1. 1.
    * belediyelerinm zart zurt isimleri altında topladığı yasal haraçtır. sinema biletinde yer vergisi, çöp toplama vergisi, kaldırımları yeniledik istihdam vergisi vs. döner sermayeye fon akışını sağlamak amacıyla üretilen vergilerdir. kuzu kuzu ödemekteyizdir. (bkz: vay anasını bee)
    ... audio
  2. 2.
    Kapitalizmin bir zamanlar - 70'li yıllardan 90'lı yıllara uzananan dönem - sermaye diktatörlüğü ve meta , sermaye ihracı için üstler olarak kullandığı ulus devletlerin ve onların idari yönetim şekillerinin sosyal devlet - refah toplumu sanal gerçeklikleri uyutulması ve bu dönem içerisinde kentleri burjuvazinin hem mekansal hem de iktisadi ilişkiler bakımından kentlerde yeniden yapılandırılmaya başlandığı sürecin artık değişen kapitalizmin ulus devlet idari yapıları üzerindeki tahakküm ve sermaye dayatmasının görünür hale gelmesidir.

    Bir zamanlar iktidarlar kapitalizmin serbest rekabet politikasını ilke edinerek ve bu amaç doğrultusunda kentler ile köyler arasında giderek artan iktisadi ve sosyal gelişim farklılıklarını ve üretim sürecinin işsizlik ile arttırdığı göç ve işçi sınıfının eski geleneksel bağlarından kopmadan yaşamak zorunda bırakıldığı gecekondu tarzı toplumsal yaşam alanlarının ve parlementer siyasetin burjuvazi açıkgözlülülüğüne denk gelen oy avcılığı gibi nedenlerden dolayı haşmetlü devletümüz il idare müdürlükleri ve bizzat devlet bütçesinden ayrılan fonlarla burjuvazinin konumunu geliştirme ve emekçileri kapitalizmin sömürü sürecine daha fazla dahil edebilmek amacıyla sınırlı reformlar ile yerel yönetimlere arka çıkmaktaydı.

    Ancak darbe üstüne darbe yiyen ulusal burjuvazi ve emperyalistlerle göbekten bağlı işbirlikçi siyasi partiler iktidarlarını dağılan sovyetlerin ve kapitalizmin bilişim çağı adına liberalize ettiği devletin kapitalist ilişki ve sömürü biçimlerindeki - tarihsel olarak serbest rekabet yerine tekelleşmenin ön plana çıktığı - değişimler doğrultusunda farklılışama neticesinde ortaya çıkan evrensel kapitalizmin tekelci yansıması " devleti küçültmek , yerelleşme , sivil toplumculuk , halk meclisleri " gibi temelinde sermayeye hizmet eden ancak bunu demokrasi ve katılım şirinliğiyle gösterek olan daha rekabetçi ve vahşi bir sömürü biçimine evrilmiştir.

    Bu yolla işbirlikçi ulusal burjuvazi üzerine düşen tüm sorumluluğu yerel yönetimlere atacak , alınan kararlar ve dayatılan iktisadi , siyasal ve sosyal sömürü halkın onayıyla yapılan uygulamalar olarak lanse edilecekti.
    Ancak bu işin görünmeyen yüzüdür. Sermaye sınıfının hizmetindeki iktidarlar her zaman yerel yönetimlerden hesap sorarlar ve yerel yönetim eğer ki muhalefetse çektirmedikleri kalmaz idi. * En güzel örneği güncelliği bakımından bedava su dağıtan , sağlık hizmetini ve ulaşımını , temel gıda maddesi ekmekin ucuza satışı gibi konularla mahkemelik edilmiş sosyalist bir belediye yöneticisinin , Dikili Belediye Başkanı Osman Özgüven'dir.

    Belediyelere olan bütçe yardımlarını ve fonları kısıtlayan iktidarlar - yerel yönetim kendilerindense her şey gani gani akar - hem gereksiz yere kendilerinden olmayanlara hizmet etmemiş olacaklar hem de iktisadi - toplumsal ken ya da kır idari yapısını politik olarak kendisine bağladıkları yerel yönetimler yoluyla oy avcılığı için , emek sömürüsü için bir nevi taşeron feodal bir idari yapı biçimiyle kotarabileceklerdir. Elbette böyle bir sistem ve idari politik yapıda bölgede yaşayan insanlar müşteri onları yönetenlerde satıcı durumuna düşeceklerdir.
    ... nekrofili