1. 1.
    geçen yine iç duruşmam var. bir yandan demleniyor, bir yandan da belgesel izliyorum..

    bir an nara patlatma isteği beliriyor. tam narayı patlatacağım ki o sırada içimden bir dişi aslan ve peşinden dört yavrusu resmi geçit yapıyor.

    vazgeçiyorum nara atmaktan.

    rakı acımtrak. ağzım kekremsi. ya ezine olmasa!

    peynir bastırıyor biraz.

    ana! bir aslan yavrusu daha. bu, arkada mı kalmış, ne? sürünüyor sanki bu yavrucak. eyvah eyvah! arka iki ayağı tutmuyormuş meğer. davudi bir dış ses felçli olduğunu söyledi nitekim. sadece ön ayaklarıyla, annesine ve kardeşlerine yetişmeye çalışıyor zavallı... nasıl gayrete sürüyor arka ayaklarını nasıl da hayata tutunmaya çalışıyor. ah yavrum benim! keşke seni içinde bulunduğun mezbeleden çekip alsam, içimden söküp atsam! nafile.

    velhasıl, boğazımı yakıyor çiğ anoson. bu yangının yayılması genizden, göğse doğru. nefes almak güç. gözyaşı tadında ter damlaları. ölüm korkusu da olsa diyeceğim ki bu bir kalp krizi. hemen kardiyologumu arayım. ama bu başka bir şey.

    soruyorum; yol alması gereken anne aslan kötürüm bebesini ne kadar bekler? saydım tam beş kez. sonuncusu ayrılığa gebe bekleyiş veda niteliğinde pek hazin. anne dayanamadı döndü, bebesinin yanına kadar gitti. bir süre boyunlarıyla birbirlerini okşadılar, yalaştılar. kızıla çaldı gökyüzü ya anne artık yola koyulmalıydı. öyle de oldu. artık, anne şefkatinin verdiği güçle biraz daha sürünmeli bir süre daha ilerlemeli aslan yavrusu.

    ta ki...

    işte bundan dolayı akbabalardan nefret ediyorum.

    Bir Orta Asya inanışina göre akrabalar kötülüğü temsil edermiş. Elimden gelse bir şaman açar ve Afrika savanları üzerine şimşeklerimi çaktırırım.
    2 ... judas