1. 1.
    16 Mayıs 2018 18:08

    Yakın zamanda her şeyi bitireceğim kendi ellerimle, bundan başka bir son zaten göremiyordum. Her fırsatta başka bir son için çok uğraştım ama her şeyde olduğu gibi bu da benim elime yüzüme bulaştı. Ben her zaman kötü tarafımı ört bas etmeye çalıştım ne derece başardım bilemiyorum. Ama yegâne amacım buydu. Ufacık bir ağaç olan yaşamımın yaprak dökümü her zaman devam etti. Ailem gibi Kurtuluş Hoca, Derya Hoca, Alara, Dilara, Nazlıcan, Eylül, Zeynep, Sümeyye, Ezgi, Şerife, Burcu, Nurullah gibi geride kalanların da başına kalmak istemedim.

    22 Mayıs 2018 13:09

    Genel olarak küçüklükten beri bir şeyleri kafaya takan yapım vardı. Olayların olgusunun daha büyük olmasına yol açtı. Bununla pek başa çıkabildiğim söylenemez. Ne kadar istediğim de ayrı bir konu zaten.
    Aslında planladığım gibi gidiyor her şey, planladığımın aksine hiçbir şey yaşamadım. Geçen sene başkanlığı bırakınca içine düşeceğim boşluğu zaten tahmin ediyordum. Ama beni ölüme sürükleyecek bir şey olmasını beklemiyordum. Yine olay olgu konusundan bahsederek olayları tahmin ettim ama olgular konusunda ne yazık ki yanıldım.
    Her zaman öz eleştiriyi sert yapmışımdır. Çünkü birine dışardan bakarken hesaba katamadığınız değişkenler olabilir. Ama insan iç dünyasında her zaman her şeye hakimdir. Bu hakimiyet ve mutlak güce rağmen bazı şeyler ters gidiyorsa kişi kendisini sorgulamalıdır. Ve ben bu konuda bütün mesuliyeti kendi üzerime alıyorum. Derslerim, insan ilişkilerim, oynadığım ufak oyunlarda bile ters giden her şeyin sorumlusu benim. Ölümüm bile benim kendi iradem altında kendi kontrolümde aldığım bir karardır. Kimse sorumlusu değildir.
    Genel olarak başarısız olsam da başarılı olduğum konular da var. Hep arzuladığım gibi kilit bir insan olmayı başardım ve bu beni mutlu ediyor. Bunlarla da başa çıkabilirim belki ama ne derece istediğim çok tartışılacak bir konu. Normal şartlarda altında kararlılığı yüksek ve hedefe odaklandığımda elle tutulur bir sonuç alabilecek bir insanım. Ama altınızdaki araba 300 yapıyor diye o hıza ulaşmak zorunda değilsiniz.
    Farkındalığı olan ve olaylara uzaktan bakabilen birisi olarak, en sevdiğim de en nefret ettiğim de intihar düşüncesini aklımdan silemedi. Bu onların yetersizliğinden değil benim kafamda kalıplaşmış yanlış düşüncelerden kaynaklıdır. Evet, intiharı düşünmek, buna kalkışmak ve az önce saydığım insanlar ve onlar gibi anlam ifade eden nice insanı üzmek asla hakkım değildir. Ama hayat geniş bir alan, yanlış yapmak için de bir alanınız var. Ben de onu kullanıyorum.
    Kendimi sevmiyorum, okula zamanında gidememek, uyanamamak, Derya hocaya götürmem gereken belgeleri 3 gündür unutmak gibi ufak gündelik hatalar bile kendime batıyor. Kendi kendimin açığını arayıp kendimden daha çok kurtulmak istiyorum. Bu kontrollü değil aksine dağda yuvarlanan kartopu gibi kontrolsüz büyümekte olan bir his.
    Olduğundan daha iyi, daha donanımlı, insanların yanında isteyeceği, konu ben olduğumda durup 2.hatta 3.kez düşüneceği birisi olmayı isterdim, ama böyle olmayı ben seçmedim hep dediğim gibi. Hep bahsettiğim olayların olgusu bir şekilde beni bu hale soktu. Bir olayın 2 farklı insanda 2 farklı sonucu olur. O gündelik problemler benim için yıkıcı oldu. Yapmamam gereken şeyler, yaşamak istemediğim şeyler yaşadım herkes gibi. Ama yapacak bir şey yok. Herkes hak ettiğini yaşar.
    Kendime olan katı düşüncelerimi sevmişimdir. insanın potansiyeli zor şartlar altında ortaya çıkar. Kendimi zor şartlar altında bulmayı hep sevdim. Ama bunların bir önemi ve getirisi olmadığı süreçten dolayı artık sıkıldım.
    intihar, belli bir olaydan sonra değil herhangi bir dolmuşluktan değil genel olarak uzaktan baktığım hayatımda isabetli olduğunu düşündüğüm bir karardır. Kendim için yaşıyorsam kendim için yaşamamakta benim elimdedir. Kendim biçimlendirdiğim, herhangi bir dinle veya kültürle alakalı olmayan kader inanışımdan dolayı bunların tesadüf değil olması gereken şeyler olduğuna inanıyorum.
    Her konuda ince eleyen sık sık dokuyan detaycı birisi olarak bütün detayları düşünüp bu kararı vermiş durumdayım. Her şey planladığım gibi olacak herkes söz veriyorum. Bu sefer bir sapma olmayacak. Ocak ayında olduğundan daha detaylı düşünerek hayata karşı son kurşunumu kendime doğrultmaktan asla çekinmeyeceğim. içinde bulunduğum düşünce durumu ve ruh hali alternatif yarınlara karşı umudumu ve hevesimi köreltmiş durumdadır. Bu yazdığım mektup hayatımdaki acının resmini yazıya döküp şehri terk etmek gibidir. Hayatın bir şeyler sunmayı bıraktığı, hevesimin kalmadığı noktada son düzlükte gaza basmak veya depara kalkmak acizlik, korkaklık değildir. Hayatın en büyük gerçeğini erken kabullenmektir.
    Bu uzaktan baktığım süreçte daha detaylı düşüneceğim zamanlarda yazdıklarım ve söylemek istediklerim bunlarla sınırlı değil. Uygun zaman gelene kadar, yapmam gerekenleri yapana kadar daha fazla ekleyeceğim. Hayatımdaki insanlar da boş bir mezar taşıyla ilişki kurmaya devam edecek. Zor bir şey, herkesten özür dilerim.
    Kurtuluş hoca ve Fatih abiye olan borcumu ödedikten sonra birisiyle şahsi yükümlülüğüm kalmayacak. Bisiklet ve telefon kalacak o konuda da Allah babama sabır versin.
    Genel olarak bana değer veren insanların benden beklemediği bir şey olacak bu intihar. Bu da onların psikolojisinin hazırlık yakalanmasını sağlayacak. Kusura bakmasınlar, ben alıştırmaya çalışınca zaten gitmiş durumda olan ben onların sevgisini ve güvenini de kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kaldım. Bunu yapamazdım. Hayatımdaki herkesten tek isteğim beni affetmeleri. Hastanede bana çay ikram eden abinin, trombosit verdiğim Gürkan Kılan'ın babası Soner abinin..
    Düşüncelerinizi katılaştırın. iyi veya kötü daha kararlı olun. Son 1 yılım herkes hak ettiğini yaşar her şey olacağına varır demekle geçti. Yaptığımın karşılığını hiçbir zaman alamadım. insanların duygularına inandım, güvendim. Ama benim duygularım gerektiğinde hiçbir zaman ciddiye alınmadı.
    Eylül, Dilara, Zeynep'in abisi, Alara, Sümeyye, Ezgi, Burcu, Nazlıcan’ın arkadaşı, Cemalin, Utku'nun, Nurullah'ın Hüseyin'in arkadaşları hayatlarında bulunduğum birçok insanın yaşamlarında yer aldığım mevkileri boşa çıkaracağım. Bazıları erken, bazıları geç, bazıları ise en ağır acıyla tanışacak. Bunun için de özür dilerim. Ama bunu atlattıkları zaman kalplerinin irili veya ufaklı bir parçasını kaybederek daha güçlü bir şekilde hayata hazırlanacaklar. Ve unutmasınlar, ben bu notu yazarken aylarca saatlerce düşünerek, ağlamadan yazdım. Sizin adınıza birçok karışıklığa sebep oldum. Ve o ipin düğümünü çözüyorum. Her şey güzel olacak, hayat güzel, korkmayın.

