bu konuda fikrin mi var? buraya entry ekle. üye ol
  1. 1.
    tayyip yalakalığı yapan bir grubun gazetesinde her seye ragmen ayakta kalmaya calısan ülkenin ne boktan bi durumda oldugunu bize nelerin yavastan dikte edilmeye calısıldıgını daha kimse yazmamısken yazan kalemiyle savasan doga ve insan sevgisi üst düzey örnek şahıs.
    36 -16 ... mamafih
  2. 2.
    aydınlamacı yönü kuvvetli olan; laik, çağdaş, atatürk'çü ve tabii ki hayvan hakları savunucusu yazar...
    recep tayyip erdoğan'ı en harbi şekilde eleştiren, basındaki beş kalemden biri...
    peltek olması hasabıyle, televizyonlarda pek gözükmez... iyi ki de gözükmez yoksa çokça yıpratılırdı....*
    15 -6 ... ferrole
  3. 3.
    Şimdi bu ibadet mi?

    BAYRAMIN ilk gününden bu yana kendi kendime sansür uyguluyorum.

    Kurban kesen okurlarımı üzmemek, inançlı insanların keyfini kaçırmamak için... Televizyon haberlerine bakmıyorum, gözlerimi kapatıyorum, kulaklarımı tıkıyorum...

    Doğrusunu isterseniz artık dayanamadım...

    Hürriyet'teki o fotoğrafları görüp, akşam televizyonlarda o akıl almaz vahşeti izledikten sonra işte soruyorum:

    Şimdi bu ibadet mi?..

    Bir ineği ayaklarından elektrik direğine bağlamak ve bayılsın diye üç-beş kişiyle yanaşıp kafasına sopalarla vurmak "ibadet" mi?..

    Bir kenti pisliğe, etrafa saçılmış iç organlara, kana bulamak...

    Derelerden kan akıtmak "ibadet" midir?..

    Bir dananın kafasına hava alamasın da düşsün diye naylon torba geçirmek ve tekmelerle havasız kalmış karnına vurmak nasıl "ibadet" olabilir?..

    ilkellik, vahşet, merhametsizlik, cana saygısızlık, dehşet, işkence "ibadet" sayılabilir mi?..

    *

    Yabancı televizyonlar tüm bu ilkelliği dünyaya gösterdiler, kimisi "Çocukları ekrandan uzaklaştırın" anonsu yaparak...

    Bu bizim aklı başında insanlarımızın, bilinçli din adamlarımızın ve eğitimcilerimizin "Kurban keserken çocuklara göstermeyin" uyarılarının aynısı.

    O zaman sormaz mısınız; bir "ibadet" nasıl çocuklardan gizli yapılır.

    Bir "ibadet" çocukların ruh sağlığını bozabilir mi?..

    Çocukların görmemeleri gereken eylemlerinizin bir listesini yapın isterseniz. O listenin içine koyacağınız bir "ibadet" nasıl duracak, bakar mısınız?..

    *

    Peki ne yapacağız?

    Ben de o kaypak politikacılar gibi eş-dost karşısında "Bu ne rezalet" deyip, kamera karşısına geçince "Efendim milletimizin ibadet hakkı..." diye ikiyüzlü mü davranmalıyım?..

    Bu vahşeti sergileyip hem insanların bayramını zehir eden, hem ülkemizi dünyaya rezil eden, hem Müslümanlığı karalayan bu ilkelliğe kimse ses çıkartmayacak mı?..

    Bu böyle sürüp gidecek mi?..

    Siz bilirsiniz...

    O zaman toplumumuzda sürüp giden ve insanın insana reva gördüğü merhametsizliğe, acımasızlığa, haksızlığa, dehşete, cinayetlere, her gün bir yenisine tanık olduğumuz vahşete, durmadan akan insan kanına katlanmalısınız.

    Çünkü tüm bunlar bir başka yerde "ibadet" adına yapılıyorsa...

    Hoş karşılanıyorsa...

    Bunları yapanlar sevap işlemiş sayılıyorlarsa...

    Ve çocuklar bunları göre göre büyüyorlarsa...

    Yapacak bir şey yok...
    17 -12 ... ferrole
  4. 4.
    emin çölaşan'ın bekir coşkun hakkında yazdıkları için...

    Ona ;Sohbetçi Bekir Paşa; diye takılırım. Eğer Osmanlı döneminde Paşa olsaydı, odasındaki ünlü sohbetleri nedeniyle mutlaka bu isimle tarihe geçerdi.

    Gençlik yıllarında, üniversite okurken Ankara gazinolarında kanun, ud, bağlama, keman çaldı. Zeki Müren'e bile birkaç kez kanunu ile eşlik etti. Sonra gazeteci oldu.

    Urfa'dan çıkıp kaptan ehliyeti alan ilk kişi Bekir! Kaptanlığı Ankara'da -karada- öğrendi, Ayvalık'ta tekne alıp kullanmaya başladı. Bekir tekneye bindiğinde Ayvalık'ta ve Yunanistan'ın Midilli adasında sirenler çalıyor. Kurtarma botları denize açılıyor, diğer tekneler sahile dönüyor. Urfalı Bekir kaptanın teknesiyle denize çıkması, acemi sürücünün kamyonla şehir trafiğine çıkıp çılgınca gazlaması gibi oluyor!

