1. 33344.
    ben seninle sevgilim mutsuz ama bahtiyardım.Üstüne ne eklenebilir ki.
    ...
    #37815743 :)
  2. 33343.
    Kuzgunların çığlıkları yankılanıyordu yaslı şehirde. Gri bulutlara, siyah gökyüzüne baş kaldırıyorlardı. içinde kayboldukları gökyüzünde asılı kalmak için çırpıyorlardı kanatlarını....

    Donuklardı aslında, içi korkuyla dolu korkuluklar kadar. Çizdikleri dairenin dışına çıkacak veya sırayı bozacak cesaretleri yoktu. Kırmızıydı üzerinde kanat çırptıkları toprağın rengi, ama uzaklardı kırmızıya siyaha yakın oldukları kadar.

    Karanlık, sarmal bir yol vardı aşağıda içeriye doğru gitgide kıvrılan, gitgide kaybolan. Kuzgunların gölgelerine basmadan yolun başına kadar geldi aberystwyth. Kafasını kaldırdı, gri bulutlara salladı elini. Bulutlar kayboldu siyahın içinde, aynı kuzgunlar gibi.

    Yeniden yamuk çizgilerle çizilmiş, renkleri dağılmış sarmal yola baktı. Adımını attı ürkekçe, kızgın, kırmızı toprağa...

    Arkasında hiçbir şey bırakmadı yolunu kaybetmek için,

    Hiçbir şey yoktu belirsiz aklında,

    Hareketsizdi en az kuzgunlar kadar, en az “yaşadıkları” kadar çaresizdi.

    Ne zaman yola çıkmaya, veya neden renkleri dağıtmaya karar verdiğini bilmiyordu. Kendisi karar vermemişti belki de buna. Yolun başına tek başına bırakan kimdi onu o zaman, veya kimdi yolun renklerini belirleyen.

    Kontrol edemiyordu hiçbir şeyi!

    Her şey düşüyordu ellerinden düşünceleri gibi, herkes saklambaç oynuyordu onunla. Ve kimse yer değiştirmiyordu. Herkes saklanmıştı gözlerini yumup saymaya başladığında. Belki de saymayı bitirdiğinde oyun bitmişti çoktan...

    Ama aramaya devam etti aberystwyth, yine nedenini bilmeden. Arkasında bıraktığı izleri takip etti ilerlemek için, kuzgunları peşine takarak.

    Devasa bir kuyu vardı ileride, yanında da bir çocuk. Çocuk kafasını sarkıtıyordu kuyudan içeriye doğru, parmak uçlarında yükselerek, hiç hareket etmeden. Dakikalarca izledi aberystwyth, çocuğun ne yaptığını anlamaya çalıştı belirsiz aklıyla.

    Ufak adımlarıyla yanına yaklaştı ardından. aberystwyth e tepki vermedi çocuk. Kar gibi soğuktu yüzü. Bir de ipler vardı ellerinde. aberystwyth de kafasını sarkıttı kuyudan içeriye. Gökyüzü gibi soluktu kuyu, gökyüzü gibi saklıyordu günahlarını, ihanetlerini.

    Çocuk ağır ağır sallıyordu ellerinde sıkıca tuttuğu ipleri...

    Çocuğa ne yaptığını sordu aberystwyth, cevap alamadı.

    Onunla birlikte izledi sonsuzluğu.

    Ağır, donuk bir şekilde oynatıyordu ellerini beyaz suratlı çocuk. Hiçbir şey sormadı aberystwyth, hiç cevap almadı.

    Kafasını kaldırdı. Bir yokuş vardı kuyunun yanından aşağıya doğru kaybolan. Oradan gitmek istedi, nedensizce. Düşünceleri kaydı ellerinin arasından yeniden, hızlıca ileriye sarıldı çevresindeki her şey. Yolun başından beri rayı yoktu gri dumanlı siyah treninin, ve düşmemek için tutunmamıştı bir yere.

    Bir çocuk belirdi yolun ilerisinde. Hareketsizce duruyordu yolun ortasında. Yanına yaklaştı aberystwyth. Çocuğun gözlerinin içinde kendisini gördü, soluktu, aynı onun gibi. Konuşmaya çalıştı onunla. Nereden geldiğini sordu. Cevap vermek istedi donuk çocuk, yapamadı. Neden burada olduğunu sordu. Cevap alamadı yine. Ağır ağır hareket ediyordu o da, ne yaptığını, nereye gittiğini bilmeksizin.