    23 Mayıs 2018 12:19

    Evdeyken de, 725'teyken de, psikoloğa gitmeden 1 saat önce de, kız kardeşime iyi geceler demeden önce de intihar notunu yazmaya devam ettim. Bu kadar düşünüp bu kadar kafama oturan bir düşüncem olmamıştı hiç. Büyüdüm diyorum kendi kendime ama bu ağaç ufaktan da eğilmiş gibi duruyor. Eq'su düşük olan ben, sürekli bir ağlama isteği. Kendime güvenim olmasına rağmen başkalarını istiyorum hep yanımda. Hayatın bu ufak kötü yüzünü görmek yetiyor bana. Rn çok sevgisine inandığınız insanlardan birinin dönüp ölü bedeninize bakmayacak olması hayatın gördüğüm en kötü yüzüdür. Fazlasını asla ve asla merak etmiyorum.
    Tesadüfe inanışım çok güçlü değildir. Uzun zamandır tutunduğum her dalın elimde kalması tesadüf değil. Tekrar tekrar dile getiriyorum herkes hak ettiğini yaşar. iyi şeyler de çok yaşadım. Sıradan bir internet grubunda tanıdığım mert abi, Cafer abi, kadir gibi insanları da tanıdım. Kadirin izmir'deki ikizi, Cafer abiyle Mert abinin kardeşi oldum. Hayata ben büyüklerimden ne aldıysam onunla karşılık verdim. Ama hayat başkalarından daha güçlü şeyler öğrenmiş ki bu mücadele benim sonumla bitiyor.
    Güzel şeyler yaşadım Alsancak’ta oyun oynarken en sevdiğin şey sorusuna sorumluluk dediğim zaman ooo diyip bana bira veren diş hekimi abi gibi. Şuan Sony’de çalışmamda emeği olan Çağdaş abi, Can abi, Mertcan abi gibi. “Abi motosikletin çok güzelmiş” diye bağırınca “eyvallah kardeşiiiim" diyen abi gibi. Zamanında bana rol model olan Ozan Erözlü, Cenk Barkın Us, Batuhan Kavruk gibi.
    Kolay sıkılan birisiyim ben. Ağlarsam ağlamaktan, ağlamasam ağlayamamaktan sıkılırım. Yaşamaktan da sıkıldım. Ben intihar ettikten sonra Mehmet Pişkin denilen adamı araştırın. Çok şey buldum o adamda kendimden, hayat güzel.
    Bir şeyler yazmadığımda yazmak için sayfalarca şey geliyor aklıma. Bir şeyler yazdığımda da aklım duruyor. Bunları düşünürken başka şeyler geliyor aklıma. Olmadık şeylerden olmadık şeyler çıkıyor. Bu beyin karambolünü kaldıramıyorum artık..
    Dertleriyle övünen, derdin en büyüğü bende tarzı bir adam olmadım. Herkesle aynı sıkıntılarım, hatta belki de daha hafif. Ama edebiyat öğretmenimiz Yasemin hocaya bahsettiğim gibi, benim yüküm ağır değil, kollarım güçsüz. Diyelim ki kollarım güçlü, kaldırmak istemiyorum o yükü. Zorunda değilim.
    Sherlock Holmes çok severim, beni dizideki Benedict Cumberbatch'e benzetirler hatta. Mutlu olurum, kafam da çalışmıyor değildir hani * Orda da yazdığı gibi, "intihar senin değil geride kalanların başına gelen bir şeydir." Kendimi 5 kere düşünmem gereken yerde başkasını 15 defa düşünen birisi olarak bu insanlara karşı son hatam olacak.
    Mutluluktan gözyaşı dökmesine sebep olmadığım ama sonumu hazırlayarak gözyaşı dökmesine sebep olacağım herkes beni affetsin. Bu seçimim yolda yürürken hangi sokaktan gideceğinizi seçmek, çay mı kahve mi içeceğinizi seçmek gibi yaptığım bir seçimdir.
    Ocaktan, hatta geçtiğimiz sene başından beri üzüldüm, güldüm, kahkaha da attım, parkta tek başıma da ağladım. Parasız da kaldım rekor maaşımı da çektim. Çok şey geldi geçti, düşünceler, insanlar, mekanlar.. Ama sabit kalan, en sönük halinde bile bütün bedenimi ateşle saran tek düşüncem intihar düşüncemdi. O çamurun izi kaldı, çok kötü bir şey. Kurtulamadım. Şimdilik bu kadar, belki bugün içinde belki daha sonra daha çok yazacağım.

