bugün

Geçen hafta, Kanada ve ispanya'da 'eşcinsel evliliği' kabul edildi.Elbette o sıralar siz 'Kurtlar Vadisi'nde kim oynayacak' meselesiyle uğraşmakta olduğunuzdan, gözünüzden kaçmıştır. Ben şimdi azıcık 'ciddiyet terörizmi' yaratıp sizi o konudan alacağım.

imdi, Kanada neyse ne de, ispanya Avrupa Birliği üyesi. Hani şu girmek istediğiniz yer.

Bu birliğin üyelerinden Hollanda ve Belçika'da da eşcinsellerin evlenmeleri serbest. Fakat Belçika, evliliğe izin vermekle birlikte, evlat edinmeyi yasaklıyor. Ötekilerde bunlar bir şekilde 'çocuk sahibi' de olabiliyorlar!

ilk adımı, Danimarka, eşcinsel çiftlerin de 'normal' çiftlerle aynı haklara sahip olmalarını (miras, şu bu) kabul ederek atmıştı, 1989 yılında... Arkası çorap söküğü gibi gitti. 1996 yılında isveç, Norveç ve izlanda da bunu kabul ettiler. 2002 yılında Finlandiya da aynı dalga boyuna geldi. Fransa ve Almanya da buna uydular. ingiltere'de bu sene mecliste oylanacak...

Hadi onlar birliğin 'ileri ülkeleri'... Fakat, tıpkı Almanya'nın savaşta baştanbaşa yıkılmasından sora gene dünyanın en güçlü ekonomilerinden birine sahip olarak 'Alman mucizesini' yaratması gibi, kırk yıl kadar süren ağır ve faşist diktatörlükten sonra dünyanın en demokratik düzenlerinden birini gerçekleştirerek 'ispanyol mucizesini' yaratan ispanya da eşcinsel evliliğine he diyor...

Katolik dininin kalesi, derin ispanya!

O derin ispanya'nın başkenti Madrid'in sokakları şimdi 'travesti' cennetine dönüşmüş durumda... Üstüne üstlük, papazlar sevgilileriyle artık evlenebiliyorlar ve Granada şehrinde bazı aydınlar 'aslımız Arap'tır, aslımıza, Endülüs Emevileri günlerine dönelim' diyerek Müslüman oldular ve cami bile yaptılar... Turistlerin faltaşı gibi açılmış gözleri önünde günde beş vakit secdeye varıyorlar ve ispanya'da hiçkimse onları yakmayı düşünmüyor... ispanya bu artık.

Anlama özürlüleri hemen uyarayım: Eşcinsel evliliğini savunmuyorum. Hele hele, kendileri yapamayacaklarına göre yetiştirme yurtlarından falan bir de çocuk evlat edinirlerse, o çocuğun hangi sorunlarla boğuşarak büyüyüp yetişeceğini, kişiliğinin nasıl biçimleneceğini ve toplum içinde başına ne dertler alacağını düşünmek bile istemiyorum. insanoğlu belki yirmi ikinci yüzyılda bunları da aşar ama bizim görmemiz mümkün değil. 1905 yılında yaşayan dedem, 2005 yılında kızların göbeklerini açacaklarını düşünebilir miydi?

Ancak şunu sormak istiyorum:

Böyle bir özgürlüğe siz de hazır mısınız?

Zeki Müren'in sevgilisinin işini ve mesleğini çarçabuk örtbas eden siz laikler mi?

Yoksa, Ayetullah Humeyni Hazretleri'nin 'Yeşil Kitap'ı uyarınca, 'taharetlenirken işaret parmağı kaçıncı boğuma kadar makata girerse mubahtır, kaçıncı boğumdan sonrası haramdır ve günahtır' meselesini tartışan siz dinciler mi? (Meraklısı için özel not: Birinci boğuma kadarı serbestmiş, ikinci boğum yasak çünkü keyif kapsamına giriyor!)

Yoksa, Zeki Müren'i yılın erkek sanatçısı, Bülent Ersoy'u da yılın kadın sanatçısı seçen sizler mi?

Eh, Pınar Altuğ'u yılın anası seçtiğinize göre, eşcinsel çiftlerin çocuk sorununa da bir çözüm bulursunuz canım!

Şaka bir yana, girmek için kırk takla attığınız Avrupa Birliği'yle ekonomik açıdan uyum içinde değilsiniz, daha kırk fırın ekmek yiyeceksiniz, tamam da, acaba fikir birliği içinde misiniz? Ülkü birliği içinde misiniz?

Adamlar bu noktada, siz hangi mevkidesiniz?

Sakın 'müşkül mevki' olmasın?

engin ardıç
engin ardıç' ın türk kültürünün, ab' yle olan ilişkilerimizde kültür bağlamında değerlendirilmesi üzerine bir yazısı.
aslında dolaylı yerden müslüman mahallesinde salyangoz satmak a çıkılıyor.
eşcinsel evlilik hakkında yaptığı yorum ise fevkalade doğru, böyle sapık bir ilişki hakkında açıkça yorumlarını söylemiş.
sonundaki magazinsel yönünde ise, birbirimizi belli kalıplarda algılayıp asıl kültür çatışması ya da kaynaşmasını manipüle ettiğimizden bahsetmiş. yani, ortak kültür olsun ya da olmasın, ab' ye girelim ya da girmeyelim; bir ab süreci içindeyken bile, hala kutuplaşmalarla hareket ettiğimizi çıkardım.
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.