bu konuda fikrin mi var? buraya entry ekle. üye ol
  1. 1.
    ece temelkuran'ın everest yayınları'ndan çıkan son kitabı.
    8 ... vernon sullivan
  2. 2.
    "insanlar yeterince haksızlığa uğradığında yeterince dövüldüğünde çocuklar, insanlığa saldırırlar. Acı, adaletsizlik ve vicdansızlıkla yeterince hırpalandığında, kendi kendini imha eden bir organizmadır insanlık."

    Bu kitap Ece Temelkuranın Venezüellada gördüklerini, yaşadıklarını, tanık olduklarını anlattığı bir kitap değil, turistik bir Venezüella güzellemesi hiç değil...

    Bu kitap, yeterince haksızlığa uğradığında, yeterince dövüldüğünde dönüp insanlığa saldıranların, bu kez insanlığa uğramanın ve dövülmenin önüne geçmeyi denemesinin öyküsüdür. Bu kitap, Latin Amerikada yaşanan bir devrim deneyiminin sorgulanışı, tüm dünyada güçlenmeye başlayan antikapitalist oluşumun izinin sürülmesidir. Yüzyılın ilk devriminin notları...

    Biz Burada Devrim Yapıyoruz Sinyorita yapılmakta olan bir devrime dair gözlemler... Mutlak doğruların yerini sorulan soruların ve aranan yanıtların aldıkğı bir devrimin günlüğü...

    Bundan böyle dünyayı büyük sözlerin değil küçük insanların değiştireceğine dair bir işaret.
    "tanıtım yazısıdır"
    9 ... örümcekkafalı
  3. 3.
    kendi cümlelerimiz kurabilmeliyiz bu topraklardadiyerek venezuella dan dersler çıkarttmış (bkz: ece temelkuran) ablamızın harika eseri
    7 ... letranger
  4. 4.
    ece temelkuran^ın ocak 2006^da everest yayinlari^ndan çıkardığı kitap demeye el varmayan cinsten eseri..

    başyapıt demek istedi bu deli gönül..

    zira bu zamana kadar devrimlerle ilgili okuduğum en sıcak , en samimi hikaye idi.

    şöyle tanıtılmış kitap ;

    ^^insanlar yeterince haksızlığa uğradığında , yeterinde dövüldüğünde çucuklar , insanlığa saldırır. acı , adaletsizlik , ve vicdansızlıkla yeterince hırpalandığında , kendi kendini imha eden bir organizmadır insanlık.

    bu kitap bir gezi kitabı değil , turistik bir venezüella güzellemesi hiç değil..

    latin amerika^da yaşanan bir devrim deneyiminin sorgulanışı , tüm dünyada güçlenen bir anti-kapitalist oluşumun izinin sürülmesi..yüzyılın ilk devriminin notları..^^

    küba sevdalısı , fidel castro aşığı bir insan olarak hugo chavez^in yaptıkları bana her zaman müthiş sempatik gelirdi.hatta amerika^ya tatlı tatlı kafa tutuşunu büyük bir hayranlıkla izlerdim hep.ama bu kitabı alıp okuyunca hayranlık pekişmekle birlikte bir de müthiş bir saygı oluştu bende.

    ütopik bir hede olarak gösterilen sosyalizmin aslında ne kadar başarı ile uygulanabileceğini , sadece bizim görmeyi beceremediğimizi gördüm.her şeyin aslında bir halk hareketi olduğunu ve belki de iyi askerlerin de olabileceğini gördüm.

    her şey tabi ki toz pembe değil , chavez yanlısı bi dolu adam olmasına karşın her gün kafasında kuyruğu birbirine hiç değmeyen bir sürü tilkinin chavez için suikast girişiminde olduğunu , bunların maddi manevi amerika tarafından desteklendiğini , aslında chavez^in tek taraflı yani sadece yoksullara yönelik çalıştığını bir kez daha öğrendim.

    kadınların erkeklerden daha çok devrim aşkı ile yanıp tutuştuğunu gözceğizlerimlee görüp , kadın olduğum için gururdan öleyazdım..

    insanların bu kahrolası eşitsizliği değiştirmek için 20 yıldır nasıl debelendiklerini ve bu devrimin onların ilacı olduğunu , devrim sonrası en fakir insanın bile kendine nasıl güvendiğinin değişimini okuyup amacına ulaşmış diyebildim.

    hugo chavez ve arkadaşları her şeyi o kadar iyi ayarlamış , sistemleştirmiş , kamusallaştırmış , tanıtmış , uygulatmış ve bunu o kadar harika yaşam biçimi haline getirmiş ki..şaşırıp kalmamak elde değil.