    25 Mayıs 2018 03:42

    Başarısızlıklarımın ardı arkası kesilmedi. Kötü şeyler iyi şeylerin önünü kesti. Hani birisi bir hareket yapar daha sonra medya ve kamuoyuna küçük düşer, aynı onun gibi. Her konuda ilk başta kendimi sorguladım. Bir düşünün, detaycı, takıntılı ve kendini sorgulama meraklısı birisiyim. işin içine kimseye sorumluluk yüklememe merakı olunca sonuç kaçınılmaz oluyor.
    Hayat, strateji, mantık, değişkenlerin varlığı gibi birçok konu ve kavramın arasında verdiğiniz yıllar sürmesi size bağlı bir mücadeledir benim için. Belki de ben çok ciddiye aldığım içindir bilemem, ama en çok keyif düşkünü olanın bile acaba hangisini içsem diye düşündüğü bir dünyada bunların yokluğundan bahsetmek saçmalık olur. Hayat, milyon farklı kişi arasından milyon farklı hikâye (Ceza <3) şeklinde yaşanır. Benim için de hikâyesi, anlamı bu oldu.
    Her zaman olduğunun aksine, bu sefer eskisi gibi bu sefer çok yazacak bir şey gelmediğini düşündüğümde yine bir sürü şeyler sıralandı zihnimde. Yaşamımda beni seven insanlar için, sorumluluklarım için ayağa kalkmak için çok uğraştığımda ayaklarım kaydırıldı, sırtıma bir tekme daha atıldı. Belki de kalkmam istenmedi. Korkuldu. Bilemem.
    Hayat tam olarak ortaokulda beni kaleye koymadan, “senden kaleci olmaz” diyen arkadaşlarım gibi. Potansiyele ulaşamadan bitiriyor her şeyi. Faturayı kesiyor. Ha ben ne kadar ulaşmak istiyorum çok ayrı. Bu süreç başladığından beri bana söylenenler ve benim öne sürdüğüm şey hep aynı. Aynı kısır döngü ve aynı cevaplarla geçti bu süreç. O zincirde boğuldum.
    Ortaokul demişken, Batuhan, Nihat, Serdar gibi birçok arkadaşım oldu. Ali Deniz, Umutcan, Atakan, Ceylin, Ceren, Busenur..
    Sayabileceğim çok insan oldu her alanımda. Kendimi en başarılı saydığım konudur bir bağlamda insan ilişkilerim, iş sektöründe tanıdığım Ercan abi, Kenan abi, Mert abi, Engin abi, Eren abi, Ufuk abi, Kayhan abi, Okan abi..
    Dediğim gibi, sayacak çok insanım var. Cidden çok insan tanıdım. Şimdi kendininkini keser sapı sanan adam konumuna düşmek istemiyorum. Benim için fazlaydı diyelim, Metin2 oynarken bile CILGINHOCA Bilal abi, OkcuKatiL34 Emre.. Sizleri bile çok özledim.
    Kendimi kafa olarak yalnız hissettim hep, fiziken değil, okulda bile tek oturmaya kalksam sağ olsun asla yalnız bırakılmadım. En kötü bir öğretmen bir iş için yanına çağırdı. 11 Ocak 2018 günü intihara teşebbüs etmeden önce Eyüp hocanın çağırması gibi. Hep bir şeylerle meşgul oldum. Tam istediğim buydu, her saniyede, her anımda kendimden uzaklaşmak istedim. Bisiklet sürerken dahi, tek kalmak acı veriyor.
    Bu stratejik, mantıksal hayatta en ufak seçiminiz dahi çok önemlidir. A yerine B güzergâhından işe gittiğiniz için geç kalıp alacağınız mevki ödülünden yoksun kalabilirsiniz de, ya da benim gibi rüzgâr var diyip içeri geçtikten sonra çatıdan kiremitler aşağıya dökülebilir. Kuruyemişçiden bir anımdır.
    Yazmaktan yoruluyorum artık. Kafam da rahatlıyor bir yandan, bilemem, herkes gibi ben de kendimi görmeyi, başkasından kendimi izlemeyi çok sevdim. Ama bu geri dönüşler için hep başkası gerekli oldu. Kendi kendimi asla göremedim, kendi yansımamı asla yapamadım. Küçükken öğretmenimiz “Ailenizi kaybederseniz olduğunuz yerde bekleyin, onlar gelsinler.” Derdi. Beni bana yansıtması gerekenleri zamanında hep bekledim. Gelmediler, kayboldum. Şimdi de bu notları yazarken *aktif* olarak görüştüğüm insanların beni kurtarma çabalarındaki ışıklarını görüyorum kuyunun en dibinden.

    26 Mayıs 2018 05:22

