bu konuda fikrin mi var? buraya entry ekle. üye ol
  1. 1.
    beklediginiz mevzunun, olayin, dusun gerceklesmemesi halinde icinizde bulundugunuz durumdur.tamamen psikolojiktir.
    1 ... posion
  2. 2.
    duş aldıktan sonra saçlarınızı kurulamamanız sonucu yaşayabileceğiniz hadise. derin uykulara dalıp terleyin.
    -1 ... obsidian
  3. 3.
    düş kırıklığı
    2 -1 ... antiklasik
  4. 4.
    kalbine ulaşmasına izin vermezsen, kimse seni üzemez.
    2 ... oduncugomlek
  5. 5.
    bir sabah gözünü açarsın, burada olsaydın ya dersin. işte öyle bir şey.
    ... nikola zivojinovic
  6. 6.
    neden buradayım, neredeydim ve ne zaman geldim hiç bilmiyorum. bu bir ruya sanırım, başını hatırlayamıyorum... mevsim güz, en sevdiğim. altın boynuzun üzerinden batan akşam güneşinin en güzel göründüğü o en sevdiğim sokaktan caddeye doğru giriyorum. her zamanki gibi çok kalabalık lakin bu kez hiçbir yüzü seçemiyorum. kimseden tek bir ses dahi çıkmıyor; ölüm sessizliği hakim. herkes, her şey öyle bulanık, öyle donuk ki saniyeler akrep hızı ile ilerliyor sanki. oysa yakalayabildiğim herhangi birinin gözlerinin ardına bakıp hikayeler uydurmayı öyle çok severdim ki... üzerimde en az benim kadar yorgun kadife ceketim, boynumda ise gri bir atkı. bir elim ceketin sağ cebinde, iki küçük misket ile oynuyorum. diğeri sımsıkı kapalı ve avucumun içinde kanayan bir yara var. tepemde bir kuş, dans ediyor sanki. kuşun belli belirsiz gölgesi ile oynayan siyah bir kedi görüyorum. dokunmasalar sonsuza kadar devam edecek gibi... avucumda milyonlarca iğne darbesine benzer bir acı! açıyorum ve kan duruyor. aniden kuruyan yaranın üzerinde bir yazı beliriyor; "kara kedinin adımlarını takip et!" yazıyı okuyan iç sesimi duyarmışçasına bana doğru dönüyor kedi. yüzünde çocuksu bir gülümseme ve hızla uzaklaşmaya başlıyor. bulutlar üzerinde yürüyormuşçasına hafif ve bir masal perisi kadar zarif... nefesim ve gücüm yettiğince koşuyorum. koşuyorum, hiç durmadan... hep aynı çember etrafında dönüyormuşçasına uzun sürüyor bu takip. tam yaklaştım derken kalabalığın arasında kayboluyor. bir kadın beliriyor kalabalığın arasında. fakat o diğerleri gibi bulanık değil. üzerinde siyah bir elbise ve başında büyük mor bir şapka var. yüzünü göremiyorum. boynundaki siyah fuları çözüp sallıyor sağ eliyle ve yavaşça bırakıyor onu rüzgarın kollarına. bir şeyler anlatmak istiyor, çağırıyor beni. ağır adımlarla ilerlemeye başlıyor. ardından gidiyorum ama gücüm tükenmiş durumda. bir yanım ona yetişmek, yüzünü görmek istiyor. diğer yanımsa bu yorgunluğa dayanamaz halde. pes et diyor. pes et... hadi, pes et... pes etmiyorum. inatla devam ediyorum takip etmeye. ve hiç beklemediğim bir anda duruyor. nihayet kavuşuyorum ona. öylesine güzel bir kokusu var ki sanki düş bahçelerinden koparılmış tüm çiçeklerin karışımı. tam şapkanın gölgesi ile saklanan yüzünü göreceğim derken yüzünde parlayan ışık ile gözlerim kamaşıyor. hiçbir şey söylemiyor. tek kelime bile duyamıyorum. ta ki elini uzatıp elime dokunduğu an... o an hakkındaki her şeyi öğreniyorum. sımsıkı tuttuğum avucundan dökülen cümleler anlatıyor kendini; gerçeklerden kaçış yok. ağlıyoruz... elimi bırakıp uzaklaşırken derinlerden gelen bir piyano sesi ile kendime geliyorum. müzik bitiyor; her şey, herkes normale dönüyor ve aniden mevsim değişiyor... ceplerimde kırık dökük kelimeler, yerini bulamadığım derinlerde bir sızı ve tenimde is kokusu ile yürümeye devam ediyorum. Bir anlık mutlulukmuş perdenin ardındaki.
    12 -1 ... serenity painted death
  7. 7.
    Yine bana başlık açılmış. Benim hevesler en çok kursağı seviyo hep orda kalıyo.
    ... fonetik pid