    Elini uzattı aberystwyth e, aberystwyth de ona...

    Vazgeçti soru sormaktan, cevaplardan. Yola devam etti donuk çocukla. Hiç konuşmadan konuştular dakikalarca, çocukluklarıyla.

    Yolun başında ne olduğunu unutmuştu aberystwyth. Buraya nasıl geldiğini, neden burada olduğunu, veya aslında "olmadığını"…

    istediği gibi değildi ellerinin arasındaki siyahın rengi. Hiçbir şey yoktu aslında kontrol ettiği. Ne hayatı, ne de başka bir şeyi…

    Bir süre daha ilerledi aberystwyth toprak yolda, ardında donuk çocukla. Aniden durdular.

    Yürümeye çalıştı aberystwyth, yapamadı.

    Elini kaldırmaya çalıştı, izin vermediler.

    Ve donuk çocuk yukarıya doğru çekildi. Ardından da aberystwyth

    Ellerindeki ipleri kendisine doğru çekmeye başladı beyaz suratlı, soğuk çocuk. Kuklaları çıkardı kuyudan. Dikkatlice koydu yanında getirdiği çantasına. Kapağını kapattı. Çantayı kolunun altına alarak uzaklaşmaya başladı yaslı şehirden yamuk çizgilerle çizilmiş yolu kullanarak.

    Kuzgunların çığlıkları peşinde, nereye gittiğini, neden yola çıktığını bilmeden…

    (bkz: kontrolün sizde olduğunu sanırsınız, aslında değildir)
    2 -1 ...
    #37815717 :)
  3. 33342.
    aklıma takıldın kaldın ben de en sevdiğin şarkıyı açtım dinliyorum.
    neden senin aklına bile gelmiyorum?
    3 ...
    #37813824 :)
  4. 33341.
    Gözlerinin rengine yandığım sevgili,
    Yetmez mi sana hasretim?
    Bitmez mi?
    Ben ikimize bir şans vermiştim.
    Gel birleştir yüreğini koy yüreğime yeniden

    Gözlerimizde gökkuşağı,
    yüreğimizde mutluluk nerede?
    uzaktaki mutluluklar yakın olsun.
    nerede gökyüzüm
    nerede gözlerinin rengi, kör gibi gözlerim
    hergün titreyen dudaklarımdan dökülen tek söz

    Artık getir yüreğini ait olduğu yere koy yeniden
    inat etme sevdiğim
    ...
    #37813352 :)
  5. 33340.
    dur sana anlatayım yokluğunda neler yaptım

    ruhsuz şarkılar yazdım. seni düşünmeden

    bir an'ım geçmedi, duygularımı çok abarttım

    elimde değildi hep sana, sana aktım

    yüreğimin ortasından yaktım

    ne gecelerden döndüm. ne üşüdüm dondum ama

    istediğimi senden aldım

    sana en güzel cevabı, bu şarkıyla yazdım

    sana en güzel şarkıyı yazdım

    yürüdüğün yollar biter mi sandın

    bu kadın hala seni sever mi sandın

    aşksızdım her gece, ne kandiller yaktım

    üç kuruşluk aşkını beş kuruşa sattım

    http://www.zapkolik.com/v...zel-sarkiyi-yazdim-840734
    ...
    #37813058 :)
  6. 33339.
    olum arada dışarı çık ya. Hep ders ders. Çık iki kelime edelim ne var? cık cık cık..

    Şaka maka sevmiyorsan üzüleceğim bir miktar.
    -1 ...
    #37812766 :)
  7. 33338.
    Sallanan bir diş gibiyim sana karşı, ya kopana kadar sallayacaksın beni ya da kapıya ip bağlayıp kesiceksin nefesimi.
    Görüyorum ki her türlü kopmam gerek senden, istemeyerek; kanaya kanaya..
    3 ...
    #37812669 :)
  8. 33337.
    yazık oldu.
    2 ...
    #37811592 :)
  9. 33336.
    Bilir misin? Gönül derin küser, Yarasına yara açana.

    alıntı.
    2 ...
    #37805152 :)
  10. 33335.
    topladım tüm umutlarımı bir bulut içine, ben bugün yağıyorum.
    ...
    #37797581 :)
  11. 33334.
    Ne güzel de gülüyorsun öyle ama yemek yiyelim diyorum gelmiYorsun. Sen bilirsin babuş.
    1 ...
    #37797115 :)
  12. 33333.
    Bazı şeyleri sana yazdığımı düşünüyorsan yanılıyorsun. her şeyi sana yazıyorum.