    Pek anlatacağım bir şey aslında. Genel olarak iğneyi kendisine batıran bir insan olarak başarısızlıklarım çok batıyor gözüme. Ve bunlardan birisi de en uzun ve en güzel ilişkim olan sinemle olanın bitişine sebep olmaktı. Bu cümleleri kurarken o süreçler aklımdan geçiyor, kalbimde, kanatana kadar yaralayıp acı hissedemediğim parmak uçlarımda, ayaklarımda bir enerji hissediyorum. Sürekli ve sürekli. Başardığım tek tük şeylerden birisini kendi hatam yüzünden kaybetmek yaşadığım her saniyeyi azap haline getiriyor. Bunun vicdani mesuliyetini artık taşıyamıyorum. Hem ona hem kendime verdiğim zarar, kendime ettiğim ihanet. Kendinize ettiğiniz ihaneti affetmek çok zordur. Emin olun bu böyle. Çünkü her şeyi fark ettiğiniz ve mutlak hâkim olduğunuz öz kontrolünüze yalan söyleyemezsiniz.
    Bütün bunlardan kurtulmak, bunlarla yaşamayı öğrenmeme isteği biraz kolaya kaçmaktan, biraz da hevesimin olmaması. Kitap sınavı için verilen kitabı sınavdan 0 aldıktan sonra merak ettiğim için okuyan bir insanım. Yaşamak için daha somut sebeplere ihtiyacım var.
    Hayat dedik, strateji dedi. Ayağınızı yorganınıza göre uzatın. Bu hayat denilen savaşta bir kurşun da kendiniz için saklayın. Artık her şey sarpa sardı, o beni ailesi ve arkadaş baskısı yüzünden de affedemez. Ben de etrafa duyduğum güvensizlikten ötürü başkasına da hayatımı sokamam. Ama bu oluşan düğüm artık önemli değil. Son kullanma tarihi geçmiş bir gıdanın nasıl bir ortamda olduğu önemsizdir. Çünkü bu dünyada artık bir sorumluluğu kalmamıştır.
    Zamanında en yakınlarımın ben içine düşerken izlediği bu çukurdan çıkamadım. Hayatın karşısında tamamıyla yenilgiyi kabullenmiş durumdayım. Simge dolayısıyla hayatıma dâhil olan Aydın Kemal yüzünden istanbul gezisine gidemedim. Bu, ben Sinemleyken olsaydı çok kötü olurdum. Ama sinemle beraber değiliz, düşünün ki bir kötülükten kaçmak için daha büyük bir kötülüğü kullanıyorum. Bıçak acısı hissetmemek için kafaya sıkmak gibi. Ne kadar kötü değil mi? Benim için kötü. Genel durumumdan bahsettiğim herkes ne derdin var ki diyor. Derdim yok. Derdim benim, hayatımda her sıkıntının kaynağı benim. Sinemle ayrılığının, derslerin, mali sebeplerin..
    insan kendisiyle baş başa kaldığında en tehlikeli şeyle baş başa kalmış oluyor. Yıllardır bu verdiğim mücadelede tek bir kez olsun kazanamadım. Geçen sene başlayan kendinden vazgeçme sürecim, her düşünme mücadelesinde daha kararlı bir hal aldı. Bu halimle gurur duyuyorum, hiç bu kadar kararlı ve kendinden emin hissetmemiştim. Yazdığım her kelimede kurguladığım her intiharda daha güçlü olduğumu hissediyorum.
    Dünyanın insana acı ateşleyen bu düzenine ayak uyduramadım. Dünya modern olduğu kadar da geçmişinden gelenler yüzünden ilkel halen. Bu ilkel yapıda devam ediyor. Bu ilkel yapıda, güçsüzler kaybediyor. Uyum sağlayamayanlar gözden kayboluyor.
    Bu hayatta çok güzel insanlara denk geldim. Aksini kimse iddia edemez ki en şanslı olduğum konu insanlardır. Beni öz kardeşinden ayırmayan Zehra abla, manevi oğlum diyen Meltem abla, kendisi için soğukkanlı tanımını yaptığı halde en sıcak gülümsemesiyle bile yaşamak konusunda beni kararsızlığa iten şeylerden olan Derya Hoca’m, Zekiye hocam, ortaokuldan Akife hocam, hepsi. Daha sayamadığım nice insan. 18 yıllık kısa ömrümde merhaba dediğim insanların bile benim gözümde yeri çok ayrıdır. Samsungcu Bülent, Burak, Altuğ, Cenk abi, Dilek abla, Teknosa’dan Sevil abla, Onur Sabırlıoğlu abi.. Hepsini çok seviyorum. Benim erken faturamı keseceğim bu hayat onlara mutlu zamanlar nasip etsin. Benin yaşamaktan vazgeçtiğim güzel anılar onların hakkı olsun.

