bugün

Necip fazıl kısakürek'in umut ettiği gençlik üzerine yazdığı hitabe.
Şahsen ben kendime olabildiğince rehber edinmeye çalışıyorum.
kim var diye seslenilince sağına ve soluna bakınmadan fert fert 'ben varım' cevabını verici ve her ferdi 'benim olmadığım yerde kimse yoktur' duygusuna sahip bir dava ahlakını pırıldatıcı bir gençlik...
Evet, yarın değil öbür gün yola çıkmaları gerekiyordu. Bunu düşününce Louis’nin içini bir çaresizlik duygusu kaplıyordu. Paris’te ne yapacaklardı? Bu iki ingiliz’e açılma, hatta onlardan öğüt isteme ihtiyacı duydu. Hiçbir zaman, hiç kimse kendilerine öğüt vermemişti ki!.. Şu dünyada yapayalnızdılar.

Paris’te yolları kesişen Odile ve Louis’nin rastlantılarla ve serüvenlerle dolu yaşamları, sahip oldukları tek zenginlik olan masumluklarıyla onlara farklı bir dünya yaratıyor. Birdenbire kendilerini karmaşık bir hayatın içinde bulan bu iki genç, bir yandan kenti ve insanları tanıyıp hayata tutunmaya çalışırken belki de en çok kendilerini tanıyıp birbirlerine tutunuyorlar.

Modiano’nun yalın ve kendine özgü dili kitabın her cümlesinde karşımıza çıkıyor, bir sinema filmi izletircesine her kareyi göstererek okuru içine alıyor ve bir daha asla bırakmıyor...
güncel Önemli Başlıklar