1. 1.
    edip cansever'in anlatılamayanı ya da anlaşılamayanı; kelime kelime derinden duyurduğu; eşsiz güzelliği...

    Bir su yılı denebilirdi geldi geçti
    Üstünde durmuyorum.
    Terledim, bulanık baktım.
    Ne varsa kendiliğindendi
    Hemen hemen evden çıkmadım.

    Sanki avuçlarımda sürekli
    Yıkanmış, tabağa konmuş bir meyvenin ellenmişliği,
    Ola ki makyajı bir oyuncunun, karışmış gözyaşlarına
    Yeni kireçlenmiş bir duvarın kireci
    Avuçlarımda sürekli..
    Bir su yılı denebilirdi üstünde durmuyorum
    Kalmışsa kalmıştır bir çomak gibi
    Kuru
    Artık kullanılmayan bir demiryolu
    Kararmış, kırık dökük
    Üstünde bir yük vagonu.

    Mavi bir araba kapımın önünde
    Bütün yıl
    Bir su yılı
    Kapısını kimse açmadı
    Açıp kapamadı hiç kimse
    Aslında mavi de sayılmazdı pek
    Balkıyıp duruyordu kırmızı bir şakayığın renginde
    Yani sabah güneşlerini denizde
    Günbatımını denizde
    Severek yaşayan bir balık da denebilirdi ona
    Çünkü düşler gerçekle
    Gerçekler düşle
    Anlayınca bir gün buluştuğunu
    Geçirir her günceye kısa bir yolculuğu
    Ama bir takı eksik gibidir bir sözcükte
    Damağın dudağın alışkanlığına karşı
    Kalbin atışlarıyla çok uyumlu bir de.

    Hadi anlat deseler anlatamam
    Bir yere gidiyorken cayıp bir başka yere gitmeyi
    Yani bir kunduzu karşıdan karşıya yüzdüren sezgi
    Nedir ben bilemem ki
    Belki bir raslantıdır da ondan mı sevdanın yeri
    En yakın yeri
    En uzak yeri
    Bitmeyen yeri
    Bitecek yeri
    Farkedilmez zaten anlaşılmış sevdanın
    Anlaşılmaz sevda ile bütün ekleri.

    Gözlerim sevdim seni
    Köklerim gözlerimin
    Suyunu benden içen ıssız bir kasaba gibi...
    1 ... inanna salome
  2. 2.
    gelmiş bulundum ile su gibi akan, edip cansever'in suyun akışı renginde, su sesi...

    Ben mişim---neymiş?---su sesiymiş
    Oymuş---cam kırıkları gibi gövdemi yakan---
    Yanağında sardunya kokusuyla yazdan
    Kimmiş o gelen ya giden kimmiş
    Bir yabancı mı, yoksa bir ermiş
    Değilmiş, bir çağrı bile yokmuş uzaktan.

    Güneş mi batarmış bir özel isim bitirir gibi
    Yanmış bir ağacın yaprakları mıymış kımıldayan
    Ne kalmış bir önceden ya da bir sonradan
    Kim koparmış dalından bu yabani incirleri
    Ya kimmiş kıyıya çeken hayalet gemileri
    Ne yazılmış nereye bu garip kargaşadan.

    Yıldızlar, büyülü ülke, adımı unutturan
    Bir kaya, bir ot, bir akarsu
    Hangi yaz şarkıcılarının ürpertili korosu
    Ki bütün ölüleri sığa çıkaran
    Ve kenti bir ölüm derinliğine salan
    Yani bir gül solarken bir gülün açma korkusu.

    Şiirler yazdım, kitaplar okudum
    Elime bir bardak aldım, onu yeniden oydum
    Derinlerde kaldım böyle bir zaman
    Kim bulmuş ki yerini, kim ne anlamış sanki mutluluktan
    Ey yağmur sonraları, loş bahçeler, akşam sefaları
    Söylesin benimle biraz bir kere gelmiş bulundum.
    1 ... inanna salome