    Okul hayatım da güzeldi. 4 senelik lise hayatımın son 3 yılı dolu dolu geçti. ilk yıl da bunların temelini attım zaten. Başkanlık, göz önünde olmak, sorumluluk almak. Hepsi bu intihar notunda bahsettiğim iyi şeylerin temelini oluşturdu. Koskoca insanlar beni kendileri gibi saydı. Hayatımın son anlarında bile bu notu okuduktan sonra kendimle gurur duyacağım. Ama yine aynı şeye geliyoruz, 300le gidebilen bir arabanız var diye 300le gitmek zorunda değilsiniz.
    Notum uzadıkça mutlu olmaya başlıyorum, bir şeyler üretiyorum. Bu dünyadan eksilirken, bir şey bırakıyorum kendi yerime. Sevdiklerimin beni bulabileceği bir yazı bırakıyorum. Kayıplarımın yarattığı kalbimin boşluğunu içime attığım şeylerle doldurup hayatımı sonlandıracağım.
    Ağlayamazken, duygularım yokken en mutlu anlarımı yaşadım. Duygularımın en yoğun olduğu anlarda intihar notumun satırlarını yazdım. Beyazın beyaz olduğunu onu görünce değil, siyahı görünce anladım. Hayatn oynadığı bu köşe kapmacaya ben gelemem. Ama sizler mücadele etmekle yükümlüsünüz. Hayat güzel arkadaşlar, hayat güzeel.

