1. 1.
    Dursun Gürlek'in Çınaraltı Kitap Sohbetleri'nde anlattığı bir fıkraya konu olmuştur.

    osmanlı zamanı'nda ramazan ayında, dört beş arkadaş oturmuşlar, bir yandan nargilelerini fokurdatıyorlar, bir yandan sohbet ediyorlar. içlerinden birisinin mesleğin hattatlık. abartıyı da çok severmiş. başlamış gene;

    ''dün bir aşka geldim, bir aşka geldim. kur'an yazarken öyle dalmışım ki iftar yapmayı da sahur yapmayı da unutmuşum. bir gecede oturdum bitirdim hepsini.'' demiş.

    tabii bu hattatın abartma huyunu bilen arkadaşlarından birisi de dayanamamış.

    ''biz de dün karşıya, üsküdar'da bir iftara davetliydik. hava da nasıl yağmurlu, nasıl yağmurlu. fırtına da çıkmış. bulduk gözüpek bir kayıkçı. sonunda bizi karşıya geçirsin diye ikna ettik. yolun ortasında öyle bir yağmur başladı ki, deniz yükseldi, yükseldi... tee mihrimah sultan camii'nin minaresine kadar yükseldi. ezan da okunuyordu. biz de kayığın içinde minarenin fenerinden bir sigara yaktık, orucumuzu öyle açtık'' demiş. hattat hemen atlamış.

    ''yalan söyleme be adam. öyle şey mi olur hiç!'' diğeri de dayanamayıp;

    ''yalansa dün yazdığın kur'an çarpsın!'' demiş. hattat kızarmış bir vaziyette aralarından ayrılmış.
    ... barbarossa
    #24670123 :)