    alıntı.
    3 -1 ...
    #37797041 :)
  13. 33332.
    neden açildin okul.
    kapaliyken çok tatliydin.
    ...
    #37795132 :)
  14. 33331.
    YOK YAZMADIM..
    aslında yazmak istedim de ; nerden başlayıp nerde bitireceğimi bilemedim..
    ama gene de bil istedim ;

    hani demiştin ya o kitabı oku beni anlarsın..

    ben o kitabı hiç okumadım hiç bir zamanda okumayacağım..
    2 -1 ...
    #37789763 :)
  15. 33330.
    oğlum ya konuyu detayıyla bize de anlatın ya da yazmayın şuraya lan.
    ayakkabindan pantolonundan tanidim seni ne allah aşkına?
    kız hangi konuda yalan söylemiş?
    siz ayri miydiniz?
    sonra naapmis türbana mi girmiş, baş örtüsü derken?
    yani lütfen.
    3 ...
    #37789269 :)
  16. 33329.
    Aklıma geldin amk yine dün gece.

    / Unuttum seni evet vallahi unuttum billahi unuttum tillahi unuttum. Yeter artık amk yeter. Beynimin en ücra köşesinde saklanıyorsun bir türlü bulamıyorum seni yoksa vallahi unuttum billahi unuttum.

    Arkadaş böyle en ihtiyacım olmayan anda aklıma geliyor ya çıldırıyorum. Ulan hadi aklıma geldin yine hatıtladımda be allahsız kitapsız rüyalara girmek nedir sorarım sana nedir. Ama şunu anladım rüyada bile değişmemişsin yine umut verdin en heyecanlı yerinde rüya bitti. Yeter artık yeter.

    Şuan ağlıyorum sayın yazarlar üstüme gelmeyin.
    1 -1 ...
    #37789242 :)
  17. 33328.
    artık yalan yok demiştin hani... ayakkabılarından, pantolonundan tanıdım seni. biraz irdeleyince daha çok yalan çıktı ortaya. başındaki örtüyü gördüm mesela. tanıyamadım seni. hoş ismin bile yalanmış ya. samimi soruyorum ben sana ne yaptım da bende kalan son bi parça güveni çaldın? ben seni tanıyamıyorum, benim sevdiğim kadın bu değil. eğlenmişsin benimle, helal olsun, güzel eğlenmişsin. vallahi bak beni bu hayatta hep yolacaklar, hep bir şeyler çalacaklar benden. herkesten beklerdim de senden böyle bir şey beklemezdim, oysa sen benim son umudumdun. en çok neye üzülüyorum, en çok ne geceleri kalbimi sıkıştırıyor, uyuyamıyorum biliyor musun? hala seni çok seviyorum. ama keşke diyorum. keşke hiç sevmeden basıp gidebilsem diyorum. ama yine hala gel diye de bekliyorum. anlıyorum sevmemişsin, güzel hissettirmemi istemişsin, eğlenmişsin işte.

    biliyor musun elimde olmuş olsa olmazdım aşka dilenci.

    kızmıyorum, sadece artık ben de yokum, son bir parça umut diyordum, o da gitti bugün.
    8 -1 ...
    #37789197 :)
  18. 33327.
    sesin cok guzel, sen de cok guzelsin her şeyden ote beni bu ara tek mutlu eden seysin.
    1 ...
    #37784907 :)
  19. 33326.
    Canım bir hafta oldu artık içimden içim sökülüyor. Alsan canımı da kurtulsam ya da bir son versek bu ayrılığa. Nasıl kıyarsın sen şu kalbini sana vermiş kıza?
    ...
    #37784814 :)
  20. 33325.
    Beni kaybetmekten korkmuyorsun. Bu benim suçum.

    Edit: beni kaybettin. söylemek istediğim tek şey bu. Bir de Yaşattıklarının aynısını yaşa. Hissettirdiklerini hisset. Umarım bunlardan sonra mutlu olabilirsin. Bitti.
    2 ...
    #37776949 :)
  21. 33321.
    Duy istiyorum, bakmasan da gör, hisset be adam hisset! Elimden tut götür işte beni çocukluğuma, küfretmeyi öğret ama sana küfredince gece kız razıyım. iki karış suda yüzmeyi öğretmeye çalış, sen yüzme bilmezken. Kuzenlerimi dövdüğüm için göstermelik kız. Çizdiğim resimleri gösterip sen yapabilir misin bunu diye sorunca ben seni yapmış insanım diye cevap ver mesela. Güvenimi çalma, kahramanımı alma be elimden be adam! Yaptıklarına, yaşattıklarına rağmen özledim, baba!
    1 ...
    #37771816 :)
  22. 33320.
    Kim sayıyordu ardında bıraktığı dakikaları?

    kaç dakikaya bastı kaçarken, kaçını kırdı, kaçını atladı farkında olmadan?