    27 Mayıs 2018 22:43
    intihar notumun şimdiden kaç kelime kaç sayfa olduğunu Instagramda paylaştıktan sonra geri geldim yazmak için. Yazmak ve içimdekileri dökmek benim için çok rahatlatıcı oluyor. Ama artık ben kendim için dayanılmaz olmaya başladım. Zaten öz eleştiriyi sert yapan birisi iken sevgili dostum Alara’nın da söylediği gibi bu artık sert olmaktan haksızlığa geçmiş durumda. Ama zor şartları sevdiğimi çok önceden söylemiştim. Yolda kaybolmakla ilgili sözleri olan bir müzikte artık görüşmediğimiz bir arkadaşımla yolda kaybolmamız aklıma geliyor. Motosiklet gördüğümde başka birisiyle motosiklete binme hayallerimiz aklıma geliyor. Bu ufak çaplı yaşamımda her anım her saniyem bulunduğum her yer bir anı çöplüğü. Ve ben artık bu çöplüğe dayanamıyorum, başka şehri de kafam kaldırmıyor.
    Ne kadar insan olursa olsun yanınızda, her zaman en yakın dostunuz da baş düşmanınız da sizsiniz. Daha önce de söylediğim gibi, insanın baş başa kalabileceği en tehlikeli şey kendisidir. Fiziksel acı yerine ruhunuz sürünür. Bu duruma alışmak zorundasınız. Ayak uydurmak zorundasınız. Benim günden güne kendimle aram açılıyor. Dostum olmamaya, baş düşmanım olmaya başladım bir senedir. Hep etraftakilerle kurmak istediğim çizgileri belli ve sert ilişkileri fark etmeden kendimle kurmuşum. Bunu da yazdıkça anlıyorum.
    Hayatın gerçekleri de, ölüm gibi kaçınılmazdır. Son virajdan sonra gelen son düzlüktür. Etrafımdakilerin bir türlü kabullenemediği gerçeklerle yaşıyorum uzun zamandır. Ve kendimi çok güzel tanıyorum. Etrafımdakilere tanıtamadan ölmek benim için yeryüzünde yarım kalmış bir iştir. Bir başarısızlıktır.
    Olmadığım kadar ciddi, olmadığım kadar kararlıyım. istanbul’a gittiğinde 2. Plana düşürüldüğüm arkadaşlarımın bu yaptıkları, vefatım sonrasında beni zamanla unutacaklarının bir referansıdır. Kızmıyorum kırılmıyorum. Sadece haklı çıkmanın verdiği mutluluk var. Köpeği gezdirmeye çıkıyorum, geleceğim. Tam o arada da intihar mektubu yerine veda günlüğü demeye karar verdim. Artık son golümün bir ismi var *
    Her zaman sorumluluklara önem vermişimdir. Hayatta en az keyif dinleyen, ama en çok da kişiye bağlı gelişen şeyler sorumluluklardır. Dediğim gibi, kişi kendi hayatında mutlak hâkimiyete sahiptir. Zirvedeki de dipteki de kendisinde bir şeyler aramalıdır. Herkes kendisine dönüp baksa, herkes kendi kapısının önünü temizlese dünya çok daha güzel bir yer olacak. Ama bizler konuşma meraklısı olarak buna bir türlü son veremedik. Başarısızlıklarımdan bahsettim en çok, daha bugün satış raporlarını yanlış aldım, arkadaşımın kitabını kaybettim. Bunların bir bedeli olmalı. Hayat bunu ödetmiyorsa ben kendi faturamı kendim ödeyebilirim. işte mutlak hâkimiyet.
    Hayatımda çok sağ olsunlar ki beni kurtarmaya benim için çabalamaya uğraşan insanlar var. Bu notu, bu günlüğü bitirince bir düşünün. Bu günlük bir zincir. Ve bu insanlardan da özür dilerim. En sonunda ellerine ölü bir beden geçecek, hak ettikleri bu olmadı. Ama bu intihar kararı benim tamamen kendi pencereme bakarak attığım bir taştır. Başkalarıyla alakası yoktur. Siz de bundan sonraki zamanlarda insanlara hak ettiklerini verin. Çizgileriniz, kenarlarınız daha belirgin olsun. Daha güzel şekil alırsınız beraber.
    insanı her zaman başka insanlar oluşturur. Her insan bir renk tonudur, başka insanlar da başka renk tonlarının karışımı. Benim iyi dostlarım oldu, iyi kız arkadaşlarım oldu, iyi iş arkadaşlarım oldu. Hepsi iyisiyle kötüsüyle bir şeyler kattılar bana. Beni oluşturdular, ama zaman geçtikçe benim hislerimi, düşüncelerimi ciddiye almadı kimse. Beni oluşturan artık umutsuzluk, düşük beklentiler ve karamsarlıktı. insanın kendisiyle baş başa kalmasının zaten kötü bir şey olduğunu dile getirmiştim. Bir de bunların arasında yalnız kalınca kendisiyle. O bahsettiğim son düzlükte olduğunu anlıyor insan.
    Kendimden uzaklaşma politikası belli bir süreç için bana çok yardımcı oldu. Uzaklaştıkça kendime dışardan bakma fırsatım olduğu için ne olup olmadığımı gördüm. Hem de çok net biçimde. Şimdi sıra etrafımdakilerde. Zamanla herkesi kendimden uzaklaştıracağım. En sonda kendimle baş başa kaldığımda bu uzun zamandır süren mücadeleyi bitireceğim. Eylül’ün şuan benim 2 ilaç içtiğimi sanması arkadaşlarımı benden uzaklaştıracak ve beni kurtarmak için ettikleri mücadeleyi etkisiz kılacak şeylere maruz bırakmam da bunun bir parçası. Günlüğümün başında dediğim gibi, her şey kontrolüm altında sonlanacak. Sonumu bu kadar net düşünüp net kurgulayıp etrafa dayatmak kendimi çok güçlü hissettiriyor. işte bu gücü kaybetmemek, güzel bir son amacı için yaşamaya uğraşıyorum son zamanlarımda.
