bugün

Bir anıl emre daldal ve Dilara Aydemir şarkısı.
https://open.spotify.com/...&utm_source=copy-link

"Bana gülüp kimi öptüyse dudakların,
Aynısını ben yapıca'm."
değilim.
zehirli otlarından sıyrılmış ednan ziyagil gibiyim.

gideyim de biraz tahta oyayım.

e: sarmaşık.
çoban aldatan çit sarmaşığı.
belki de tenasül uzvundan aşağı kasımpaşadır kim bilir.
O her kimse hiç üzgün değildir. Eminim.
Zehirli ot değil sarmaşık.

Ben hiç üzgün olmam. Zaten hep üzgünüm.
Ne üzgünü yahu, hayatına bakıyordur. Sen de burada kendi hayatını sikiyorsundur.
Bilmiyorum ki üzgün müdür?

Söylemedi çünkü üzdüğüne üzülüp üzülmediğini..

Söylemiş olsaydı, belki üzüntüm hafiflerdi..
ben uzgunsem onun bunun ve hatta sunun uzgunlugu umrumda bile olmaz. oyleki beter bile olmasini dilerim.
Belki diye diye aylar, yıllar geçiyor. Sonra kafandaki cevapsız soruların cevabını alacak fırsat geliyor. Ama bu soruları sormaya gerek kalmıyor. zaten tavırdan, seçtiği kelimelerden sana olan bütün davranışlarından o belkilerin cevabı çat çat geliyor.
Belki diye bir şey yokmuş. Nefret ettiğini söylüyorsa nefret ediyormuş. Adını zar zor hatırlıyor, geçmişi de zaten çoktan unutmuş. Belki o da mı üzülüyordur? Emin ol siklemiyordur bile.
O yüzden bu belkiler hep belki kalsın sizde, umarım cevabını almak zorunda kalmazsınız.
Ha tabi şarkı sözü falanmış, o ayrı. Dinle geç, benim yazım düşünce biçimi olan kısma.
Bir süre sonra belkilerin yerini, keşkelere bırakacağından henüz habersiz, hayat tecrübesi olmayan insanların kuracağı cümle. Hayatı bir kaç defa sikilmiş herkes bilir ki, gerçeklerle yüzleşen her Ademoğlu eninde sonunda; “Keşke o zaman kendimi bu kadar harap edip üzülmeseydim.” noktasına gelir.