    Teknesiyle iki kez karaya, birkaç kez başka teknelere çarptı, yaralılar hastanelerde tedavi gördü.

    Trap-skit atıcısı, iyi bir silahşör! Atıcılık dalında müsabakalara katıldı. Görenlerin yalancısıyım, bir yarışmada hedef şaşırıp yanlışlıkla hakemleri ve seyircileri vurunca lisansı iptal edildi.

    Pako'nun babası aynı zamanda marangoz. Evdeki tezgahında marangozluk yapar. Fakat küçük bir kusuru, kullanacağı tahtaları evin dolaplarından koparır. Geçenlerde kitaplığı söküp Pako'ya yeni bir kulübe yaptı. Resim çerçevesi yaparken iki tahtasının eksik olduğunu gördü, yerdeki parkeleri söktü ve akşam karısından zılgıt yedi.

    Okuyucular bunları doğal olarak bilmez ama ben bilirim. Ertesi gün bana anlatır.

    Ben Pako ile hiç tanışmadım. Onu hem kendisinin, hem de Bekir'in yazılarından bilirim. Türk basınının ;insan olmayan; ilk yazarıdır!

    Ben Bekir'in yazılarını okurum, içindeki muhteşem mizahı içime sindire sindire bazen gülerim, bazen düşünürüm. Doğrusunu isterseniz, Bekir, Pako'dan daha iyi bir yazardır. Buna karşın sadece pazar günleri yazan Pako için gelen telefon, faks, mektup sayısı, Bekir'e gelenlerden çok daha fazladır.

    Bekir, bu yüzden Pako'yu hafiften kıskanır ama belli etmez.

    *

    Ona hep ısrar etmişimdir: ;Yaşam öykünü kitap yap. Urfalı Bekir'i, en baştan bu yana yaşadıklarını, nereden nereye nasıl geldiğini anlat; O inanılmaz mizah anlayışıyla ortaya tadına doyulmaz bir kitap çıkacaktır ama gerçek bir tembeldir, yapmaz!

    Bizim meslekte kıskançlık, olumsuz rekabet ve hatta düşmanlık yoğundur. Gerçek dostluğu ender yakalarsınız. Bırakın gazeteciliği, yazarlığı falan bir yana, Bekir benim için gerçek bir dosttur...

    Ve aynı zamanda doğanın, çevrenin, hayvanların da en büyük dostu, bu kavramları Türk basınına taşıyan ve kamuoyuna tanıtan ilk gazetecidir.

    Aramızda kalsın, biraz da yağcılığı vardır! Kendisi hakkında bu yazıyı benim yazacağımı öğrendiği günden beri etrafımda dolaşıyor, çaylar ısmarlıyor, ;En büyük Emin Çölaşan; diye notlar gönderiyor ve iyi şeyler yazmam karşılığında muhteşem vaatlerde bulunuyor!
    12 -4 ... ferrole
  5. 5.
    Ankara'da Yüksek Gazetecilik Okulu'ndan mezun olduktan sonra 1974'te foto muhabiri olarak işe başladı. Daha sonra polis muhabirliği, parlamento muhabirliği yaptı.
    1978'de Günaydın gazetesine geçti. Köşesinin adı Dokuzuncu Köy'dü. 1987'de Sabah gazetesinde Onuncu Köy başlıklı köşesini yazmaya başladı.
    Köşe yazılarını halen Hürriyet gazetesinde aynı isimle sürdürmektedir.
    6 ... ferrole
  6. 6.
    çukurova üniversitesi nin bazı fakültelerinde türkçe, türk dili,yazılı anlatım, sözlü anlatım vs. derslere giren şahane bir insan.
    6 -2 ... kemalettin şentürk
  7. 7.
    Ankara universitesi siyasal bilgiler fakultesi * ögrencilerinin oylarıyla 'kariyerinin zirvesidekiler' ödülüne deger bulunan hurriyet gazetesi yazarı..
    7 -2 ... ozsaycan
  8. 8.
    bir sabah uyanip ak partiyi hatta bütün islamci kesimi türkiyeden göcüp gitmis bir durumda gördügünde kösesindeki boslugu nasil dolduracagini merak ettigim abozade.
    5 -15 ... ciwan
  9. 9.
    e-posta aracılığıyla Yollamış olduğum denememe, 'çok beğendim ve kıskandım' şeklinde yanıt atarak, beni dünyanın en mutlu insanlarından biri yapan değerli yazar.
    14 -2 ... sulh
  10. 10.
    hürriyet gazetesinin tek başına okunma sebebi yazarı. doğru bildiğini çekinmeden söyleyen (gazetenin genel yayın anlayışının tam tersi bile olsa) düşüncelerinde sapma olmayan, söylediklerinin sonuna kadar arkasında duran, asla kıvırmayan köşe yazarı.
    (bkz: adam gibi adam)
    9 -3 ... fowler