1. 0.
    Yoksa kafayı yerim. Olmak zorunda. Kaybettiğimiz çok sevdiğimiz insanları tekrar görmeliyiz. Lütfen olsun. Benim tek yaşam motivasyonum bu.

    Arkadaşın ne yazdığını okumadım bile bu arada. Okumak da istemiyorum.
    2 -1 ... entry de mi girmiyagh
  2. 0.
    iman edenler için güldüren bir başlık.
    Gönülden inanan bi müslüman için senin buraya yazdıkların hiç birşey ifade etmez.
    Şüphede olanların belki içine biraz daha şüphe salar.

    Bir insan inanmadığı şeyin peşinden neden koşar ki?

    (Maide Suresi, 68. ayet: De ki: "Ey Kitap Ehli, Tevrat'ı, incil'i ve size Rabbinizden indirileni ayakta tutmadıkça hiçbir şey üzerinde değilsiniz." Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun tuğyanlarını ve inkarlarını artıracaktır. Sen de kafirler topluluğuna karşı üzüntüye kapılma.)
    7 -6 ... muphem biri
  3. 1.
    ilahiyattan fahri doktora almaya sebep olacak olan ispat. Arka kapıdan.
    ... yenecek ve kazanacaksin
  4. 2.
    var olduğunun ispatı olmadığı sürece, bu yok olduğu anlamına gelmez dolayısıyla, var olmadığının da ispatı yoktur.

    bazen allah keşke gerçekten bizi kuşkuda bırakmayacak şekilde bize ulaşsaydı diyorum...
    görmediğiniz şeylere inanmak çok zordur, uzayın siyah olduğuna bile inanmak zordur mesela.
    3 -1 ... regina george
  5. 3.
    Yuh amk. Nasıl yok?

    cennet in var olmadığının ispatı
    Hepsi burada...
    3 -2 ... lipsos
  6. 4.
    "i know kungfu"

    neo.

    cocuk hic bi duyguyu tatmamis lafina bu cevap yeterli olur sanirim.
    ... 29th
  7. 5.
    bu da varlığının ispatıdır.

    cennet in var olmadığının ispatı

    hem de mersin'de.
    3 ... teflon
  8. 6.
    dünyada mutlak adaletin olmadığını kabul edip tanrının mutlak adaleti sağlamayacağını iddia etmek. yani insan biraz düşünür yahu. yok eğer tanrı yoksa o halde git tanrının var olmadığını ispatla önce küçük ateistcik. neyse ben ikna oldum şahsen, yarın ilk iş deizme geçiş yapıyom.
    2 -1 ... yazar x
  9. 7.
    islam sorgulanmayan bir din değildir.
    Bizim inandığımız kitapta* gayet açıktır Herşey. Sorguladıkça da daha da iman eder insan. Sorguladıkça Yaradanı bulur insan.
    Ama inanmayan insan için 40 delil de sunsan o inanmaz.
    Çünkü inanmak istemez. Kalbi de gözü de mühürlüdür.
    Bir şeye inanmıyorsan bu sana onu kötüleme hakkı vermez.
    5 -5 ... muphem biri
  10. 8.
    Büyük buhranlarla sarmalanmış kimseden çıkan şüpheler silsilesidir.

    Bir kere tüme varım yok. Tümden gelim var. insanoğlu zaten fıtrat olarak cennete muvafık olarak yaratılmıştır. Yaratılışta herkes mükemmeldir. Görme, duyma, koku alma, hareket etme, irade, arzu vs. tüm cihazatı da noksansız ve sonsuz yaratılmıştır. Fakat dünya alemine gönderildiğinde allah tarafından bütün cihazatı beden elbisesi giyerek sınırlandırılır. Mesela; görme duyusu, işitme duyusu, irade gücü, hareket kabiliyeti, zekâsı ve nihayetinde mükemmeliyetten uzak ve ölümlü olan bedeni olmak üzere hepsi ama hepsi kayıt altına alınmıştır, belli bir seviyede tutulmuştur.

    Fakat Allah, insanın biraz tefekkür ile iman edilecek biçimde veya vacibül vücud olduğunun inkârı imkânsız olacak bir cihazatına sınır çekmemiştir: ihtiyaç ve istekler.

    Bir hikmete binaen insanoğlunun ihtiyaç ve istekleri asla bitmez. Sonsuz ve sınırsız bir ihtiyacı vardır. Yani hepimiz gerçekçi biçimde nefsimize soralım.

    Kendime desem; lightsaber, sana bu dünya içindekilerle beraber hibe edilse ilk yapacağın iş ne olur?

    Nefsim de istisnasız der: “dünya’nın en yüksek tepesi olan everest’e bir teleskop kurdurur gökyüzündeki yıldızlara bakar, ah keşke, keşke şu yıldızlardan da biri benim olsaydı.” diye iç çekerim.

    Çünkü neden? Dünya hayatı tatmin etmiyor, dünya hayatı sonsuz ve sınırsız ihtiyaçlara cevap veremiyor. Mazlum zilletinde, zalim izzetinde göçüp gidiyorlar. Hükmedilemeyen bir zaman gerçeği var; canımızdan çok sevdiğimiz ana-babamızı kabre uğurluyoruz. Etrafımızda olan her şey, bize allah’ın varlığı, ahiret yurdunun varlığı hakkında kesin işaretler veriyor.

    ———————————————
    o halde bu durum 1 soruyu daha doğruyur izninizle soruyorum. dünya üzerinde sahip olduğu bedenle yaşadığı olaylar insanlığın kalanına kıyasla çok çok az, zerre kadar kalan bu garipler cennette karşılaştığı durumlara nasıl tepkiler verebilir ? ya da tepki vermez mi?

    biz mesela neyden mutluluk duyarız düşünelim. yemek yemekten, şarkı söylemekten, dinlemekten, oyun oynamaktan, el ele tutuşmaktan, öpmekten öpülmekten, gülmekten koşmaktan coşmaktan bir çok farklı faktör mevcut. yani bir cennet varsa, oraya gidildiğinde de bu hazların pek çoğuna erişmeyi düşleriz.

    e bu garip beden bahsettiğim hazların hiçbirine nail olamamışken orada bunları nasıl yaşayabilir? yoksa burdaki varlığımız oradakinden tamamen farklı mıdır? eğer öyleyse o dünya buranın devamı olmaz ki, haksız mıyım?

    ———————————————

    Bir hadisi kutsi şöyle der: “Allah Teâla hazretleri ferman etti ki: Ben Azimu'ş-Şân , salih kullarım için gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve insanın hayal ve hatırından hiç geçmeyen nimetler hazırladım."

    Yani kur’an-ı kerim’de cennet nimetleri tamamen bir tasvir. Hakikat değil, bir benzetme.

    Yani cennette olan nimetleri ne göz görmüş, ne kulak işitmiş ne de kalbi beşere hutur etmiştir.

    Ondan dolayı inşallah cennete layık görürse bizi sanii zülcelâl dünyada ki lezzetlerin binde birini bile aramayacağız.
    2 -3 ... lightsaber