    Nefes nefeseydi ufak çocuk. Daha hızlıydı buzu parçalayan adımlarının sesinden, daha hızlıydı kendisinden etrafındaki her şey.

    Kaçan o değildi sanki, kırık, oyuncak dünyasıydı; plastik bulutlar, birbirinin aynısı evler, evlerin bacasından çıkan hareketsiz dumanlar, renksiz ağaçlar, toprağa çakılmış insanlar... Bulanıktı her şey. Ve her adımında siliniyordu, her adımında kırılıyordu gökyüzünde asılı duran donuk dumanlar, boş evler...

    Nefes nefeseydi... Kaçıyordu hızla. Arkasında bıraktıklarından... Veya sadece kendisinden...

    iki yana açtı ellerini aberystwyth, bir adım attı sonra. En az siyah kadar kaygandı dengesini bozmaya çalışan dev buz parçası; kırılması için donuk bir gülümseme yeterliydi. Neyse ki kim se yoktu ona yakın, biten oyununu bozuk gülüşüyle bozacak; düşmesine, kaybolmasına neden olacak.

    Yere bıraktı kendisini yavaşça, uçar gibi, ellerini kapatmadan. Buzdan karanlıktı gökyüzü; ne parlayan bir yıldız vardı beş köşeli, ne de yaşlı ay. Plastik, siyah bulutların ardına gizlenmişti ikisi de. Yıldızlar, ayın içindeydi; ayda yıldızların...

    Rüyayı bekleyen gözlerini kapattı, kimse görmedi. Uykuya daldı...

    Beyaz, kesik kesik yıldızlar çizdi gökyüzüne, iki eliyle arkasında sakladığı bitik düşünceleriyle; bulutları aldı yerinden, yıldızların arkasına koydu; buzdan hayallerini parçaladı kar tanelerini tutmak için, beyaza boyandı her taraf... içinden geçti beyazın, çizgileri eritti...

    Ve araladı göz kapaklarını.

    Bıraktığı gibiydi gülümsemesi, değişen bir şey yoktu. Ne bir eksik, ne bir fazla; ne daha soluk, ne de daha yeni eskisinden...

    Yerinden kalktı dikkatlice, buzdaki kırık yansımasını izledi uykusuzluğuyla. Yüzüne dokundu; yumuk gözlerine, dağınık rüyalarına, uykusuzluğuna... Yansıması gibi, kırıktı. Ellerini iki yana açtı yeniden, kırık parçalarına basmadan ilerlemeye başladı onu çevreleyen dev kar tanesinin içinde. Adımlarını sürükledi peşinden. Ve karıncalar gibi art arda yürüyen izlerini, düşüncelerini...

    Düşüncelerinin izinin çizdiği dağınık, yamuk çizgiyi takip etti yalnızca. Ya da yalnızca karıncaları...

    Yalnızca... Yavaşladı peşinden sürüklediği, taşımakta zorlandığı adımları, çakıldı olduğu yere.

    Bir nehir vardı karşısında, donuk. Her şey donmuştu, sadece nehir değil. Biri tutuyordu sanki zamanı ellerinin içinde, bırakmak istemiyordu.

    Dizlerini koydu buzdan toprağa. Kafasını nehre yaklaştırdı, yumuk gözlerini; durgun suyu izlemeye başladı. Plastik balıklar vardı yüzen, dalgalanan dev, plastik yosunlar... Elini koydu nehrin üstüne, balıklardan biri yaklaştı eline, yansıması gibi. Dondu gözleri aberystwyth in, geriye çekildi.

    Donmuş bir taş parçasıyla buz tutmuş nehri karalamaya başladı; küçük bir ev çizdi kendisine, kesik çizgilerle; uzun, kararsız bir yol çizdi renksiz... Kimse görmedi ne yaptığını, kimse anlam veremedi ne yaptığına, kimse fark etmedi düşmemek için sakladığı gülümsemesini.

    Kalktı yerden aberystwyth, rüzgara çarpmadan.

