mi. gelmez.

    yani o kutuyu oluşturan benim. o kutuya bi dünya sığdıran benim. o dünyaya bir insan koyup boyutunu 10 santim ayarlayan, çevresindeki tüm yapıları da aynı mantıkla oranlayan benim. o insan yaşadığı hayatı gerçek bir hayat zannederken, durumun gerçekten bilincinde olan da benim. onun dünyadan haberi yok.

    şimdi şöyle düşünelim.

    bizler 2.5 m(istisnaları da dahil ettim) ila 30 santim arasında bir boya sahip insanlarken etrafımızda olan biten hiç bir şeye anlamsız bakmıyor, her şeyin yolunda gittiğini düşünüyoruz. peki bizler etrafındaki her şey bize göre oranlanan bir kutu içerisinde hayat sürüyor olamaz mıyız? masanın başındaki adam da bizle kıyasladığımız zaman atıyorum bir gökdelen boyutuna denk düşüyor.

    bahsettiklerimi canlandırmanız için görsel : https://gaiadergi.com/wp-...loads/2017/08/dunya-1.png

    yani biz bi kutu içinde 10 santimken de hayatı yine en mükemmel haliyle yaşadığımızı düşünüyorduk biraz önce. şu anki halimizle de aynısını düşünüyoruz. 10 santim boya sahip birine desen ki bu evrenin dışında 1 metre 80 santim birileri olabilir. o adam sana götüyle gülecektir götüyle. ama biz o simüle evreni en üstte hep beraber yarattık ve insan boyutunu 10 santim olcak şekilde kutu içinde oluşturduk. bundan biz eminiz, biz ürettik insanlık olarak. fakat o kutu içindeki canlının hiç bi şeyden haberi yok ve her şeyi mükemmel zannediyor.

    aynı şey bizim dünyamız için de geçerli olamaz mı?

    boyut nedir? bir karıncaya göre bizler ucu bucağı olmayan büyüklükte yaratıklarken, bir zürafaya göre daha ufağız. boyutu belirleyen biz miyiz? yoksa kıyasladıklarımız mı? 10 santim boyundaki kendi oluşturduğumuz evrenin canlısı kendisini bizlerle kıyasla ne düşünürdü? o ana dek kendisinin gayet yapılı, uzun boylu vs olduğunu düşünürdü di mi. ona o hali hiç saçma gelmezdi ama bizi görse olacakları hayal bile edemiyor insan.

    işte öyle ağalar. bizim kim olduğumuzu belki de boyutlar belirliyordur. boyumuz başka bir evren için 10 santim uzunlukta da olsa, kendi içimizde pek fark olmadığından herkes kendini uzun, yapılı falan zannediyordur. 150-200 yıl içerisinde bu dediklerimi hayata geçircekler eminim. bi ortam oluşturulcak ve orada canlılar üretilip habitatlarına bırakılacak, eylemleri gözlenecek. o zaman insanoğlu da kendi dünyasını üretip izlemeye başlayacak.

    kiminanir amk..
    3 -2 ... kiminanir v4 ultimate package
  2. 2.
    bu müthiş eseri uqlayalım. uq uq uq..
    -1 ... kiminanir v4 ultimate package
  3. 3.
    amatör bi dizi olan hile dizisinin konusu olan oyun.
    ... evilizm