    Uzun bir maraton yarış olan hayatta, bütün enerjimi ve hızımı 1. Olmak uğruna en baştan kullandım. Yarış oyunlarında başlar başlamaz nitroya yüklenenlerdendim ben de. Şimdi de en arkaya yavaşça ilerleyip yarışı bırakma vakti geliyor ufaktan. Bu benim her anımda her boş vaktimde düşündüklerim. Artık benim bir parçam değil bir bütünüm oldular. Ve her tanıştığım insandan, bu yönümü bilmeyen her insandan saklamak bir işkence oluyor. Çok isterdim herkesin bilmesini, beni daha iyi tanımalarını. Geçenlerde Pinhani konserinde tanıştığım hanımefendiye “Gidiyorum yardım et” demeyi çok isterdim. Elinizde bir sürü poşet var ve kaldırıp kenara atamıyorsunuz böyle olunca. Elinde tutmak zorunda kalıyorsun. Yoruluyorsun.
    Evet, hep dediler bana daha yaşın küçük daha ne gördün gibi şeyler. Bir şey görmedim, ama bu yapıdayım. Sizce görmüş halimden korkmak normal değil mi? Ben bu kadarı yeter demiyorum. Şimdiden bu kadarı bile yeter diyorum. Dünya denilen daracık odayı bir tek beyniniz genişletir. Düşünerek bu 2 cümle arasındaki farkı lütfen bulun. Ne zaman ki notu yazmakta tıkansam, telefonu aldım elime açtım rehberi. Az önce en yakın arkadaşlarımdan Kadir’e beni engeller misin yazdım. Whatsappta engellemek benim için sembol değeri olan bir şeydir. Benim kimseyi engellememe prensibim herkese kapımın açık olmasını semboller. Başkasından beni engellemesini istiyorsam eğer, fatura kesilmiş, kasaya gidilmiş demektir. (01:11)
    Sizin de benim gibi büyük sandığınız dünya gözünüzde büyüttüklerinizden ibaret. Kayda değer bir problemim yokken hayatımı sonlandırma kararı alıyorum. Siz de benim ölümümü çok büyük görüyorsunuz. Yapmayın etmeyin. Aslında benim bu kararı almam biraz da kendimi sevmemden kaynaklı. Bir sözüm vardır; Bazı şeyler tesadüflere, şansa bırakılmayacak kadar değerlidir. Vazgeçtiğim geleceğimi ve kendimi mutlu olma olasılığına feda edemezdim. Her şeyi tadında bırakmak her zaman en güzel seçenek benim için.
    Ne kendime, ne başkasına faydam oldu. Cemalle Cennetnur’u asla kalıcı bir şekilde birleştiremedim. Sinemi asla mutlu edemedim. Öğretmenlerime iyi bir öğrenci, aileme iyi bir evlat, şirketime iyi bir çalışan, müşterilerime iyi bir personel olamadım. Bu dünyadan giderken hiçbir şey katamamış, kurşun kalemle dahi olsa bir imza atamadan gitmek bir yandan kötü bir şey.
    Aslında hayat acısıyla tatlısıyla güzel. Benim beklentilerimi karşılayamadı diyebiliriz. Aslında başarılı olduğum çok konu da var. Her şeyden önce tek felsefem ve odak noktam “önemli olmak” konusunda kendimden beklediğimden daha fazlasını yaptım. Hayatın güzel olduğunu tek felsefemle anladım. Hobiyle para kazanmak gibi bir şey. Çamur girdi beynime izi kaldı intihar düşüncesinin. Kız kardeşim yanımda uyurken, Mertcan abiyle daha dün yemek yemişken, Eylül ile konuşurken, Annem iyi geceler derken ben yine yazmaya düşünmeye devam ettim.
    Aklıma gelen, yer ayırmazsam kötü hissedeceğim çok insan var. Duygu, Ahmet Hocam, Mehmet Hocam, Sinemin ailesi, Ege..
    insanları insanlar oluşturur derken kast ettiğim şuydu. Sabah güne başlamadan önce aynaya bakarız neye benziyoruz diye. insan da bazen kafasını kaldırır etrafına bakar ben neyim diye. O yüzden içtenlik samimiyet çok önemlidir. iyiyi, kötüyü, güzeli ve çirkini insanlara her zaman yansıtın ki etrafa baktığında görecek şeyleri olsun. Görmek için gözden fazlası gerekiyor. Unutmayın.
    Hayata karşı yaptığınız her müdahale sertçe atılan bir yumruk gibidir. Hem vurduğunuzu hem sizi etkiler. Ama yeterince sert vurup engeli geçmezseniz her şey olanca gücüyle size geri döner. Ben bu duvarı kıramadım. Yumruklar attım, tekmeler attım ama başaramadım. Şimdi ise bütün kararlılığımla ve gücümle uzun süreli intihar planımı uygulamaya koyuyorum. Herkesi yavaşça kendimden uzaklaştırmak, yapmam gerekenleri yapmak ve mutlu son.
    Gitmeden önce, son planımı başarıyla uygulamaya koymuş olmak, başarmış olmak ve ön görülerimin doğru çıkması gibi şeylerin gururunu sizinle paylaşmak istiyorum. 1 senedir her şeyi ince eleyip sık dokumanın faydası, kimsenin temellerimi sarsamamış ve sarsamayacak olması. Kendi sınırlarımı genişlettim ister istemez. Bedenimle beynim arasında çok keskin sınırları olan ilişkiler kurdum. Bu zorluğa dayandım ama bir sonuç elde edemedim. Şimdi her şeyin başladığı noktaya dönüyorum. Hiç var olmamış olmaya. Çok başarılı fikir binaları oluşturdum kendi kendime. Kişiliğimin önemli olduğunu söyleyen sevgili arkadaşım Simge Çetin, seni çok seviyorum. Ama kişiliğim işimde başarılı olmamı, insanları üzmememi, derslerimde başarılı olmamı sağlamadı. Benim ölümümden sonrası yok aslında. Bu da hayatın bir parçası. Benim ölümümden sonra hepinizin “Hayat nedir?” sorusuna verecek birkaç cümle daha cevabı olacak.
    Notumun son kısmını Alara benim ölümüme kadar bilmeyecek mesela. Daha fazla atma dedi. Onun da uzaklaşma süreci başladı. Uzaklaşma ve arka planda beraberinde gelen bir kabulleniş. En karanlığı gördükten sonra gri renk beyaz gibi geliyor insana. Konuşun böyle kendi kendinizle. Sevin kendinizi.
    Bir balık akıntıya karşı yüzünce denizlerin tek hâkimi olmaz. Akıntıya karşı gelmek benim sorunlu veya sorunsuz kişiliğime aykırı. Son kez çıkacağım odayı toplamasam da olur. Ama o odada kaldığım sürece her şey mükemmel olmalıdır. Odayı hayat olarak düşünürsek ne yazık ki mükemmel olamadı. Başaramadım.