    Yeniden gökyüzüne baktı, aynı renkteydi. Nehrin ilerisindeyse dakikalar vardı yere saçılmış. Yaklaştı dakikalara doğru; kıtıktı birçoğu, çoğunu es geçti. Saymaya başladı tek tek, sırasını karıştırarak...

    Güneş doğdu göz alan, parlak kanatlarıyla, kayboldu ardından hızla, karardı her yer, hızlı çekimle sarıldı her şey ileriye, her şey yer değiştirdi köşe kapmaca oynar gibi...

    Yerinde duran tek şey buz tutmuş nehirdi... aberystwyth çakılı kalmıştı o plastik insanlar gibi, bir korkuluk gibi toprağa çakılmıştı; git gide uzayan, çizdiği çizgiyi siyaha boyayan gölgesiyle.

    Bir ses duydu derinden; biri buzu parçalıyordu sanki adımlarıyla. Parmak uçlarında yükseldi, ne olduğunu anlamak için. Ufak bir çocuk vardı kaçan plastik ağaçların arasından. Nefes nefese kalmıştı. Koşmaya başladı aberystwyth arkasından, hızla, nefes nefese. Seslendi son gücüyle, kimse duymadı; devam etti koşmaya.

    Ufak çocuğun düşürdüğü dakikalara basmadan koştu peşinden. Dakikalarca, saatlerce... Nehre doğru sürükledi çocuk onu bir kez daha. ilk defa bu kadar çok yaklaşmıştı...

    Ama gitgide ağırlaştı adımları aberystwyth in, bıraktı kendisini ilk defa... Ufak çocuk, nehrin üstündeki kesik çizgilerle çizilmiş evin içinden geçti kırarak; dengesini kaybederek nehre düştü, buz parçaları kadar donuk yüzüyle.

    Havada asılı kalan, yıkık, kesik çizgili evini izledi aberystwyth, hayal kırıklığıyla, yumuk gözleriyle...

    Ve nehre düşen, buz parçaları kadar donuk kendisine salladı elini...

    (bkz: kimilerinin buzdan hayalleri vardır kırılgan)
    5 -1 ...
    #37771222 :)
  23. 33319.
    Umutlarımın son bulduğuydu duyduklarım. 5 yılım çöp olmuş farketmeden. Ben emek verdim ben hak ettim ben sevdim ben. Biri çıktı geldi benim emeklerimi çaldı. Şimdi o gunler o ilkbahar hic yasanmadı farz et.
    1 ...
    #37770710 :)
  24. 33318.
    Sana varmayan o yolları ben yarattım ,seni sevmeyen o insanları da .seni o kadar anlattım ki cümlelerimde dizelerimde, bil ki senden uzaklaştığım her milimetreyi bu sözlerden yaptım ...seni hiç aramadım,arayamadım,arasaydım açmazdın ama bilmeliydin ben de aradaydım,araftaydım.intihar etmeyi denemedim ama umutlarımızı astım,olmayacak geleceğimizi astın, çok istedim yaktım cigaramın ucunu kendimi astım..sonra dağları tepeleri başı çıplak yolları da aştım.aslında nereden bakarsan bak ,açtım ,açıktım,açıktaydım.buram buram sen kokan şehrin iflah olmak sokak kedisiydim ben ,hiç gözbebeklerinin içinde olamadım...Dedim ya , sana varmayan o yolları ben yarattım ,seni sevmeyenleri de . Seninle o kadar yaşadım ki seni sensiz, değişti saatim in yönü değişti dengem oldum dengesiz. Seni sevdim kurudu okyanusum, seni sevdim ağardı saçlarım, seni sevdim kısırlaştı ormanlarım,seni sevdim uzak düştüm sana.seni sevdim diye dünya karşı bana .bu yüzden bitmez bu yollar -sözlerimle yarattığım - bitmez düşmanların ...
    ...
    #37770654 :)
  25. 33316.
    sen, kalbimin ebedî ızdırâbı ve merhemi; ne kadar uzaksan o kadar yakınsın yâhut bir paranoyadan ibâretsin.
    bir esrar perdesi içinde ruhumun boşluğunda seslerin yankılanıyor.
    belki de şâirâne sözlerden nefret ediyorsun, meçhul...
    yine de sensiz geçen her vakit ziyân.

    not: iş bu entry anlaşılma gayesi gütmemektedir. zâten var olmayan birine yazılmıştır.
    4 -1 ...
    #37764526 :)

kapat