1. 1.
    sene: 2000'e doğru bir yıl
    yer: bir ilköğretim okulunda bir sınıf
    ( hoca ifadesi yerine öğretmen kelimesini kullandım. biz o yaşlarda henüz hoca demiyorduk. henüz hoca camide falan değildi.)

    yalandan kanaat notu adı altında, 5'erli olarak tahtaya çıkılıyor; bir şiirin redifi, kafiyesi falan bulunuyor. sıra benim de içinde bulunduğum 5'e geldi. (sanki sahaya çıkıp basketbol oynayacağız.)

    şimdi tam hatırlamıyorum, -lar ekini redif diye ayırdım, bir de ne göreyim. -am şeklinde tam kafiye ortaya çıktı. 5 kişi 5 kişi tahtaya çıkınca sınıf bir curcuna içinde, öğretmen susun falan derken, tahtaya çıkanların da bulduklarını sınıfa okumasını istiyor.

    öğretmen bana kıl oluyor. çünkü, babamla yaşadığı husumetten bana zarar vermek için fırsat arıyor. ilk 4 arkadaş bulduklarını okudu. ben ise sus pus. sınıfa dönük olan öğretmen sıradaki okusun diye bağırıyor.

    + öğretmenim bir bakın isterseniz.
    - ne bakacağım, bir bulamadın mı kafiyeyi(önce arkası bana dönük, sonra bana döner)
    + burada redif, burada yarım kafiye (parmakla gösteririm)
    gözlerini kısarak tahtaya bakar, beni görünce hiddetlenir:
    - okusana be çocuk
    artık ne olursa olsun diye yırtınarak okurum:

    + -lar eki redif, am tam kafiye öğretmenim.

    bu cümleyi kurmadan saniyeler içinde sınıftaki gürültü gitmiş, bana dikkat kesilmişlerdi. ses sınıfta yankı bile yaptı. sınıf kahkahayı bastı, "aaa am dedi" falan diyorlardı. öğretmen sınıfı susturmaya çalışırken, bana "geç yerine diye çıkıştı". evet, am demekten utandım. durduk yere bugün de kullanmam ama zaman zaman küfürlerin içinde serpiştiriyorum.

    o dönem türkçe dersim yok yere 4 düşmüştü. sebebi başarısızlık değil husumet. 2. dönem o öğretmenin başka okula tayini çıktı. saçma bir nedenden dolayı böyle kin besleyen öğretmenin taaa... gerisini biliyorsunuz.
    8 ... recruit