    23.07.2018 19:57

    Bir çok şey düzeldi. iş durumum gibi. Sinem geri geldi. iyi ki geldi. Kurtardı beni burdan. Ama ben halen iyileşebilmiş değilim. En ufak şeyde aklıma geri geliyor her şey. O kadar içli dışlı oldum ki bu intihar muhabbetiyle, normal bir parçam gibi geliyor. Hani "aa elim var" demezsiniz ya, öyle. Garipsemiyorum ama olmaması gerektiğini biliyorum. Her şey bir zincirdir sevgili okuyanlar, bu zincirin ilk halkası sizsiniz. Daha sonraki gelen halkalar da sizinle alakalı olan şeyler. Kendinizi sevmek, kendinize saygı duymak gibi. Ne yazık ki bunları uzun zamandır kaybettim. Yaptığım hatalar gözüme çok batıyor, daha kötüsü herkesin yaşadığı ve yaşayabileceği problemleri yaşadığım zaman en başa yeniden dönüyorum. Veda Günlüğü'me ekleyecek şeyler sıralanıyor aklımda. Bir taraftan baktığınızda hayat dolu birine dönüşmüşken, bir baktığınızda eskiyle %100 aynıyım.
    Hayata karşı son kurşunumu sıktım Sinem geri geldiğinde. Tamamen adadım ona kendimi. Eskiden başarısız olduğum konularda artık başarılı olmak istiyor olmamın da etkisiyle. Hızlı düşüşüm yükseliş oldu. Ama dediğim gibi, bir tarafım halen aynı. Yeni bir sayfa açmış olsanız da, önceki sayfaya yazarken belirgin yazdıklarınız halen etkisini gösterir. Olaylar olur biter ancak olgular daha uzun süre geçerli olur insan hayatında. Öznel ve özgün düşüncelerimden birisi de hayatta bazı şeylerin riske atılamayacak kadar değerli olduğudur. intihar psikolojisinde birisine kendimi emanet etmek, hayatımı riske atmaktır. Bunun da farkındayım.
    Kendimi dışarı vurmak istiyorum, yük gibi hissediyorum kendimi. Sevdiğim kız bana bu halde katlanıp benim bu halime üzüleceğine mezarıma ağlasın diyorum bazen. Onun o güzel gözlerine kendimi perde gibi hissediyorum. Bilmiyorum sözlük. Bazen kendimi hakaret gibi görüyorum. Potansiyeli görüyorum kendimde. Kendi sonumu getirecek, gözümü kırpmayacak potansiyeli. Şimdi değil. Sinemi asla yarı yolda bırakamam, ama elbet bir gün. Hem git intihar et diyen eski arkadaşımın annesi, ipini daha sıkı bağla diyen eski sevgilimin arkadaşı.. Ben kötülüğe kötülük ile cevap vermeyen birisi olarak bir gün söylediklerinizi yapmış olmanın rahatlığı ile gözlerimi kapatacağım. Sadece içimi döküyorum sözlük, temeli belirsiz, ciddi sebeplere dayanmayan ciddi problemler yaşıyorum. Bu da baş etmeyi çok zorlaştırıyor. Tanı koyamadığım bir probleme karşı ne kadar kalıcı bir çözüm üretebilirim?
    1 -3 ... aliaytac
  2. 2.
    "her şey olup bitti, ölüleri yakacak odunların üstüne yatırın beni, ziyafet sona erdi, söndürün kandilleri"

    Robert e. Howard.

    O'nun yerine yazıyorum.
    4 -1 ... universitemezunuaskdoktoru
  3. 3.
    (bkz: cool story bro)

    (bkz: önyargılar)

    (bkz: deneyim)

    (bkz: dh)
    ... alpertunna