    en bir güzeli de fidel castro^nun venezüella için elinden geleni ardına koymaması.öğrenci değişim programları , doktor alımları , mühendis yollamaları , eğitim alanında taktikler.. *

    türkiye ile aralarındaki benzerliği gülerek -bazen ağlamaklı- okudum ve bu kadar benziyorken , neden bizde de böylesi bir devrim olmasın ? diye sordum hep..çok imrenilesi bir hayatları var çünkü.oranın orta sınıfına tekabül eden hayatım , oranın kimliği dahi olmayan son sınıfının yaşadığı her şeyden mahrum..ve bu bombok bir şey! bomboş ve de..

    kitabın başına geri dönelim ve ;

    ^^yunus ' a .. devrim de iki kişilik ilişkilerde başlar!^^ sözünü hatırlayalım..

    benim kaç deniz gezmiş belli olmayan yunus^um geldi aklıma da , yine kitaptan bir birhan keskin dizesi yetişti imdadıma.

    ^^ balkonlarınız çok yüksek sizin , baş döndürüyor..dünya pek alçak bir yer olacak yakında , öyle görünüyor.. ^^

    ve ece temelkuran..

    hamiş: kitabı ikinci kez okuduğumda dikkatimi çeken taraf, o gençlik festivallerine türkiye'den tkp'nin de katılmış olmasına rağmen ece temelkuran'ın buna değinmemiş oluşuydu. evet.
    9 ... yarim
  5. 5.
    (bkz: biz burada evrim yapıyoruz sinyorita)
    3 -1 ... babafanus
  6. 6.
    (#1791498)
    1 ... ruhunla sev
  7. 7.
    (bkz: devrim vaktiyle bir ihtimaldi ve çok güzeldi)

    okuyunuz efenim, samimi, güzel bir eser; özeti de yukarıda işte!
    2 ... fena halde leman
  8. 8.
    (bkz: lütfen kışlık sarayı terk ediniz güzel bayan)
    2 ... whitewind
  9. 9.
    Ece Temelkuran'ın harika kitabı. Kitaptan en çok etkileyen bölüm:

    Sen bir rota çizmiş olsan da kesinkes, yolun hep bir planı vardır senin hakkında. Yolları yolculuk, yola çıkanı yolcu yapan budur. Aldanmazsan, kapılmaz ve yanılmazsan varamazsın yolun gideceği yere. Yolculuğun gizi budur: Kaybetmezsen yolunu bulmazsın aslında.
    Bir sorun olmalı mutlaka. O soruyu sormalısın, kimsenin anlamadığı bir dilde konuşan ve hep aynı cümleyi tekrar eden bir derviş gibi döne döne aynı soruyu sormalısın. Cevap, başlangıçta tahmin ettiğinden ne kadar uzakta ise gerçeğe o kadar yakındır. Sarsılmamışsan, soru’nu kaybetmekten korkmuşsan, hiçbir yere gitmemişsindir aslında.
    Düzenin bozulmalı. Evden çıkmak budur aslında yolculuk bir düşmek ve kalkmak meselesidir. Eve yaralarla dönülmüyorsa hiç gidilmemiştir…
    Sadece uzaklardan gelenler bilirler evlerin kokusunu. Yollara, evlerimizi anlamak için çıkılır. Fakat yolda bulduğun cevaplar eve geldiğinde, yakalanmış kelebeğin renklerinin sönmesi gibi parça parça dağılır. Yola ait cümleler yazıktır ki hep yolda kalır. Onlar yolun cevaplarıdır. Döndüğünde anlatacağın hep biraz renksiz bir hikâyedir. Cevaplar, suyun altında çok renkli görünen ama sudan çıkarıp kuruduğunda renkleri sönen çakıl taşları gibidir. Bu, sana böyle gelir. Oysa yeni çocukların yeni yollara çıkması için o çakıl taşlarını getirmek, sözün büyülü suyuyla yeniden ıslatmak, renklerini yeniden canlandırmak gerekir.
    Göz doyar mı? Ne kadar görse doyar? Bazı gözlerin ne görse öğüten bir bakışı vardır; doymaz kapanana kadar. Akıl kaç soruyu cevapladığında soru sormaz artık? Belki akıl cevapladıkça çoğaltır soruları. Kaç yüz gördüğünde görmüş olursun bütün yüzleri? Kaç tanışma sona erdirir şaşırmayı? Göğüs ne zaman sonuna kadar dolmuş olur aldığı nefeslerden? Son nefesini verdiğinde mi?..
    Bazısı insanların, durulmadan ölür. Kimisi yosun tutmaz hiç. Dünya ve insanlık, o insanların hayalleriyle iyileşir.
    9 Ağustos 2005
    Caracas, Hotel Tamanaco,05.00
    5 ... cnyldrm
  10. 10.
    ece temelkuran'ın mükemmel eseri..

    venezuella'daki sosyalist devrimin yapı taşlarını,gelişim sürecini anlatmaktadır..

    kitabın kapak tasarımı falan da çok hoştur..
    3 ... nyks