bugün

Her erkeğin hayatı boyunca bir kere olmak koşulu ile alması gereken ve ne kadar erken alırsa o kadar iyi olacak derstir.

Her ne kadar, erkeklere yapıştırılmış bir yafta da olsa aldatmak, terketmek, aşktan uzak olmak gibi kelimeler, her erkek bir kere de olsa yüreğini tüm kalkanlarından arındırarak bir kadına verir. Tamamen korunmasız ve koşulsuz olarak. Bu veriş, bu kabulleniş, bu teslimiyet erkeğin hayatının erken yıllarına denk gelir. Karşısındaki kadına sunulan bu eşsiz ve sonsuz hediyenin karşısında ise her olmasa bile çoğu kadın öncelikle etkilenir, o rüzgara, o etkiye ve hediyenin o büyüsüne kapılır. Zamanla büyünün etkisinden sıyrılır ve işte o acı tecrübeye yakınlaştırır erkeği. Kimisi aldatır, kimisi terkeder, kimisi başka yollar bulur ama hepsinin o ortak amacı, o ortak hedefi ve eylemi karşısındaki erkeği yere serecek tokadı atmaktır. Erkek inanamaz, o hediyesini verdiği kadının bunu yaptığına, yüreğini açtığı kadının ona böylesine bir tokat attığına. Kendinde arar tüm suçu, yalvar yakar olur, gururunu ayaklar altına alır, belki kapı eşiğinde oturur yağmur altında, belki denizleri aşar gider yanına, belki herkesi siler, her şeyi itekler onu yanına çekmek için, belki sahip olduklarından vazgeçer. Hepsi yeniden o sevdiğini yanına almak içindir, ama bir tokat daha gelir kadından, son yıkıcı tokat. Ve erkek anlar ki, kadınlara bu denli yaklaşmanın, koşulsuz, korunmasız ve tamamen teslim olmanın kadını o tokadı atmaya yönelttiğini ve erkeği yıktığını. Kadına tamamen ve şartsız güvenilmemesi gerektiğini. o günden sonra hiç bir kadına yüreğindeki her odacığın anahtarını vererek, hayatının merkezine yerleştirerek, tüm yaşam iplerini eline vererek yaklaşmaz, kimseyi o şekilde sevmez.

Ve bu dersin sonunda da bir tek cümle çıkar herkesin karşısına;

Hayatta sadakatine ve sevgisine körü körüne inanabileceğin, güvenebileceğin tek kadın; annedir.
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.