1. 1.
    Bu ikisi arasında ince bir çizgi olamaz çünkü bunlar birbirine paralel şeyler değil. Cimrilik ve tutumluluk arasında ince bir çizgi olabilir.
    2 -1 ... acik mert korkusuz
  2. 2.
    Biri hiç harcamama hastalığı, diğeri hiç doymama hastalığı. Hastalık diyorum çünkü ikisi de norm dışı hasletler. Yani olması gerekenin, ideal seviyenin üzerinde ve fazla miktarı. Bunun ölçüsü ne peki? Bu kişiye, maddi manevi durumuna, mevcut yaş dahilinde yaşadıklarına ve edindiği tecrübelere, yaşam standardına, içinde bulunduğu o anki ekonomik seviyesine, genler vasıtasıyla gelen soyaçekime, yetiştiği aile ortam sosyal ve kültürel çevre sayesinde edindiği alışkanlıklara ve aldığı eğitime bağlı olarak değişebilir.

    Peki o halde bir insan kendisinin cimri yada aç gözlü olduğunu nasıl anlar? Mesele bu. Kazancının belli bir bölümünü hiç harcamıyorsa, buna kendisi de dahil, aile bireyleri arkadaşları hatta hiç tanımadıkları da olabilir, mesela geliriyle mütenasip yaşamıyorsa, hiç ihtiyaç yokken sürekli gelecekten korku ve endişe haliyle yapılması gereken zaruri ihtiyaçlar için bile düşünüyor ve harcama yapmaktan kaçıyorsa, en basitinden bir arkadaşına bir çay bir yemek yada ne bileyim basit bir hediye ufak tefek bir borç veremiyorsa, yada yapsa da lafını yapıyorsa, veya karşılık bekliyorsa, yada ilişkilerinde hep şahsi menfaatini ön planda tutuyor mutlak surette hep kâr hesabı yapıyorsa -ki bu tamamen parasal olmayabilir- küçük bir iyilik olabilir, bildiği konuda bir yardım olabilir, bilgi paylaşımı olabilir, duygusal anlamda sevincini acısını paylaşmak desteklemek teselli etmek fikir vermek onu dinlemek elinden geldiğince yardımcı olmaya çalışmak ona vakit ayırmak olabilir, yani verici değilse bu insan cimridir diyebiliriz. Hatta yaralı parmağa işemez denilen cinsinden.

    Peki aç gözlü kimdir? Her şeyi var. Ama sürekli ağlanıyor. Hep varlıktan yokluktan dem vuruyor. Muhabbeti hep dünya malı. Hep maddi duran yada hareketli varlıklar. Aklı fikri sözü sohbeti muhabbeti iş güç kazanç edinimler yaşamın parasal boyutu gelir para alım satım ticaret rant v.b. konular. Sürekli alıyor satıyor değiştiriyor, yetmiyor daha iyisini daha güzelini daha kalitelisini daha üst versiyonuna sahip olma gibi hep daha daha daha. Her ne pahasına olursa olsun hep En yükseğe tırmanma. Legal illegal farketmez mutlaka hep Daha üst seviyeyi talep etme. Makam mevki şöhrette buna dahil. Ama bitmek tükenmek bilmeyen bir arzu istek ve hırs kasırgasıyla. Sahip oldukça hep dahasını istiyor. Yetmiyor. Bir türlü tatmin olmuyor. Hep her ne aklına gelirse ona aç bir vaziyet halinde. Disiplini hırsı gayreti çalışması başarısı amacı niyeti ameli hep madde ve materyal odaklı, artı birde hal ve hareketlerine sözlerine yansıması da üstünlük övünç kıvanç gurur böbürlenme gösteriş ve şatafat içerisinde. Sanki sürekli bir meydan okuma sürekli bir yarış halinde.

    Bilerek abartı yaptım ki daha iyi anlaşılsın. Aslında her iki durum da abartıdan ibaret. Peki insan bu iki kötü hasletten nasıl kurtulabilir ki? Şükür ve hamd ile. Daima kulluk ve acziyet halini muhafaza ederek, ölümü hatırlayarak. Kendisinden aşağıda bulunan insanlarla hemhal olarak diyalog kurarak. Elinden geldiğince onlara Sürekli iyilik yaparak. Gizli ve açık (yerine göre) ama riya ve gösterişten uzak yardım hayır hasenat zekat sadaka v.b. sarfiyatlarda bulunarak. Dikkat ederseniz zengin-fakir ayrımı yapmadım özellikle. Çünkü bu hastalıklar hepimizde az yada çok var. Fakat önemli olan bunu fakedebilmek ve gereğini yapacak cesareti gösterebilmek.
    ... gazeloglu