bugün

avrupa'nın konyası.
ab'nin en fakir ve köylü ülkesidir. yine ab ülkeleri içinde covid-19 aşılanmasının en düşük düzeyde olduğu memleket. günlük korona kaynaklı ölüm oranları epey yüksek. iki seçim üst üste bir hükümet kurulamadı. ülke 3. seçime hazırlanıyor. öte yandan bulgaristan ab içinde medya özgürlüğün en sorunlu olduğu yerlerden biri. medyada ciddi bir monopolleşme var.

bütün bunları nereden biliyorum? çünkü bir süredir ab'de yaşamaktayım ve bunlar sıklıkla konuşuluyor. gerçekten bu eu'ya sonradan gelenleri istemiyorlar. bakalım neler olacak.
- bir yıldır hükümetin kurulamadığı ülke, bu pazar günü üçüncü kez seçime gidiyor.
- bu seçimde ilk defa türk bir cumhurbaşkanı adayı, sembolik olmaktan öte bir çaba içerisinde... adı, mustafa karadayı. ayrıca parlamento seçimleri de yapılmakta ve desteklediğimiz parti olan höh kilit bir rol oynayabilecek.
- türkiye'de 350000 "seçmen" çifte vatandaş var ve hem karadayı, hem de parlamento seçimlerinde türkler'in yoğunlaştığı parti olan höh, bu vatandaşlarımızdan oy bekliyor.
- göçmen kardeşlerimizden beklenen, geçen sene 30000 oy kullandıkları seçimde bu sene tulum çıkarmaları...
- kalan kardeşlerimizden ve devletimizden beklentim ise, bu durumu örnek almaları ve ülkeye göçmen doldurmamaları...

bu konuda da bir kaç modeli takip edebiliriz:
1. almanya modeli: aslında devlet olarak türk veya değil, göçmenlere karşı son derece düşmanca bir tavır içerisinde. ama bizimkilere vatandaşlık vermiş, eşit oy hakkı vermiş, sermaye edinmelerinin önünü açmış. genç kuşakta ekonomik sisteme adaptasyon söz konusu, fakat özellikle yaşlı kuşak kırk yıldır sistematik olarak türkiye'ye kaynak aktarıyor. bizim bu noktada almanya'dan farkımız, gelen göçmenlerle nispeten daha fazla ortak yönlerimizin olması. ama kaynak aktarımı konusunu ve köln gibi "türk yoğun" bölgelerin durumunu örnek almak gerekiyor.
2. fransa modeli: ülkedeki yerleşik afrikalılar'ın büyük kısmı için sınırlı oy hakkı ve "görmezden gelme, inkar etme, insandan saymama" durumu söz konusu ve bu, suç oranını ve "beslenmesi gereken insan sayısını" yükseltiyor ama -denizaşırı topraklar kanunu" uygulamaları nedeniyle mesela bir cezayirli, tasını tarağını toplayıp paris'te üniversite okuyup, canı isterse ülkesine geri dönebiliyor. döndüğünde de fransız ekolünde bir birey olarak dönüyor, tabii ki.. bu sistemin kesinlikle, gayri nizami biçimde türk toprağı haline gelen bölgelerde çoğaltılması bence işe yarayabilir. tabii özellikle suriye'nin kuzeyinde yerleşmiş olduğumuz, inşallah yerleşeceğimiz ve umarım ırak sınırında da yayılacağımız yerlerde bir otonom oluşuma da şahsen kıymet veriyorum.
3. bir de rusya'nın çok güzel bir sistemi var, "yerinde vatandaşlık"... bu da, göz önüne alınan topraklarda bulunma meşruiyetini "vatandaşlarını koruma"ya dayandıran bir model. bu modelin, kuzey epir bölgesinden libya'ya kadar bir sürü ilişik coğrafyada kopyalanabileceğine inanıyorum.
Avrupa Birliği içinde %35.8 oranla yoksulluk sınırında yaşayanların en yüksek olduğu ülke.
Tütün ve alkollü içki ürünleri ike Türkiye pazarında bulunmayan ülke.

Bizimkiler gidip 1 litre mastika rakıyı 10 levaya yani 50 liraya alıyor gelip 120 liraya satıyor.

E 1 litre yeni rakı 230 lira olunca almak cazip oluyor üstelik içimi yeni rakıdan güzel. Neyse sempati duyduğum bir ülke.
Ne yazık ki Leva denen meteliği 5 lirayı geçmiştir.
Erector emmi daha iyi bilir dediğim beyan.

Aha sor gari.
Hep Ermenilere kiziyoruz doğal olarak ama bunlar da orospu çocukluğunda onlardan geri kalmaz umarım zamanı gelince yaptıklarını fitil fitil odetiriz bu hayvan katliamcı orospu sicmiklarina.
ortalama internet hızının 46.22 mbps olduğu ülke.
Ev ve arsa fiyatları ab sonrası çok artmıştır ama halkının öküz olması konusunda hiçbir değişiklik yaşanmamıştır. Bizim göçmen türkler bana kalırsa bulgaristan'ın mösyoları, elit kesimidir, bir gösterge olacaksa... muhatap olmaya değecek insanlar değiller bana kalırsa...
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.